"İman muhabbeti, İslâmiyet uhuvveti istilzam eder." cümlesini izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Allah’a iman ile bağlananlar, yine Allah’a iman ile bağlı olanları sever ve hürmet eder. Çünkü aynı Allah’a iman ediyorlar ve aynı Allah’ın rızasını kazanmaya çalışıyorlar.
Allah’ı sevenleri sevmemek zımni olarak Allah’ı sevmemeyi netice verir. Çünkü, "Dostun dostu dosttur." sözü bizde esaslı bir kaide olarak yerleşmiştir. Madem imanla Allah'a dost olmuşuz, Allah'ın dostu olan müminleri de dost kabul etmek, imanın gereğidir. Bu yüzden kalbinde Allah sevgisi olanlara buğzetmek ve onlara husumet beslemek, hakiki ve kamil iman ile bağdaşmaz.
İslam’ın bütün emir ve yasakları, bu emir ve yasaklara uymakla mükellef kimselerin kardeş olmalarını gerekli kılıyor. Şöyle ki;
Müminlerin birbirlerini düşman görmeleri ve sonra da aynı camide aynı safa durmaları, hem teorik açıdan hem de pratik açıdan mümkün değildir. Üstadımız bu konuda şu güzel değerlendirmeyi yapıyor:
"Evet, mü’min olan kimse, iman ve tevhid iktizâsıyla, kâinata bir mehd-i uhuvvet (kardeşlik beşiği) nazarıyla baktığı gibi; bütün mahlûkatı, bilhassa insanları, bilhassa İslâmları birbiriyle bağlayan ip de ancak uhuvvettir."(1)
Zengin bir mümin zekatını fakir mümine verir, bu da kardeşlik duygusu ile olabilir. Zira insanın nefret ettiği birisine samimi bir şekilde mali yardımda bulunması kabil değildir.
Yine hac bir yönü ile cemaat ibadetidir ki, birbirlerine düşman olanların aynı ortamda tavaf etmesi mümkün değildir.
Yani nereden bakılırsa bakılsın, İslam’ın bütün emir ve yasakları, kardeş olmayı kardeşçe yaşamayı mecbur kılıyor. Kardeş olmayan ve kardeşçe yaşamayanların inancı şüpheli en azından taklidi olduğu muhakkaktır.
(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Hubab.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar