Kur’an-ı Kerim'in "Rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükaleme" olmasını izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Rab, terbiye eden demektir. Terbiye, “bir şeyi bir ilk noktadan itibaren kademeli olarak (safha safha) tekâmüll ettirip son noktaya ulaştırmak” şeklinde tarif ediliyor.
Çekirdekler bir terbiye sonunda ağaç oluyorlar. Bir damla nutfe suyu, dokuz aylık bir terbiyeden geçerek insan oluyor. Bu kâinat da bir ilk noktadan itibaren terbiye edilerek bu hazır hâli almış bulunuyor.
Mutlak, kayıt altına alınamayan demektir, zıddı mukayyeddir. Allah’ın bütün sıfatları mutlaktır, yani o sıfatları hiçbir şey icraattan men edemez.
Allah’ın rububiyeti de mutlaktır. Allah, Rübbü’l-âlemîn’dir. Bütün âlemleri o terbiye etmiştir. Onun terbiye fiilini icra etmesini kayıtlayacak bir başka varlık düşünülemez.
Rububiyet, Cenâb-ı Hakk'ın her mahluka, muhtaç olduğu şeyleri vermesi, tedbir etmesidir. Terbiye ve tedbirin en ehemmiyetli unsurları ise şefkat, hikmet ve adalettir. Terbiye ve idare bu üç temel üstünde yükselen bir icraat ve fiildir.
Vücudumuzdaki her bir aza ve hücrenin ölçülü ve mükemmel bir şekilde yerli yerine konulması, harika bir şekilde beslenmesi ve büyümesi, rububiyetin en ehemmiyetli bir rüknüdür. En küçük bir karınca dahi bu terbiye ve tedbirin dışında değildir.
“Rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükaleme”:
Cenab-ı Hakk’ın arıya ilham etmesi, onunla bir nevi konuşmasıdır. Ancak bu konuşma mutlak değildir; “arının Rabbi” unvanı ile bir konuşmadır. Kur’an ise kâinat ağacının meyvesi olan insanla bütün âlemlerin Rabbi itibariyle bir konuşmasıdır ve onun, Üstad'ın ifadesiyle, “cennete layık bir kıymet” alması için gerekli iman, marifet, ibadet, salahat ve takva dersleriyle doludur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü