"Bir kitap veya bir şahsın yalnız fezlekeleri ihata etmekle harika olması lâzım gelmez. Bir şahıs, pek çok fezlekeleri ihata edebilir." izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"S - Gerek Kur'ân-ı Kerim olsun, gerek tefsiri olan hadis-i şerif olsun, her fenden, her ilimden birer fezleke almışlardır. Bir kitab veya bir şahsın yalnız fezlekeleri ihata etmekle harika olması lâzım gelmez. Bir şahıs, pek çok fezlekeleri ihata edebilir."

"C - Bahsettiğimiz fezleke, sellemehüsselâm fezlekeler değildir. Ancak, hüsn-ü isabetle, münasip bir mevkide ve münbit bir yerde, işitilmemiş çok işaretleri tazammun etmekle istimal ve zer’ edilen fezlekelerdir. Kur'ân veya hadîsin aldıkları fezlekeler, bu kabil fezlekelerdir. Bu kabil fezlekeler, tam bir meleke ve ıttıladan sonra hâsıl olabilir ki, her bir fezleke, me'hazı olan fen veya ilmin hükmünde olur. Bu ise, bir şahısta olamaz."(1)

Sualde denilmek istenen husus şudur; "Kur’an’ı Kerim’in ve hadislerin, her ilim dalının esasını ifade eden tabirler ve fezlekeler söylemesi için harika ve fevkalade olması gerekmez. Pekâlâ, sıradan ve harika olmayan bir şahıs da birçok ilim dallarının esas ve hakikatini öğrenip fezleke şeklinde ifade edebilir. Bunun için mükemmel ve harika olmak gerekmez" denilerek Kur’an ve hadislerin o harika vukufiyetini ve ihatasını adileştirip, nazardan düşürmeye çalışmaktadır, ta ki zihinlerde bir şek ve şüphe uyansın.

Üstad Hazretleri ise bu şekildeki şüpheli suale mealen şöyle cevap veriyor: Sizin bahsettiğiniz fezleke her yönü ile kusursuz ve mükemmel olan bir fezleke değil; umumi manada, malumat kabilinden bir fezlekedir ki, bunun da harika bir hali yoktur. Çok insanlar çalışma ve tahkik ile bu kabilden bir fezlekeye ulaşabilir.

Ama Kur’an’ın ve hadislerin bahsettiği fezleke öyle bir fezlekedir ki, bu ancak çok derin ve çok keskin bir ihata ve uzun bir müddet ister. Hâlbuki bir insan çok dâhi de olsa, bu manadaki bir fezlekeye ancak birkaç ilim dalında ulaşabilir. Hâlbuki Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde her ilim dalından mükemmel fezlekeler vardır.

Bunu Peygamber Efendimiz (asm)'in kendi ilmi ve istidadı ile yapması ve söylemesi pek mümkün değildir; adetullah denilen kâinattaki kanunlara da zıttır. Öyle ise, Kur’an ve hadisler Peygamber Efendimiz (asm)'in kendi sözleri ve fezlekeleri değil, Allah’ın kelamı ve vahyidirler.

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, Âyet: 23,24

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.457
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...