"İki rekât namazın falan vakitte kılınması bir hac kadardır." Bu gibi teşviklerin vukuunun bilfiil daimi ve külli olmamasını kabulün şartlarına bağlandığını görüyoruz. Bu ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
Ayet ve hadislerde, insanları hayra yönlendirmek ve kötü işlerden sakındırmak için bazı metotlar vardır.
Bu metotlardan bir tanesi; hayrın içinde mükemmel ve harika bir fert tasavvurunu yerleştirip, onu bulmak için insanlar teşvik ediliyor. Ya da şerrin ve kötü işlerin içinde feci ve kötü bir fert saklanıyor; ta ki ona bulaşmamak ve isabet etmemek için herkes sakındırılsın. Böylece insanlar kötülük ve şerlerden kendini muhafaza etsin.
Mesela, gıybet günahı içinde öyle bir gıybet vardır ki, insan öldürmek kadar günahlıdır. Tabi yine bu feci gıybetin hâl ve keyfiyeti müphemdir, yani belirsizdir. O zaman bütün gıybetlerin bu feci gıybet olma ihtimal ve imkânı olabilir. Öyle ise gıybetin hepsinden uzak durmak en garantili yoldur.
Böyle olunca, şahıs kendi âleminde şöyle der; "Madem şu feci gıybetin belirsiz olma hâli bütün gıybetleri potansiyel olarak cinayet kadar günahlı ve tehlikeli yapıyor, öyle ise gıybetten uzak durmak en sağlam yoldur." Böylece gıybete girmekten sakınır.
Bazı kimselerin yanıldığı bir nokta, "her iki rekâtın hac kadar sevaplı, her gıybetin cinayet kadar günahlı" olduğunu tevehhüm etmeleridir. Bu tam bir safsatadır, hem de ayet ve hadislerin kıymetli ve mizanlı üslubuna zıt bir anlayıştır. Hac ve cinayet gibi azim umurun kıymetini hafife almaktır ki, ayet ve hadisler bundan münezzehtir.
İlave bilgi için tıklayınız:
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"Demek, şu nevideki rivâyetler, vukuu bilfiil daimî ve küllî değil. Zira kabulün madem şartları vardır; külliyet ve daimîlikten çıkar. Belki, ya bilfiil muvakkattir, mutlaktır; veyahut mümkinedir, külliyedir."
Evet bu rivâyetler muvakkattir, daimi değildir ama bu rivayetlerin mutlak (kayıtsız,sınırsız) olmasını cümle içinde nasıl anlamalıyız ?
"Belki, ya bilfiil muvakkattir, mutlaktır; veyahut mümkinedir, külliyedir"
O zaman muvakkattir ile mutlak ayrı, mümkinedir ile külliyedir ayrı düşünmek gerekiyor.
Ben muvakkattir ile mutlak beraber, mümkine ile külliye beraber düşünmüştüm.
Allah razı olsun. Farkındalık oluştu.