Üstad'ın Alem-i İslam'la ilgili dertlenmesine Risalelerden ve hatıralardan misaller verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bediüzzaman Said Nursi, İslam âlemine indirilen darbeleri en evvel kendi kalbinde hisseden mücahid ve diğerkâm bir şahsiyetti. Bu nedenle zaman olmuş, İslam âlemine ilim fedaisi yetiştirmiş, zaman olmuş Rus ve Ermenilere karşı savaşa girmiş, zaman olmuş meydana gelmeye hazırlanan maddi ve manevi depremlere karşı geliştirdiği çareleri Sultana sunmaya gitmiş, zaman olmuş hutbeye çıkıp geri kalış sebeplerini anlatıp çare ve ilaçları sunmuş, zaman olmuş harici düşmanların işini kolaylaştırmamak adına kendisine yapılan zulümlere karşılık vermeden sabırla karşılamış, zaman gelmiş içli bir şekilde İslam âleminin kurtuluşu için kalben ve ruhen dua etmiş, zaman gelmiş hem iman hem de İslam noktasında insanların uyanması ve imani bir bakışa sahip olmaları için ciddi eserler telif etmiş bir fedaidir.

Bu bahsedilen meselelere Risalelerden ve hatıra kitaplarından derlenen anekdotları aşağıda vermeye gayret edeceğiz.

"Harb-i Umumî'de mağlubiyetimizden dolayı fazla müteessir olduğunuzu görüyoruz diyenlere cevaben: Ben kendi elemlerime tahammül ettim; fakat ehl-i İslâmın eleminden gelen teellümat beni ezdi. Âlem-i İslâma indirilen darbelerin, en evvel kalbime indiğini hissediyorum.

Onun için bu kadar ezildim. Fakat bir ışık görüyorum ki, o elemlerimi unutturacak inşâallah diyerek tebessüm eylerdi." (Hutuvat-ı Sitte; Tarihçe-i Hayat, s. 138)

"Üstad Bediüzzaman Âlem-i İslam'ın dertlerine ne gibi çareler getirmiştir?" denilse elbette bu soruya onu gören ve birlikte çile çekmiş olan taleberinin cevabı en uygun cevap olacaktır. Şöyle ki;

"Türkiye'deki İslâmî inkişaf, Risale-i Nur faaliyetinin bir semeresi olarak belirtilmiş, Üstad Bedîüzzaman Âlem-i İslâmın manevi lideri olarak zikredilmiş ve "Hazret-i Bedîüzzaman Said Nursî" diye hakkında birçok makaleler yazılmıştır. Bugün Risale-i Nur, İslâm âlemince, İslâmiyete yöneltilen hücumları kıran bir sedd-i Kur'anî olarak bilinmekte ve kabul edilmektedir." (Tarihçe-i Hayat, Isparta Hayatı, s. 695)

Aşağıdaki Mektup'tan Üstad'ın davası uğuruna neler çektiğini anlatan bir parçayı arz etmek istiyoruz:

"بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ Ey âlem-i İslâm'ın dünya ve ahirette selâmeti için Kur'anın feyziyle ve Risale-i Nur'un hakikatıyla ve sadık şakirdlerin himmetiyle mübarek gözlerinden yaş yerine kan akıtan ve ey fitne-i ahir zamanın şu dağdağalı ve fırtınalı zamanında Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâm'dan ziyade hastalıklara, dertlere giriftar olan ve Kur'anın nuruyla ve Risale-i Nur'un bürhanlarıyla ve şakirdlerin gayretiyle âlem-i İslâmın maddi ve manevi hastalıklarını Hakîm-i Lokman gibi tedaviye çalışan ve ey mübarek ellerinde mevcud olan Nur parçalarının hak ve hakikat olduğunu Kur'anın otuzüç âyetiyle ve keramet-i Aleviye ve Gavsiye ile isbat eden ve ey kendisi hasta ve ihtiyar ve zaîf ve gayet acınacak bir halde olduğuna göre herkesten ziyade âlem-i İslâm'a can feda eder derecesinde acıyarak kendine fenalık etmek isteyenlere Kur'anın hakikatıyla ve Risale-i Nur'un hüccetleriyle, Nur talebelerinin sadakatlarıyla hayırlı dualar ve iyilik etmek ile karşılayan ve yazdığı mühim eserlerinden Âyetü'l-Kübra'nın tab'ıyla kendi zâtına ve talebelerine gelen musibette hapishanelere düşen ve o zindanları Kur'anın irşadıyla ve Risale-i Nur'un dersiyle ve şakirdlerin iştiyakı ile bir medrese-i Yusufiyeye çeviren ve bir dershane yapan ve içimizde bulunan cahil olanların hepsini Kur'anı o dershanede hatmettirerek çıkaran; .... sadaka, kaza ve belayı nasıl def'ediyorsa Risale-i Nur'un da Anadolu'ya gelecek kazayı, belayı, yirmi senedir def'ettiğini aynelyakîn isbat eden üstad-ı ekremimiz efendimiz hazretleri!.."
(Şualar, On Birinci Şuâ, On Birinci Meselenin haşiyesinin bir lâhikasıdır.)

Dost ve düşmanın ittifakı ile hem âlemi-i İslam'ı hem insaniyet âlemini tehdid eden anarşi ve komüzim ile en büyük mücadeleyi Üstad Bediüzaman vermiştir:

"Beşeriyeti dehşetli sadmelere uğratan, tehdid eden anarşiliğin ifsad ve tahribin yegâne çaresi ancak ve ancak İlahî, semavî bir dinin ezelî ve ebedî hakikatlarıdır, hakikat-i İslâmiyettir."

"Risale-i Nur, hakikat-i İslâmiye ve Kur'aniyeyi müsbet ve müdellel bir şekilde insanlığın nazar-ı tahkikine arz ve ifade etmektedir." (Barla Lahikası, Takdim ve Mukaddime)

Zübeyir Gündüzalp Ağabey'in şu ifadeleri ne kadar Âlem-i İslam'ın inkişafı, Risale-i Nur'un inkişafına vabeste olduğunu gösteriyor:

"Mukaddesatçı ve milliyetçi bir gençliğin, düşmanlarımıza karşı ruh cephesinde açtığı manevi mücahedede bu gençliği muzaffer kılacak en üstün cihaz, iman hakikatleri ve en üstün kuvvet ise, iman kuvvetidir. Risale-i Nur; Kur’an yolunu göstermekte, kararan ruhları, körleşen vicdanları aydınlatmakta, yıkılan iradeleri kuvvet verip canlandırmaktadır." (Bir Dava Adamının Notları-II)

Âlem-i İslam ile ilgili Üstad'ın yaptığı faaliyetleri ve çalışmaları kısaca ifade etmeye çalışalım:

Üstad Bediüzzaman sadece Türkiye değil, diğer tüm İslam ülkeleriyle hatta insaniyet adına komünizm aleyhinde gayret göstermiş, çalışmalar yapmıştır. Tercüme ve telifler yapmaya ve yaptırmaya çalışmıştır. Hatta Vatikan'a bizzat mektup yazarak komünizm için ittifak ve yardımlaşma çağrısı yapmıştır. Ve İslam'ın tebliği için Zülfikâr mecmuasını oraya kadar göndermiştir. Bir Mektubunda

"Hatta değil Müslümanlarla, belki dindar Hristiyanlarla dahi dost olup adaveti bırakmağa çalışıyorum. Harb-i Umumî ve komünizm altındaki anarşistlik tehlike ve tahribatlarının lisan-ı haliyle "Dünya fânidir, firaklarla doludur."

"Ey insanlar adaveti bırakınız, Kur'an dersini dinleyip birleşiniz; yoksa sizi mahvedeceğiz." diye beyanıyla bu zamanın şartları ve îcabları karşısında tarz-ı hizmeti yine Kur'anın nuruyla göstererek hakîmane irşadın ve tevfik-i İlahiyeye muvafık hareketle isabetli hizmetin îfası gibi noktalardan Risale-i Nur'un lüzum ve ehemmiyetini tebarüz ettiriyor." (Barla Lahikası, Takdim ve Mukaddime)

Ayrıca şu hatırada geçen Üstad'ın Âlem-i İslam'a büyük bir darbe vuran Harb-i umumi daha olmadan hissetmesi ne kadar ruhen ve manen alakadar olduğunun da açık bir delilidir.

"...hiss-i kable'l-vuku' kabîlinden olarak, memleketi yıkıp yakacak büyük bir zelzelenin arefesinde bulunduğumuz zihne geldi."

"(Haşiye-1): Evet Van'da Horhor Medresemizin damında esna-yı derste, büyük bir zelzelenin gelmekte olduğunu söyledi. Hakikaten söylediği gibi, az bir zaman sonra Harb-i Umumî başladı." (Hamza, Mehmed Şefik, Mehmed Mihri) (İşarat-ül İ'caz, İfade-i Meram)

Rusya'da esarette iken o bölgeleri iki sene gezerek hem gerekli tebliği yapmış ve komünizmin dehşeti hakkında yerinden bilgi edinmiştir. Bu cereyanı durdurmak için planlar ve gayretler içerisine gitmiştir. Rusya için şu sözü çok manidardır:

"İki dehşetli harb-i umuminin neticesinde beşerde hasıl olan bir intibah-ı kavi ve beşerin tam uyanması cihetiyle katiyyen dinsiz bir millet yaşamaz. Rus da dinsiz kalamaz, geri dönüp Hristiyan da olamaz." (Emirdağ Lahikası-II, 65. Mektup)

Irkçılığın zirve yaptığı bir devirde İslamiyet milliyetini savunmuştur. Bu mana için telifler ve mektuplar yazmış ve tebliğler yapmıştır. Ayrıca Tesettür Risalesi ile Âlem-i İslam'a gelen ağır bir darbeyi de kaldırmaya çalışmıştır.

"bîçare nisa taifesinin gafil kısmını dahi yanlış yollara sevk etmek için bir iki komitenin tesirli bir surette perde altında çalıştığını hissettim. Ve bildim ki bu millet-i İslâma bir dehşetli darbe, o cihetten geliyor. Ben de siz hemşirelerime ve gençleriniz olan manevi evlatlarıma kat'iyyen beyan ediyorum ki:

"Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi, saadet-i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvî seciyeleri de bozulmaktan kurtulmanın çare-i yegânesi, daire-i İslâmiyedeki terbiye-i diniyeden başka yoktur!.. Rusya'da o bîçare taifenin ne hale girdiğini işitiyorsunuz." (Lem'alar, Yirmi Dördüncü Lem'a)

Risale-i Nurların tüm dünyada icra ettiği faaliyetler çoklukla mevcuttur. Biz birkaç tanesini nümune için aktaralım.

  • Şam'da Emevi Camii'nde Âlem-i İslam'da olan hata ve hastalıkları ve tedavi yollarını binlerce kişiye tebliğ etmiştir. Bu eser bir hafta içerisinde Şamda 2 defa basımı gerçekleştirilmiş. 1950'li yıllardan sonra Üstad Bediüzzaman duruma göre tekrar güncellemiş ve bütün İslam âlemine kazandırılmıştır.
  • Mısır'a İşaratü'l-İcaz tefsirini ve hatta Külliyatın tamamını muhtelif zamanlarda Ezher Üniversitesinde Mustafa Sabri Efendiye göndermiş ve neşrini sağlamıştır. Böylece İslam âleminin ilim noktasında anahtarı sayılan bu merkezde Risalelerin ilim dünyası tarafından tanınmasına çalışmıştır. Daha sonraları İslam âleminden çok âlimlerin Risaleler vasıtasıyla müspet hareket mantığında hareket edilmesinin gerekliliği üzerinde beyanat ve çalışmaları olmuştur.
  • Kore'ye iman ve İslam hizmeti için ve oranın maddi ve manevi asayişi için talebesi olan Rahmetli Bayram Yüksel Ağabey'i yollamıştır. Orada ve Japonya'da neşir ve faaliyetler gösterilmiştir. (bk. Tanıyanların Dilinden: Bayram YÜKSEL)
  • Üstad Bediüzzaman o kadar İslam âlemi ile alakadar ki, o taraftan gelen islam aleyhinde küçük bir hadise bile kendi kalbinde, ruhunda, hayalinde hatta bedeninde bile acı ve elem duymuştur. Bir çok defa hasta olmasının bir sebebi de alem-i İslam ile ilgili olan hadiseler olmuştur.

Hüsrev Altınbaşak Ağabeyimizin şu mektubu çok manidardır:

"Aziz Üstad!"

"Âlem-i İslâm'a indirilen o azîm darbeler, âlem-i İslâm hesabına sizin omuzlarınıza isabet ettiğini biliyorum. Böyle olmakla beraber, ulvi ruhunuz, âlî hamiyetiniz, hadden efzûn sabrınız, daha pek çok ve pek güzel hasletleriniz üzerinde en bâriz izleri gözüken şefkatiniz, zalimler hakkında da hayır dua etmek oluyor." (Barla Lahikası, 182. Mektup: Ahmet Hüsrev'in Fıkrasıdır)

Zübeyr Gündüzalp Ağabeyimiz yaptığı Konferansın bir yerinde şöyle diyor:

"Bedîüzzaman, din kardeşlerine ziyade şefkatlidir. Onların elemleriyle elem çektiği, İslâm dünyasında hürriyet ve istiklali için can veren, fedai İslâm mücahidlerinin acılarıyla muzdarib olduğu, Kur'an ve İslâmiyet'e yapılan darbeler ânında çok ızdırablar çektiği, böyle acı acıların tesiratıyla, zâten pek az yediği bir parça çorbasını da yiyemediği çok defa görülmüş ve görülmektedir."

"Ekser günleri hastalıklar ve sıkıntılarla geçmektedir. Bir Nur talebesinin yazdığı gibi, 'Ey Millet-i İslâm'ın ebedî refah ve saadeti için, dünyada rahatlık görmeyen müşfik Üstadım! Senin devam eden hastalıkların cismanî değildir. Dinimize icra edilen istibdad ve zulüm sona ermedikçe, âlem-i İslâm kurtulmadıkça senin ızdırabın dinmeyecektir.' Evet, biz de bu kanaatteyiz."

"Fakat o elîm acılar, Bedîüzzaman'ı asla ye'se düşürmemiş, bilakis öyle küllî ve umumî bir dinî cihada ve dua ve ubudiyete sevk etmiştir ki: "Kurtuluşun çare-i yegânesi, Kur'ana sarılmaktır." demiş ve sarılmış. Kur'anda bulduğu deva ve dermanları kaleme alarak, bu zamanda bir halâskâr-ı İslâm ve nev'-i beşerin saadetine medar olan Risale-i Nur eserlerini meydana getirmiştir."

"Hunhar din düşmanlarının, dünyevî satvet ve şevketleri, Bedîüzzaman'ı kat'iyyen atalete düşürtememiştir. 'Vazifem Kur'ana hizmettir. Galib etmek, mağlub etmek Cenab-ı Hakk'a aittir.' diye iman ederek, bir an bile faaliyetten geri kalmamıştır..." (Sözler, Konferans)

İşte Bediüzzaman'ın, bir kısmını naklettiğimiz kendi ifadelerinden ve onu yakından tanıyan talebelerinin ifadeleriyle nasıl bir İslam fedaisi olduğu anlaşılabilir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- bk. Tanıyanların Dilinden: MÜNİR BAKAN.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Ramazan Pekşen

Allah razı olsun üstaddan, sizlerden. Rabbim bizleri de üstada hakkıyla talebe eylesin inşallah.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...