"Hasbünallah" ve "Hasbiyallah" farklı mıdır?
- Akşam namazlarından sonra çektiğimiz bu iki zikir mana itibariyle birbirine yakın görünüyor; hangi durumlarda nasıl bir hal üzereyken hangisini tercih etmeliyiz?
- İkisi de Allah bana yeter diyerek tevekkül hakikatine isal ettiriyor...
Değerli Kardeşimiz;
Akşam namazından sonra sıklıkla dilimize vird edindiğimiz bu iki zikir, aslında aynı Kur'an ayetinin iki farklı dil bilgisi (i'rab) ve bağlam halidir. İkisi de kök olarak aynı hakikate çıksa da ruh dünyamızda uyandırdığı yankı ve halet-i ruhiye açısından ince bir fark barındırır.
Bu iki zikir, Kur'an-ı Kerim'deki iki muazzam ayete dayanır:
"Hasbünallahü ve ni'mel vekîl" (Âl-i İmrân, 173)
"Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hû..." (Tevbe, 129)
Hangi durumlarda, nasıl bir hâl üzereyken hangisini tercih etmemiz gerektiğine dair kalbi kılavuz şu şekildedir:
"Hasbünallah" (Allah Bize Yeter) - Cemaat, Dayanışma ve Dış Tehdit Hâli
Âl-i İmrân Suresi 173. ayette, Uhud Savaşı sonrasında müşriklerin tekrar saldıracağı haberi geldiğinde, müminlerin sarsılmaz bir teslimiyetle hep birlikte "Allah bize yeter, o ne güzel vekildir." dedikleri aktarılır. Çoğul bir aidiyet ve sığınma vardır.
Tercih Edilmesi Gereken Hâl:
Kendimizi yalnız hissetmediğimiz ama toplumsal bir baskı, ümmeti ilgilendiren bir dert, ailevi bir sıkıntı veya dışarıdan gelen ortak bir tehdit / stres karşısında olduğumuzda.
Ailemiz, sevdiklerimiz veya tüm müminler adına bir tevekkül kalesi kurmak istediğimizde.
Kalbimize bir cemaat şuuru, biz bilinci ve düşmana / zorluklara karşı kolektif bir dik duruş enerjisi üflemek istediğimizde bu zikri tercih edebiliriz.
"Hasbiyallah" (Allah Bana Yeter) - Yalnızlık, İnziva ve Kalbi İltica Hâli
Tevbe Suresi 129. ayette ise Cenab-ı Hak, Peygamber Efendimize (asm) hitaben, eğer etrafındaki insanlar yüz çevirirse tek başına şöyle demesini buyurur: "De ki: Allah bana yeter. Ondan başka ilah yoktur. Ben ona tevekkül ettim..." Bireysel, kul ile Yaratıcı arasında bire bir sığınmadır.
Tercih Edilmesi Gereken Hâl:
Etrafınızdaki kalabalıklara rağmen kendimizi yapayalnız, anlaşılmamış veya terk edilmiş hissettiğimizde.
Dünyevi hiçbir sebebin, dostun veya sığınağın bize fayda vermediğini müşahede ettiğimiz o yalnızlık anlarında.
Kendi iç dünyamızla baş başa kaldığımızda, nefsimizle mücadele ederken veya şahsi bir kederin, hastalığın kalbimizi daralttığı demlerde.
İbadetin en mahrem yerinde, "Kimse olmasa da Rabb'im bana kâfidir." diyerek âdeta dünyayı arkaya atma halindeyken bu formu tercih etmek ruha muazzam bir sekinet verir.
Özetle: Hasbünallah, bir omuz omuza verişin, zorluklara karşı hep beraber direnmenin ve azametin zikridir.
Hasbiyallah ise, kulun Rabbine karşı açtığı en mahrem yalnızlık perdesidir; hüznün, kırıklığın ve saf aşkın zikridir.
Akşam namazından sonra kalbimizin o anki ihtiyacına bakalım: Eğer dünya dağdağasından ve dış etkenlerden yorulmuş ve ekip olarak çıkmazda olduğumuzda "Hasbünallah" ile kalemize çekilelim; eğer içimizde hiç kimseye açamadığımız şahsi bir sızı veya yapayalnızlık hissi varsa "Hasbiyallah" diyerek doğrudan doğruya onun (c.c) hususi rahmetine iltica edelim. Her iki hâl de neticede insanı aynı tevhid ve tevekkül ufkuna ulaştıracaktır...
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü