"Ehl-i faziletin en mühim meşrebi, acz ve fakr ve tevazu ile hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye karışmak tarzındadır. Lillahilhamd, bu meşrep üstünde hayatımız gitmiş ve gidiyor." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Fazilet sahibi ve takva ehli insanların bir kısmı, içtimai hayattan uzak durmuş, şahsi ibadetleriyle, tefekkürleriyle, zikir ve tesbihleriyle baş başa kalmışlardır. Diğer bir kısmı ise, insanların arasına girmiş, onların dertlerini dinlemiş kendilerine derman olmaya çalışmışlardır. Bu ikinci grup, Allah Resulünün,
“İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır.” (bk. Feyzu'l-Kadir, 3/480.)
hadis-i şerifleriyle övdüğü ve teşvik ettiği kâmil insanlar, büyük mürşitlerdir. Nur Külliyatında, bu yollardan birincisine velayet yolu, ikincisine ise risalet yolu denilir. O halde Üstad Bediüzzaman’ın yolu, insanlardan uzak durmak değil, onların içinde, onlara faydalı olma yoludur. Nitekim Üstad Hazretleri;
"Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evladım yanıyor, îmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeğe, îmanımı kurtarmağa koşuyorum..." (Tarihçe-i Hayat, Isparta Hayatı.)
buyurmakla, bu vazifeyi çok ağır şartlar altında, sürgünlere, hapislere ve tarassutlara rağmen, yorulmadan, gece ve gündüz demeden yapmış, Nur talebelerinin de bu manada hizmetlerini tavsiye etmiştir.
İmdadına koştuğu insanların yanan imanları için "imanım" demekle, “Müminler bir vücudun azaları gibidirler...” hadis-i şerifinin manasını fiilen yaşadığını göstermiş; hasta ve yaralı bir organa diğer organların duyarsız kalamayacağı gibi, bizim de imanları tehlikede olan insanlara yardım etmek üzere, büyük bir gayretle çalışmamız gerektiğini ders vermiş, bu ulvi vazifenin “acz ve fakr ve tevazu ile” yerine getirilmesine özellikle dikkatimizi çekmiştir.
Kulluğun iki temel özelliği olan acz ve fakrını bilerek tevazu ile insanların arasına karışıp onlara iman nurlarını, ibadeti ve güzel ahlakı telkin etmek en büyük bir manevi cihattır.
Üstad'ımız, kendisiyle birlikte iman ve Kur’ân hizmeti veren bütün talebeleri namına, “Lillahilhamd bu meşreb üstünde hayatımız gitmiş ve gidiyor.” demekle bizlere de hamd etme görevimizi hatırlatmış oluyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü