"Kur’ân-ı Hakîmin, âyetlerinin hâtimelerinde gösterdiği fezlekeler ve Esmâ-i Hüsnâ cihetindeki üslûb-u bediîsinde olan meziyet-i i’câziyeye dairdir." Fezlekeler nasıl mucize oluyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada mu’cize olan, isimler ile bitmesi değil meseleleri özetlemesindeki harikalıktır.

"İşte, Hazret-i Yusuf ve ecdadına edilen nimetleri şu âyetle işaret eder. Der ki: Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı silsilenize raptedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı, hanedanınızı ulûm-u İlâhiye ve hikmet-i Rabbâniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretine getirip, o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârâne saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek, seni ilim ve hikmetle Mısır'a hem aziz bir reis, hem âli bir nebî, hem hakîm bir mürşid etmek olan nimet-i İlâhiyeyi zikir ve tâdât edip, ilim ve hikmetle onu, âbâ ve ecdadını mümtaz ettiğini zikrediyor. Sonra, 'Senin Rabbin Alîm ve Hakîmdir,' der. 'Onun rububiyeti ve hikmeti iktiza eder ki, seni ve âbâ ve ecdadını Alîm, Hakîm ismine mazhar etsin.' İşte, o mufassal nimetleri şu fezleke ile icmal eder."(1)

Ayrıca fezleke almanın mucize olmasının bir diğer mânâsı da şu şekildedir:

"S - Gerek Kur'ân-ı Kerim olsun, gerek tefsiri olan hadis-i şerif olsun, her fenden, her ilimden birer fezleke almışlardır. Bir kitap veya bir şahsın yalnız fezlekeleri ihata etmekle harika olması lâzım gelmez. Bir şahıs, pek çok fezlekeleri ihata edebilir."

"C - Bahsettiğimiz fezleke, sellemehüsselâm fezlekeler değildir. Ancak, hüsn-ü isabetle, münasip bir mevkide ve münbit bir yerde, işitilmemiş çok işaretleri tazammun etmekle istimal ve zer edilen fezlekelerdir. Kur'ân veya hadîsin aldıkları fezlekeler, bu kabil fezlekelerdir. Bu kabil fezlekeler, tam bir meleke ve ıttıladan sonra hasıl olabilir ki, herbir fezleke, me'hazı olan fen veya ilmin hükmünde olur. Bu ise, bir şahısta olamaz."(2)

Kur’an ve hadislerin bahsettiği fezleke öyle bir fezleke ki, bu ancak derin bir ihata, etraflı bir kuşatma, uzun bir müddet ister. Hâlbuki bir insan çok dâhi de olsa, bu mânâdaki bir fezlekeye ancak birkaç ilim dalında ulaşabilir.

Hâlbuki Kur’an ve hadislerde, her ilim dalından mükemmel fezlekeler vardır. Bunu Peygamber Efendimiz (asm)'in kendi kabiliyeti ile yapması ve söylemesi hem mümkün değildir; hem de adetullah denilen kâinattaki kanunlara zıttır. Öyle ise Kur’an ve hadisler Peygamber Efendimiz (asm)'in kendi sözleri ve fezlekeleri değil, Allah’ın kelamı ve ilhamıdırlar.

Ümmî bir insanın, her ilmin özüne işaret eden sözler sarf edip, çok geniş ve derin malumatlar vererek, onları bir iki kelime ya da isim ile toparlaması harika bir durumdur.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, İkinci Şule.

(2) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, Âyet: 23, 24.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...