Ders yapma ve meşveret ekibinde olmayı ısrarla isteyen, lahika okuma görevini küçümseyen kardeşe nasıl davranmalı?

Soru Detayı

- Ders okumayı veya meşverete dahil olmayı manevi bir makam telakki eden bir hanım kardeşimiz bu hususta çok ısrar ediyor. Bazen eline kitabı alıp ders okumaya geçiyor.
- Ders uslübu cemaatteki bazı karseşleri rahatsız ediyor. Hoca tavrı takınarak, bazen cemaate karşı parmak sallayarak, alakasız izahlar veya çok açık ifade edilen bir yeri tekrar kendi nakıs cümleleriyle anlatarak, izah edemediği ve tıkandığı yerlerde ''biz senelerdir bu hizmetin içindeyiz'' gibi cümleler söyleyerek ders yapıyor.
- Kardeşin ders yapma hususundaki isteğini bildiğimiz için (bazı kardeşlerin onu küstürmemek adına isteği üzerine) onu lahika dersi listesine yazmıştık. (izah edilmiyor ve 10 dk sürüyor) buna itiraz etmiş. ben 20 senedir hizmetin içindeyim bana nasıl lahika dersi verirsiniz diye. Ben çok güzel ders yapmasını bilirim gibi şeyler söylemiş.
- Evet senelerdir tanıyoruz kardeşi. Hep böyle bir tarzda gitmiş ve hep idare edilmiş. Bazı zaman küsmüş. Uzun zaman gelmemiş. Yaklaşık 6 senedir gelmiyordu evi de uzaktı. şimdi medreseye yakın bir yere taşındı ve 1 senedir ara ara geliyor..
- Bu kardeş için ne yapmak lazım. Küsmesin diye her isteği yerine getirilmeli mi?
- Yoksa ''Hakkın hatırı alidir hiçbir hatra feda edilmez'' diyerek hizmetin selameti mi düşünülmeli?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu meselede izah etmemiz gereken birbiriyle hem irtibatlı hem de müstakil birkaç husus vardır. Şöyle ki:

1. Ders Yapma Hususu

Ders kürsüsü ahkâm-ı İlahiyenin tebliğ makamı olduğu için, çok dikkatli olmak lazımdır. Buraya, sadece ders okumak ve sevap kazanmak değil, aynı şekilde insanların akıl ve kalplerini doyurmak, nefis ve şeytanın telkinatlarına perde ve sed olmak için çıkılmalı ve Allah'a iltica edip her türlü beşeri ve nefsi arızalardan temizlenmek için O’na yalvarmalıyız. Aşırı şakalar yapmamaya, asık suratlı olmamaya, galiz ve argo ifadeler kullanmamaya dikkat edilmelidir.

Ders yaparken izah etme hususunda çok ısrarcı olmamak lazımdır. Bazen düz okumak daha hikmetli iken, bazen kelimenin manasını vermek yeterli olabilir. Bazen de konuyu dağıtmamak şartıyla ve sırf o cümlenin vermek istediği mesajı aktarmak ve dinleyenlerin istifade etmesini temin etmek hikmetiyle izahat verilebilir. Bunları bazen hikmetli bir ağabeyimiz yaparken, bazen de dinleyen ve ehil olan kardeşlerin ve ağabeylerin meşveretlerinde belirlenebilir. Ders yapanların da buna riayet etmesi şarttır.(1)

2. Lahikalar Tali Konular mıdır?

Lahika dersleri "hakaik" dediğimiz iman ve İslam esasları derecesinde olmamakla beraber, hizmetimizi tekmil noktasında çok kıymetli, mühim ve elzem hizmet düsturlarıdır. Üstadımızın nadide talebelerinde Bayram Yüksel Ağabeyin tabiriyle "iman hakikatleri" tren gibi ise, Lahikalardaki hizmet düsturları ise raylar gibidir. Her ne kadar tren daha kıymetli ise de raylar olmazsa trenin varlığı bir şey ifade etmez. O'nun için bu derslerin okunması küçümsenmemelidir.(2)

3. Böyle Kardeşleri Muhafaza Etmenin Yolu

Asıl hüner kardeşini fena gördüğü vakit ondan ayrılmak değil, daha fazla şefkat ve uhuvvetini kuvvetlendirip muhafaza etmek, ehl-i hamiyetin şe'nidir. Evet, bütün kardeşlerin, bilhassa da bazı problemli kardeşlerin muhafazasına çalışmak hamiyet ehli insanların tavrıdır. Fakat birisinin hataları sadece şahsını değil, umumu da ilgilendiriyorsa, onun tavrının yanlış olduğunu yine hikmet ve şefkatle hatırlatmak lazım. Bazen sevdiği ve kıymet verip takdir ettiği birisi vasıtasıyla bunun yaptığının yanlış olduğu, hikmetli bir yolla bildirmek lazımdır. Hizmete zarar vermediği müddetçe de buna yol bulmak şarttır.

Bir kardeşimizin hatası varsa, yere batırılmaz. Belki o istikbalde yıkanabilir, temizlenebilir, hatta emsallerinden çok daha ileri geçip, terakki edebilir. Hâlde olan kusurlarımız ile birbirimizi batırmaya, hatalarımızı ifşa etmeye gidilmemelidir.

Öyleyse takip edeceğimiz yol, müsbet hare­kettir, müsbet konuşmaktır. Tatlı, makûl, yerinde ve hilimle konuşmaktır.

Üstadımızın vefatından sonra birçok hâdiseler bize ders vermiştir. Bir kardeşimizin ko­pup gitmesi ile bir mücevherat kaybediyoruz. Giden bizden gidiyor. 10 ku­ruşun gitse arıyorsun, 100 kuruş kaybetsen onun ızdırabını çekiyorsun. Bir insanın kolunu kaybetmesi ne ise, bizler için davamız noktasından bir insanın kaybedilmesi de odur. Bir kardeşimiz gidince bir azamız felç olu­yor.

Bir hatip bir camide konuşur sair camilere hoparlör bağlanır. Böylece bir ses binlerce yerlerde dinlenebilir. Bir camide hopar­lör bozulursa, o camiye ses gitmez. Her bir kardeşimiz bir hoparlör hükmündedir. Öyleyse vazifemiz hoparlöre hürmet etmek ve onu muhafaza etmektir. İnsan bozulan bir alete kızmaz, küsmez. Belki onu tamir eder. “Niye bozuldu?” diye çekiçle kafasına vurursan, külliyen onu kaybedebilirsin. Kızmaktan ziyade tutmak, hiddetten ziyade muhabbet ve şefkat ile tedavi etmek gerekir. Hamiyet ve dava ruhu bunu gerektirdiği gibi, maslahat ve akıllılık da budur.

Kardeşlerimizi ancak tamir ile kazana­biliriz. Biz, bize düşen vazifeyi yapar, gerisini kadere havale ederiz. Aksi hâlde, bu ihmalimizden mesul oluruz. Bu ulvi hisler kalplerimizi doldurur­sa, o zaman Rabb-ı Rahîm merhamet eder, O’nun (C.C.) rahmeti cemaat üzerine nâzır olur. “Yedullahi alelcemaati” hakikatı zahir olur.

Evet… Hasta kabul ettiğin arkadaşının kusurunu tedavi edeceksin; tarz budur. Muvaffakiyetin şartı da budur. Unutmamak gerektir ki, böyle bir asırda, böyle bir kudsî dâvanın hizmetine talib olanlar, ancak birbirilerinin kemalat ve meziyetlerini ta’mim etmek ile dava şuuruna erebilirler.

Bu işin tedavisi lâyık ellere havale edilmelidir. Her insan yara saramaz, her insan doktorluk şefkatini taşıyamaz. Bu çeşit ihtilâfları vaz-u nasihat ile, telkin ile, zamana bırakmakla tedavi etmelidir. Zaman en büyük yardımcı­mızdır. Zaman, en insafsız insanı dahi insafa getirir.

Fakat bütün çabaların çare olmadığı görüldüğünde, bununla alakalı alınan meşveret kararının da kendisine iletilmesi gerekir. Çünkü "Hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez." Bu son kararı da verirken vicdani ve kalbi noktada mutmain olmak ve nefis ile şeytanın müdahale etmesine mani olmak için hacet namazından sonra meşveret yapılmalıdır. Tâ yanlış bir karar vermeyelim.(3)

Dipnotlar:

(1) bk. Ders okuyan kişilerde bulunması gereken vasıflar nelerdir?
(2) bk. Bediüzzaman Said Nursi neden lahikaları yazma ihtiyacı duymuştur?
(3) bk. Meşverete katılacak olan insanlar nasıl seçilmektedir, meşveret heyetinden çıkarılmak istenen biri ne yapmalı?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 3.060
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

merhume

Değerli vaktinizi ayırıp pek kısa bir süre sonra gelen bu kıymetli cevabınız; bilhassa lahikalar ile alakalı izahat meselemizi tam halledecek inşaallah. Allah ebeden razı olsun...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...