"Bir tek Güneş'in cilve-i inikasıdır denilmezse, o vakit zemin yüzünde parlayan bütün cam parçalarında ve su katrelerinde ve karın şişeciklerinde..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, eğer gündüzün ziyası ve zemindeki umum parlak şeylerde temessül eden hayalî güneşçikler güneşe verilmezse ve bir tek güneşin cilve-i in’ikâsıdır denilmezse, o vakit zemin yüzünde parlayan bütün cam parçalarında ve su katrelerinde ve karın şişeciklerinde, belki havanın zerrelerinde birer hakikî güneş bulunmak lazım gelir, tâ ki o umumî ziya vücut bulabilsin." (Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Birinci Nükte.)

Kâinat ve içindeki her mevcut, mükemmel ve sanatlı bir şekilde yaratılması için, sonsuz bir ilim, mutlak bir irade ve nihayetsiz bir kudret iktiza eder. Yani atomdan ta kâinata kadar her şey mükemmel ve sanatlı olduğu için, bir tek Halık tarafından yaratılmayı iktiza ediyor.

Şayet bir tek Allah’ın varlığı kabul edilmezse atomlar adedince ilahları kabul etmek gerekir. Çünkü her bir atom sonsuz bir ilim, sonsuz bir irade ve nihayetsiz bir kudret gerektiriyor ve bu vasıflara sahip bir ilah tarafından yaratılması iktiza ediyor.

Üstad Hazretleri bu ince tevhid hakikatini akla yaklaştırmak için Güneş misalini veriyor.

Güneş bütün parlak ve şeffaf şeyler üstünde tecelli eder, ışığı ve ısısı yansır. Şayet o parlak şeyler üstünde tezahür eden ışığın Güneş'ten geldiği kabul edilmezse, o zaman o şeylerin içinde hakiki ve bizzat küçük bir Güneş'in olduğunu kabul etmek gerekir. Bu da bir Güneş'e bedel, milyonlarca Güneş'i kabul etmek manasına gelir ki, bu ancak bir safsatadır.

Güneş'in yedi rengi, ısısı ve ışığı aynalarda veya şeffaf şeylerde nasıl tecelli ediyorsa, Cenab-ı Hakk’ın isim ve sıfatları da mahlukatta tecelli etmektedir. Üstad'ımızın ifadesiyle; “Her varlık bir kelime-i kudrettir.” Bir harf dahi kâtipsiz olamazken, bu sonsuz kudret kelimeleri nasıl "Halık"sız, "Sani"siz olabilir? Bu hakikati kabul etmeyen insan, varlık âlemindeki bu mucize sanatları, bu ilahi ikramları, bu ince hikmetleri kör tesadüfe veya sağır tabiata vermeye mecbur kalacak, aklını böylece uyutacaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.756
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)

Kar için tane değil de, şişecik tabiri neden kullanılıyor olabilir?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
şeref askar

Şişe tabiri üstadın kullandığı bir deyim gibidir. Genelde güneşin aksettiği bir parça , bazen şeffafiyeti için kullandığı bir temsil, bazen de ucuzluğu ve basitliği için kullandığı bir mikyastır. Ama yukarıdaki metinde geçen " kar şişesi" tabiri, güneşin aksettiği bir parça manasında anlaşılabildiği gibi ikinci bir manası içinde kullanılmış olabilir. Şöyle ki ;

Ortalama bir kar tanesi, 180 milyar su molekülünden oluşur. Kar taneleri genellikle 4 santimden küçüktür. Genellikle çapları 2-4 mm, ağırlıkları ise yaklaşık 0,005 gram'dır.

Kar tanesinin yapısını incelediğimizde hiçbir kar kristalinin yapısı, genellikle başka bir kar kristaline benzemiyor. Tıpkı, bizim parmak izimiz gibi... Karın buz kristali kümeli şeklinde olduğu görülür. Yani havadaki su buharı doğrudan minik buz kristalleri halinde yoğunlaşıp  kristal iğneli, içi boş altıgen sütun veya prizma halinde olurlar. Ayrıca bu kristaller havadaki daha soğuk su damlacıklarını kendilerine çekebilirler. Daha karmaşık ve şekilli bir hal alırlar.

Gaz halindeki su, havadaki toz parçacıkları üzerinde yoğunlaşır ve birikir. Havadaki toz ve kimyasallar buz kristallerinin oluşumu esnasında içlerinde hapsolur. Ardından da donarak kar parçacıklarını oluşturur.  Onun için karın bir diğer faydası da, havadaki ve karadaki mikropları ve zararlı gazları izale etmesidir.

Araştırmacılar kar tanesinin, oluşmaya başladığı zamanki sıcaklığa ve neme göre şekil aldığı söylerler. Mesela bu şekiller düşük nem koşullarında daha basit yapılı oluyor. Nem oranı yükseldikçe şekiller de daha karmaşık bir hal alıyor. Öyle ki nemin çok yüksek olduğu durumlarda kar taneleri ince uzun, iğne biçimli olabildiği gibi geniş ve ince plaka şeklinde de olabiliyor.

Karı beyaz ya da mavi zannederiz ama renksizdir. Kar kristalleri sahip oldukları sayısız küçük yüzeyli karmaşık yapısıyla görünür ışığı yansıtır. Az miktarda kar tarafından yutulan güneş ışığı da görünür ışık dalga boyları üzerinden eşit olarak yutulduğu için kar beyaz görünür. (Sesi de yuttuğu için çevre sessizleşir.) Gökyüzü hangi kirletici gaz baskın ise o renkte yağabilir. Mesela kömürün çok yakıldığı sanayi devrinde gri renkte yağdığı görülmüştür. Tarihte nadir olarak farklı renkte yağdığı da görülmüştür.

İşte kar kristalinin içi , kısmen boş veya tozlarla veya zehirli kimyasallar ile dolu olduğu için şişe tabirini kullanmış olabileceğini tahmin ediyoruz. Ve şişenin rengi, içindekine ışığa  bağlı olarak değişebildiği için de kar şişesi demiş olabilir. Eğer sadece aksetmek manasını kast etmiş olsa idi cam veya ayine vb. kelimeler kullanabilirdi.

Mesela burada üstad bediüzzaman kar'ın  güneşe  ayine olması manası için parlak zerrecik tabirini kullanmıştır.

Meselâ, Güneş seyyarelerden tut tâ katrelere kadar, tâ camın küçük parçalarına kadar ve kar'ın parlak zerreciklerine kadar şu Güneş'in misaliyesinden ve in'ikasından bir turrası, Güneş'e mahsus bir eser-i nuranisi görünüyor. Sözler (RNK) - 321

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...