"Sırf uhrevî ve imanî bir kısım risaleler, kendi kendine, mahdut bir kısım insanların eline geçti." Burada "kendi kendine" ifadesinin kullanılmasının hikmeti nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Yalnız bu kadar var ki: 'Onuncu Söz' namında haşre dair olan risaleyi, daha yeni huruf çıkmadan evvel tab' ettirdik. Hükûmetin büyük memurlarının ve meb'uslarının ve valilerinin ellerine geçti; kimse itiraz etmedi. Ondan, sekiz yüz nüsha intişar etti. Hükûmetin müsaadesinden istifade ederek her tarafa gitti. Onun intişarı münasebetiyle, onun gibi sırf uhrevî ve imanî bir kısım risaleler, kendi kendine, mahdut bir kısım insanların eline geçti."

"Elbette ihtiyarsız, kendi kendine bu intişar, benim hoşuma gitmiş. Ben de bazı hususî mektuplarımda, bu takdirimi teşvik tarzında yazmışım. Bu üç aydır, bu kadar taharriyat-ı amîka neticesinde, koca bir memlekette, on beş-yirmi adamın ellerinde kitaplarımı bulmuşlar. Benim gibi otuz sene telifat ve tedrisatla ömrü geçen bir adamın, yirmi hususî dostunda bazı hususi risaleleri bulunması ne suretle neşriyat olur? O neşriyatla 'nasıl bir hedefi takip edebilir?' denilir?" (1)

Burada, "risalelerin intişarda bizim bir irade ve kastımız yok" manası vurgulanmak isteniyor. Yani "kendi kendine" ifadesi, tamamen örfi bir tabir olup, üzerine fikri ve ideolojik bir mana yüklenmeden kullanılıyor. Nitekim bazı yerlerde tesadüf kelimesini de kullanmaktadır.

Üstad Hazretlerinin kullandığı "kendi kendine" ya da "tesadüf" kelimeleri "tevafuk" yani rast getirilme manasındadır. Yoksa plansız ve kendiliğinden oluşan felsefi bir manada değildir.

"Tesadüf" kelimesini felsefi manada kullanmak şirktir. Ve Risale-i Nurlarda bu fikir katiyet ile çürütülmüştür. Bu Risale-i Nur'un muhkem bir meselesi iken, Üstad Hazretlerinin "tesadüf" kelimesini bu manada kullanmış olabileceğini düşünmek doğru değildir. Demek Üstad Hazretlerinin "kendi kendine" ya da "tesadüf" ifadelerinde başka manalar aramak gerekir.

Bir kelimenin manasını tahsis ve takdir eden şey, kelimenin kullanıldığı makam, siyak ve sibakıdır. Yani kelime konu bütünlüğü içinde mana kazanır. Kelimenin anlaşılmasında sadece lügat ve kelime manası yeterli değildir. Kelimenin konu içindeki kullanımı çok mühimdir. Şayet konu tevhid, makam itikat ise "tesadüf" kelimesi felsefi bir mana taşır ve kullanılması caiz olmaz. Lakin konu başka ise örfi olarak tevafuk manasında kullanılmasının bir sakıncası yoktur. Bunun Kur’an-ı Kerim'de de misalleri mevcuttur.

Mesela, "Allah’ın eli" ifadesini kudret noktasında kullanmak caiz iken, tenzih noktasında kullanmak şirktir.

(1) bk. Tarihçe-i Hayat, Eskişehir Hayatı.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 2.239
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...