"İnsanın en mühim üç vazifesi" Risalelere göre nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nurların umumundan çıkarılabilecek insanın en mühim üç vazifesi iman, ubudiyet ve tefekkür diyebiliriz.

İman, ibadetin ilk şartı olduğu için, Risale-i Nurlar her şeyden önce sağlam ve tahkiki bir imanı vermeyi hedefler. Risale-i Nurları tahkik ettiğimizde imanın en esaslı ve en mühim bir vazife olduğunu görürüz.

İmandan sonra ibadet gelir ki, zaten imanın asıl meyvesi ve neticesi ibadettir. Yani insanın Allah’ı hakikati ile tanıdıktan sonra yapacağı ilk şey ibadettir. Risale-i Nurların her meseleyi ya şeriata ya sünnete ya da ibadete bağlamasının asıl sebebi budur. Ayette bu mana şöyle ifade ediliyor:

"Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım."(Zariyat, 51/56)

Üstad Hazretlerinin şu ifadeleri bu meseleyi gayet güzel özetler mahiyettedir:

"Üçüncüsü: Muhatabın üç cihetten ibadete mükellef olduğuna işarettir. Kalbiyle teslim ve inkıyada, aklıyla iman ve tevhide, kalıbıyla amel ve ibadete mükelleftir."

Kalbiyle teslim olması imana, aklıyla iman ve tevhide gitmesi tefekküre, kalıbıyla amel ve ibadete yönelmesi ise ibadetin ehemmiyetine işaret ediyor. Buradan da iman, ibadet ve tefekkür üçlüsü ortaya çıkıyor.

“Kat’iyen bil ki: Hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi iman-ı billahtır. Ve insaniyetin en âlî mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billah içindeki marifetullahtır. Cin ve insin en parlak saadeti ve en tatlı nimeti, o marifetullah içindeki muhabbetullahtır. Ve ruh-u beşer için en hâlis sürur ve kalb-i insan için en safi sevinç, o muhabbetullah içindeki lezzet-i ruhaniyedir.”

Üstad burada da insanın yaratılış gayesinin ve en mühim vazifesinin iman ve marifet olduğunu ifade ediyor.

Allah’a iman etmek, O’nun eseri, O’nun misafiri olduğunu bilmek kalbin en büyük lezzeti ve saadetidir. İman eden insan marifetullahta yani Rabbini esmâ ve sıfatlarıyla tanımakta mertebeler kat ettikçe ruhu manevî zevklere, lezzetlere ve sürurlara gark olur.

Marifetullah denilince Allah’ı bütün esmâ ve sıfatlarıyla ve şuunatıyla tanımak hatıra gelir. Ahsen-i takvimde yaratılan insan bütün esmâya mazhar olma şerefine ermekle marifet sahasında en ileri makamlara çıkmaya namzet olmuştur. Bu ise hakiki bir saadettir; dünyanın gelip geçici saadetleriyle mukayese edilmeyecek kadar yüksektir. Bu saadet “halistir, şirindir ve safi”dir. Dünyanın hiçbir derdi ve tasası o saadet güneşini perdeleyemez, gölgeleyemez ve bozamaz.

Tefekkür ise, iman ile ibadet arasında bir köprü ve bir vasıta olmasından dolayı, her daim lazım bir vazifeyi insaniyedir. Tefekkür hem imanın kuvvet kazanması hem de ibadetin kaliteli olması için elzem bir vazifedir.

İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Tefekkür, gafleti izale eder. Dikkat, teemmül; evham zulümatını dağıtıyor. Lâkin nefsinde, bâtınında, hususî ahvalinde tefekkür ettiğin zaman derinden derine tafsilat ile tedkikat yap. Fakat âfâkî, hâricî, umumî ahvâlâta teemmül ettiğin vakit sathî, icmalî düşün, tafsilâta geçme. Çünkü icmalde, fezlekede olan kıymet ve güzellik, tafsilâtında yoktur. Hem de âfâkî tefekkür, dipsiz denize benziyor, sâhili yoktur. İçine dalma boğulursun.

Arkadaş! Nefsî tefekkürde tafsilâtlı, âfakî tefekkürde ise icmâlî yaparsan, vahdete takarrüb edersin. Aksini yaptığın takdirde kesret fikrini dağıtır, evham seni havalandırır. Enâniyetin kalınlaşır, gafletin kuvvet bulur, tabiata kalbeder. İşte dalâlete îsâl eden kesret yolu budur.” (Mesnevi-i Nuriye)

Tefekkür çok mühim nafile bir ibadettir. Hadis-i Şerifte, bir saat tefekkürün bir sene nafile ibadetten daha hayırlı olduğu haber veriliyor.

Tefekkür; herhangi bir mesele hakkında derin düşünme, zihni yorma ve işin şuuruna varma demektir.

Bir şeyi yahut bir hâdise dikkatle incelemek “evham zulümatını dağıtıyor.” Yani, üstünkörü bir incelemede dikkatimizden kaçan, bu sebeple gereksiz gibi görünen, hikmetsiz olduğu vehmedilen bir mesele, dikkatli bir tefekkürle aydınlanabiliyor ve konunun hikmet yönü ortaya çıkabiliyor.

Ancak her şey gibi tefekkürün de bir ölçüsü, bir kaidesi var. İşte ikinci cümlede bu ölçü nazara veriliyor:

“Lâkin nefsinde, bâtınında, hususî ahvalinde tefekkür ettiğin zaman derinden derine tafsilat ile tedkikat yap. Fakat âfâkî, hâricî, umumî ahvâlâta teemmül ettiğin vakit sathî, icmalî düşün, tafsilâta geçme.”

İnsan kendi organlarını, ruh dünyasını ve özel hallerini bütün tafsilatıyla düşünebilir. Meselâ, hangi organının ne gibi faydalar taşıdığını, kendisi için ne büyük bir nimet olduğunu tafsilatla düşündüğü gibi, aklının, hafızasının, hayalinin, görme, işitme, irade etme gibi sıfatlarının ne kadar büyük birer nimet olduğu üzerinde de derinlemesine kafa yorabilir. Bu gibi düşünceler onun hayretini artırır, şükrünü ziyadeleştirir.

Öte yandan insan kendi hususi hallerini de bütün yönleriyle ele alıp, üzerinde kafa yorabilir. Hangi huyunun ıslaha muhtaç olduğunu, takva noktasında ne derece duyarlı bulunduğunu, ilim ve irfan konusundaki eksikliklerini bunlar gibi onu yakından ilgilendiren konularda en ince teferruata kadar inebilir. Bütün yönleriyle geniş ve derin bir nefis muhasebesi yapabilir.

Ancak, gerek dış âlemdeki varlıkları, gerek umumî hadiseleri düşündüğünde ölçü tamamen değişir. Bunlarda “sathî, icmalî düşünüp, tafsilâta geçmemek” esastır. Şöyle ki;

Biz güneşin hikmetini, gözümüzün faydası kadar net biliriz, ama semada parlayan herhangi bir yıldızın yaratılış hikmetini aynı kesinlikle bilemeyiz. Şu var ki, semadaki bütün yıldızların hikmetlerini tafsilatıyla bilemesek de icmalî olarak biliriz ki bu kâinat İlâhî bir saraydır. Biz de o Sultan-ı Kâinatın misafirleriyiz. Bu misafirhanemizin; “Tavanı, tebessüm eden yıldızlarla tenvir edilmiş gökyüzüdür. Tabanı ise, şarktan garba, gûnâgûn çiçeklerle süslendirilmiş yeryüzüdür.” (On Birinci Söz)

Astronomi bilginleri bu konuda bir derece tafsilata girebilirler. Onların da güçleri bir noktaya kadardır.

Her bir insanın şu kâinat kitabının bütün konularında ihtisas sahibi olması mümkün değildir. Ama icmali olarak herkes bütün bilim dallarını bir derece tefekkür edebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 7.919
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...