Üstad'ımızın dua ederken "O anda melaike de gelse kabul etmem." demesi caiz midir? Melekler iradeleri ile gelemez!

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İstikbaldeki Nur Talebelerine Dua Ediyorum

Gece erken kalkar, teheccüd namazını kılardı. Evradlarını, bütün dualarını sabah namazına bir saat kala bitirirdi. Ellerini dergâh-ı İlahiyeye açar, uzun uzun dua ederdi. Bu dua bir saat devam ederdi. O anda bizler giremezdik. Ancak dua bittikten sonra girebildik.

'Hatta benim bir dua vaktim var, o anda melaike de gelse kabul etmem' demişti.

'Hem istikbaldeki Nur Talebelerine dua ediyorum.' derdi.

Üstad'ımız yatsı namazını kılınca fazla beklemez hemen yatardı." (Tanıyanların Dilinden, Bayram YÜKSEL)

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin bu sözü, kelimesi kelimesine yani zahirî bir hukuk kuralı gibi değil; edebi bir teşbih, belagat sanatı ve yüksek bir manevi hali tasvir etmek amacıyla söylenmiş bir ifadedir. İslam inancına göre meleklerin Allah'ın emri dışında hareket edemeyeceğini Üstad'ın bilmediğini düşünmek elbette mümkün değildir. Bu ifadenin arka planını, neden caiz görüldüğünü ve neyi amaçladığını şu birkaç madde ile daha net anlayabiliriz:

1. Huzur-u Kalp ve Tam Konsantrasyon (Manevi İnziva)

Üstad bu sözüyle, o özel dua vaktinde Rabbi ile baş başa kaldığı andaki huzur ve huşu yoğunluğunu anlatmak istemiştir. Tasavvuf ve maneviyat dilinde buna huzur-u tam yani kalbin Allah'tan başka hiçbir şeyle, hatta melekler gibi nurani varlıklarla bile meşgul olamayacak kadar Yüce Yaratıcı'ya yönelmesi denir. "O anda kim gelirse gelsin, dikkatimi ve kalbimi bu huzurdan ayıramam." demenin mübalağalı ve edebi bir anlatımıdır.

2. Belagat ve Mübalağa Sanatı

Arap ve Doğu edebiyatında, ayrıca İslami literatürde bir durumun ne kadar tavizsiz ve ne kadar kıymetli olduğunu vurgulamak için bu tarz en üst perdeden teşbihler yapılır. "Melekler bile gelse..." ifadesi, "Dünyadaki en mukaddes, en masum veya en değerli sebep bile olsa bu duayı ve bu huzuru kesemez." anlamına gelen hayali bir varsayımdır. Yoksa meleklere karşı bir hürmetsizlik veya onların iradesine bir müdahale kastı kesinlikle yoktur.

3. Din İşlerinde Teşbihin Caizliği

İslam alimleri, imanın ve İslam'ın asıllarına (mesela meleklerin Allah'ın emrinde olduğu gerçeğine) kasten zıt düşülmediği müddetçe, manevi halleri, sevgiyi veya bağlılığı anlatmak için yapılan bu tarz edebi benzetmeleri caiz görmüşlerdir. Burada Üstad, itikadi bir hüküm koymuyor; tam tersine, o andaki duanın kudsiyetini ve o vakte verdiği hayati önemi muhatabın zihnine nakşetmek istiyor.

4. Nur Talebelerine Verilen Önem

Cümlenin devamında "Hem istikbaldeki Nur Talebelerine dua ediyorum." demesi de bu vaktin ne kadar büyük bir sorumluluk ve şefkatle geçirildiğini gösterir. Gelecekte gelecek olan talebelerinin iman selameti için öylesine büyük bir iştiyak ve konsantrasyonla dua etmektedir ki, o bağın arasına hiçbir aracının girmesini istememektedir.

Özetle; bu söz itikadi (inançla ilgili) bir iddia değil, duadaki tam kilitlenme, ihlas ve manevi hazzı anlatmak için kullanılan edebi ve mecazi bir ifadedir. Bu yönüyle dinen bir sakıncası olmadığı gibi, Üstad'ın o vakte ve duaya verdiği muazzam değeri gösteren kudsî bir hatıradır.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Üstad Hazretlerinin bir günü nasıl geçerdi?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 100
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

artiha

Gelmeyeceğini bildiği için 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...