Kur’ân-ı Kerîm'in "Âlem-i şehadet perdesi arkasında olan âlem-i gayb cihetinden gelen iltifâtât-ı ebediye-i Rahmâniye ve hitâbât-ı ezeliye-i Sübhâniyenin hazinesi" olmasını izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur’ân’ın ilk muhatabı Hz. Peygamber (asm.)'dir, ama tek muhatabı O değildir. Kur’ân, “bütün insanlığa semavî bir sofra” özelliği taşır.

Kur’ân’da yüce Allah bizi kendisine muhatap alır ve bize seslenir. O’nun “Ey insan! Ey iman edenler...” gibi hitapları, [Mesela İnfitar, 82/6; Bakara, 2/21; Zümer, 39/16; Tevbe, 9/23, 28, 34, 38, 119, 123; …] Rahmanî birer iltifattır.

Bir kaymakam veya bir vali herkesi muhatap olarak almazken, âlemlerin Rabbinin insanı kendine muhatap seçmesi ve şefkatle ona hitap etmesi ne büyük bir mazhariyettir!..

Âlem-i gayb çok geniş ve şumullü bir tabirdir. Bütün iman hakikatleri gayb alemindendir. İnsana nisbetle nasıl ahiret ve melekler gayb ise, aynı şekilde Allah’ın Zâtı ve isimleri de gayb hükmündedir.

Kur’ân ise Allah’ın hem Zât’ı hem de isim ve sıfatları hakkında bize malumat veren, aynı zamanda O’nun razı olduğu şeylerin ne olduğu hususunda bizi bilgilendiren ezelî bir hitap, ezelî bir hazinedir. Mesela, bize namaz ve zekât gibi şeyleri emretmesi ezelî bir iltifattır.

Kur’ân, ayrıca bize göre gaybî âlemler hükmünde olan uhrevî âlemlerin güzelliklerini ve orada bizim için hazırlanmış olan nimet ve iltifatların mahiyetinin ne olduğunu bildiren ezelî ve ebedî bir hazine ve iltifattır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...