"Onun maliki, o abdinin (nefsin) hakkını, onun nefsi emmaresinden almak için, dehşetli tehdit eder..." Buradaki "Nefsin hakkını nefsi emmareden almak" ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
Buradaki nefis, maddi ve manevi varlığımızı yani ruh ve bedimizi birlikte ifade eder. İnsanın kendisi demektir. Arapçada nefis, “kendi” ve "ben" demektir. Mesela, Peygamber Efendimiz (asm):
"Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim."
derken, nefs-i emmareyi değil, bütün varlığını nazara vermiştir. Bu açıklamadan sonra Altıncı Söz açısından baktığımızda mesele gayet kolay anlaşılır. Şöyle ki;
"... Ve o çiftlikler, makineler, âletler, mîzanlar ise, senin daire-i hayatın içindeki mâmelekin ve o mâmelekin içindeki cisim, ruh ve kalbin ve onlar içindeki göz ve dil, akıl ve hayal gibi zâhirî ve bâtınî hasselerindir. Ve o yâver-i ekrem ise, Resûl-i Kerîm'dir. Ve o ferman-ı ahkem ise, Kur'ân-ı Hakîmdir ki, bahsinde bulunduğumuz ticaret-i azîmeyi şu âyetle ilân ediyor:"
اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ
["Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, karşılığında onlara Cennet vermek sûretiyle satın almıştır." (Tevbe, 9/111.).]
"Ve o dalgalı muharebe meydanı ise, şu fırtınalı dünya yüzüdür ki; durmuyor, dönüyor, bozuluyor ve her insanın aklına şu fikri veriyor: 'Mâdem her şey elimizden çıkacak, fânî olup kaybolacak. Acaba bâkîye tebdil edip, ibkâ etmek çaresi yok mu?' deyip düşünürken, birden semâvî sadâ-i Kur'ân işitiliyor. Der:
'Evet, var. Hem, beş mertebe kârlı bir sûrette güzel ve rahat bir çaresi var.'
"Suâl: Nedir? Emâneti sahib-i hakikisine satmak. İşte o satışta, beş derece, kâr içinde kâr var...' " (Sözler, Altıncı Söz.)
İşte insan Kur’ânı dinlemeyip, bütün kıymettar aza ve duygularına kendi keyfince kullansa, yanlış edecek ve hepsini zayi etmiş olduğundan emanete hıyanet cezası görecektir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü