"Hâlbuki şu zaman, mümteniât-ı âdiyeyi mümkün derecesine indiriyor." cümlesi ile "Biz me’yus olduk; daha ne vakit bize gelecektir?" Sualinin cevabını özetler misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Sual: Biz me’yus olduk; daha ne vakit bize gelecektir?"
"Cevap: Yeis, aczden gelir. Yeis, mâni-i herkemâldir. Hamiyet ise, şiddet-i mevânia karşı şiddetle metânet etmektir. Hâlbuki şu zaman, mümteniât-ı âdiyeyi mümkün derecesine indiriyor. Çabuk yeise inkılâp eden hamiyet, hamiyet değildir. Ben, sizi tembellikten kurtarmak için, kabahatlerinizi gösteririm. Ona çabuk gelmek istiyorsanız, işte mârifet ve faziletten demiryolunu yapınız! Ta ki, meşrutiyet, medeniyet denilen şimendifer-i kemâlâta binip ve terakkiyât tohumlarını bindirerek, kısa bir zamanda mânilerden kurtulup geçerek size selâm etsin. Siz ne kadar yolu acele ile yapsanız, o da o derece acele ile gelecektir."(1)
Bu asırda teknik ve fen inkişaf ettiği, her konuda büyük aşamalar kat edildiği için “Hâlbuki şu zaman, mümteniât-ı âdiyeyi mümkün derecesine indiriyor.” Yani olmayacak gibi duran sıradan işler, olur hâle gelmiştir. Mesela, üç aylık mesafeyi üç saate indirgeyen uçak nimeti, dünyanın her tarafındaki kütüphaneleri odamıza getiren internet nimeti, dünyanın en uzak bir yerdeki bir görüntüyü bize bulunduğumuz ortama getiren televizyon nimeti gibi. Harikalar asrındayız. Bu yüzden ümidinizi diri tutun ümitsizlik hastalığına kapılıp tembelliğe ve gayretsizliğe düşmeyin, denilmek isteniyor.
Bir toplumu yiyip bitiren, fakr-u zarurete mahkum eden, karmaşa içine atan ve her türlü terakki ve mükemmelliğe engel olan en büyük hastalık yeis, yani ümitsizlik hastalığıdır. Üstadımız ye's dediğimiz bu hastalığı çok güzel bir tespitle "seretan" yani kansere benzetir.
Almanya İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra bitmiş ve yok olma derecesine gelmiş iken, kırk elli yıl içinde yeniden toparlanmış ve dünyanın en zengin ve güçlü bir toplumu haline gelmiştir. Alman toplumunu bu hâle getiren, milli gayret ve milli ümit idi.
(1) bk. Münazarat, Sualler ve Cevaplar.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
marifet ve faziletten demir yolunu yapmak nasıl olur. orneklendirerek izah eder misiniz
Burada toplumun gelişebilmesinin ancak tembelliğin ve eksikliklerin (kabahatlerin) üstesinden gelinmesi ile olabileceği ifade ediliyor. Hızlı bir şekilde ilerleme ve istenilen sonuca ulaşmak için "marifet ve faziletten demiryolu yapmak" gerektiği vurgulanıyor.
Burada kastedilen:
Marifet: Bilgi, bilim, eğitim, teknik beceriler ve aydınlanmadır. Toplumun bilgisini ve yeteneklerini artırmasıdır.
Fazilet: Ahlaki değerler, dürüstlük, adalet, çalışkanlık ve olgun davranışlardır. Toplumun ahlaki yapısını güçlendirilmesidir.
Sadece bilgi edinmek yetmez; o bilginin ahlaki bir çerçevede, toplumsal fayda sağlayacak şekilde kullanılması gerekir. Örneğin, bilimsel buluşların insanlığın iyiliği için kullanılması (fazilet), yıkım için değil. Aynı şekilde, sadece faziletli olmak da yetmez; bilgiden yoksun fazilet kör olabilir.
Bu iki unsurdan inşa edilecek demir yolu, tıpkı bir trenin raylar üzerinde kesintisiz ve hızla ilerlemesi gibi, toplumun da düzenli ve istikrarlı bir ilerleme kaydetmesini sağlayacaktır.
Meşrutiyet'in (özgürlükçü ve adil bir yönetim biçimi) medeniyet trenine benzetilmesi ve bu trenin ilerleme tohumlarını taşıdığı anlatılır. Bu, bilgi ve erdemle örülmüş bir yol sayesinde, engellerin aşılarak medeniyetin ve gelişimin hızlıca topluma ulaşacağı anlamına gelir.
Son olarak,toplumun bu yolu inşa etmek için göstereceği çaba ve hızın, beklenen gelişmelerin gelme hızını doğrudan etkileyeceğini belirtir. Yani, ne kadar gayret edilirse, ilerleme de o kadar hızlı olacaktır.
Özetle, bir toplumun bilgi (marifet) ve erdem (fazilet) temelinde kuracağı sağlam bir sistemle, tembelliği yenerek hızlı ve sürekli bir gelişim yakalayabileceğini vurgulamaktadır.