"Risale-i Nur'un hizmetkârıyım ve o dükkânın bir dellâlıyım... Şahsımdaki kusurat, ona sirayet etmez." Bu ifade kime ait, söyleyen kişi kusuru olduğu halde bunu ifade ediyor olabilir?
Değerli Kardeşimiz;
Üstad Hazretleri burada kendi nefis ve hevasını zem makamında konuşuyor ve bunun sebeplerini izah ediyor. Hazret-i Yusuf (as) gibi masum bir peygamber bile, nefsini temize çıkarmıyorsa, Üstad Hazretlerinin böyle bir tavsifte bulunması ubudiyet noktasından gayet makul ve normal bir tavsiftir.
İnsanın kusurunu ve acizliğini Allah’a karşı ilan ederken, böyle ifadelerde bulunması gayet makuldur ve çok güzeldir. "İlahi, ben zelil, Sen ise izzet sahibisin" demek gibi bir şeydir. Bu da ubudiyetin latif bir serzenişi kabilindendir. Bütün büyük şahsiyetlerin benzer sözleri ve yakarışları bulunmaktadır.
Büyük zatlar, küçük bir hatayı dahi büyük bir günah olarak gördüklerinden, nefsine zulmetmiş addediyorlar. "Ebrarın hasenatı, mukarribinin seyyiatı gibidir." Yani, avam olan salih insanların yaptığı iyilik ve ibadetler, büyük zatların yanında gaflet ve günah gibidir.
Bizce mubah ve normal olan haller, büyük zatlar için gaflet ve huzuru taciz eden şeyler olarak değerlendirilmiştir.
Bir de Üstad Hazretleri burada bize nefis ile mücadele etmenin usulünü ders veriyor, bize rehberlik yapıyor. Meseleye bu açıdan da bakabiliriz.
Asrın müceddidi hakkında böyle suizanda bulunmak, imalı imalı laflar söylemek hoş bir davranış değildir. Onun hayatını incelediğimizde takvada da bu asrın en ilerisinde olduğunu görürüz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü