"Kur’ânı dinleyen insana, Kur’ândaki ilm-i hakikatı ve nur-u hakikatle dünyanın mahiyetini bildirmekliği..." Kur’ân'daki ilm-i hakikatten maksat nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hakikat ilmi, çok geniş manalar taşır. Başta iman hakikatleri olmak üzere, her şeyin ve her hadisenin doğru olarak bildirilmesini ifade eder.

Dokuzuncu Söz’de tesbihin üç ayrı manası verilirken, ikinci mana için şöyle buyurulur:

"Ehl-i dalâletin efkâr-ı batılasından münezzeh ve mualla..." Yani, sapık görüşlerin ve batıl inançların Allah hakkında ortaya attıkları ne kadar yanlış fikir varsa, Allah onların hepsinden münezzehtir. İşte Allah inancı hakkında “hakikat”, onu Kur’ân'ın bildirdiği gibi bilmektir.

Keza, âhiret konusunda, cesetlerin değil, sadece ruhların dirileceğini savunan görüşler de hakikat değildir.

Diğer iman hakikatleri de aynı şekilde değerlendirilebilir.

Öte yandan, kâinat ne mana ifade etmektedir?
- Şu görünen eşyanın hakikati nedir?
- Dünya hayatının hakikati nedir?
- Hastalıkların, musibetlerin ve ölümün hakikati nedir?

Bunun gibi bütün sualler ancak Kur’ân'dan tâlim edilecek “hakikat ilmi” ile doğru cevaplandırılabilir. Zira Kur’ân Allah kelamıdır, bütün varlık âlemini ve onda cereyan eden bütün hâdiseleri yaratan odur. Onun yarattığı eşya ve hadiseler hakkında insan aklının ortaya koyduğu bütün felsefî görüşler, birer tahmin olmaktan öteye geçemez.

Bir insan ne kadar zeki, kabiliyetli ve ince anlayışlı da olsa her meseleyi anlayamaz. Çünkü akıl da mahlûktur, idraki sınırlıdır. Akla istikamet veren peygamberler, kitaplar ve mürşitlerdir.

Ezel ve Ebed Sultanı olan Allah’ın emir ve yasakları, imanın esasları, ubudiyetin esrarı, yaratılış sırrı ve hikmetin incelikleri ancak hakikat ilmi olan Kur’ân'dan, “Yüksek dellal, doğru keşşaf, muhakkik üstad, sadık muallim” ve en mükemmel rehber olan Habib-i Kibriya Efendimiz (asm)'den öğrenilir.

İnsan aklı, ancak fizik âlemini inceler, o konuda araştırmalar yapar ve doğru neticeler elde edebilir. Melekler, âhiret, ibadet, ölüm ve ötesi gibi konularda aklın kendi başına bir tek adım dahi atması mümkün değildir.

"Hakikat ilmini, hakikî hikmeti istersen; Cenab-ı Hakk'ın marifetini kazan. Çünkü bütün hakaik-i mevcudat, İsm-i Hakk'ın şuaatı ve esmâsının tezahüratı ve sıfâtının tecelliyatıdırlar. Maddî ve manevî, cevherî, arazî her bir şeyin, her bir insanın hakikatı, birer ismin nuruna dayanır ve hakikatına istinad eder."(1)

1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz, Hatime.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...