"Müşahedelerine ve ilmelyakîn ve aynelyakîn derecesinde bulunan itikadlarına ve imanlarına binaen saadet-i ebediyeyi insanlara müjdeliyorlar." Hakkalyakin neden nazara verilmemiş?
Değerli Kardeşimiz;
Hem âhiretin izlerini ve tereşşuhatını bildiren hadsiz keşfiyatlarına ve müşahedelerine ve ilmelyakîn ve aynelyakîn derecesinde bulunan itikadlarına ve imanlarına binaen saadet-i ebediyeyi insanlara müjdeliyorlar. Ehl-i dalâlet için cehennem ve ehl-i hidâyet için cennet bulunduğunu haber verip ilân ediyorlar, kuvvetli iman edip şehadet ediyorlar.
Bazıları ilmelyakîni zayıf veya taklidî bir iman, aynelyakîni ondan daha ileri, hakkalyakîni ise en ileri iman olarak değerlendirirler. Halbuki, söz konusu her üç mertebe için de “yakîn” kelimesi kullanılıyor. Yakîn, “şüphesiz, tereddütsüz, kat’î ve tahkikî iman” demektir. O halde, her üç mertebede bulunan zâtların imanları da tahkikî imandır ve bu ifadeler tahkikî imanın mertebeleri şeklinde anlaşılmalıdır.
İlmelyakîn, bir şeyi iki kere iki dört eder gibi kesin bilmek; aynelyakîn, o hakikati "gördüğümüz bir şeyi bildiğimiz gibi" kesinlikle bilmek, hakkalyakîn ise yine o şeyi "bizzât yaşadığımız bir hali bilmek’" derecesinde kesin bilmektir.
Her üç bilmedeki deliller arasında derece farkı vardır. Şu var ki, “yaşadığımız bir hali bilir gibi bilmek” başka, bizzât yaşamak daha başkadır. Meleklere imanda hakkalyakîne bu ikinci mânada ulaşmamız için melek olmamız gerekir.
Bu gibi yanlış anlamalara meydan vermemek için âlimlerimiz “yakîn” kelimesini “delilin kuvvet derecesi” olarak tevil etmişlerdir.
Bu üç mertebenin de yine sayılamayacak kadar çok dereceleri vardır. Sualde geçen, “ehl-i keşfiyatın ilmelyakîn ve aynelyakîn derecesinde bulunan itikatları” ifadesinden de anlaşılacağı gibi, keşif ehli büyük zâtlar arasında da yine mertebe farkı vardır; bir kısmı ilmelyakîn, diğerleri aynelyakîn derecesinde olabiliyorlar.
Sualin geçtiği cümlenin bir alt paragrafında “ahirete imanın, enbiya için hakkalyakin derecesinde, asfiyalar için aynelyakîn, evliyalar için ise ilmelyakîn derecesinde olduğu” ifade edilmiştir.
Bu üçünün arasındaki derece farkları böylece ifade edilmekle birlikte, bu ifadeden “peygamberler dışında hiç kimsenin hakkalyakîn imana sahip olamayacakları” gibi bir mâna çıkarmak da yanlış olur. Nitekim bütün sahabelerin imanları hakkalyakîn derecesindedir. Bununla beraber onlar arasında da yine farklı dereceler vardır.
Şunu da ifade edelim ki, iman ve marifet için söz konusu olan bu farklı dereceler, takva, salih amel ve güzel ahlâk için de geçerlidir. Onlar arasında da nice farklı mertebeler bulunmaktadır.
Not: Daha geniş bilgi için “Risale-i Nur'dan KELİMELER CÜMLELER-1” kitabındaki “Yakin” yazısına bakılabilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü