Vahyin, vahye mazhar olanların kabiliyetine göre farklılık arz etmesi ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kelime olarak vahiy, “birisine sür’atle işarette bulunmak” mânâsındadır. [İsfehânî, s.809; Enis, Mu’cemu’l-Vasît, s. 1018]

Bu işarette bir gizlilik, bir kapalılık söz konusudur. [Bursevî, I, 325] Yani, alıcı-verici dışındaki bir üçüncü şahıs, bu işarete muhatap olamaz. Böyle bir işaret; remizli bir kelâm veya terkipten mücerret bir ses veya bazı âzaların işareti veya yazıyla olabilir. [İsfehanî, s. 809]

Istılah olarak vahiy, “Allah’ın, irade ettiği bilgileri resûllerine kelâm, söz ve mânâ olarak bildirmesi”; "Allah ile peygamberi arasında, mahiyetini ancak Allah’ın ve peygamberinin bilebileceği bir muhabere vasıtasıdır.” [Gölcük ve Süleyman Toprak, Kelam, Konya, Selçuk Üniversitesi Yayınları 1988. s. 288]

“Allah’ın, kullarından seçmiş olduğu kimseye, beşer için mûtad olmayan gizli bir yolla, bildirmek istediğini bildirmesidir.” [Zerkanî, Menahilu’l-İrfan, Mısır 1360 h. I, 56]

Kur’ân âyetlerine baktığımızda, Cenâb-ı Hakk’ın

1. Semaya,
2. Arza,
3. Meleklere
4. Arıya,
5. Hz. Musa’nın annesine
6. Havarîlere
7. Peygamberlere vahyettiğini görürüz.

Karşımıza çıkan bu tablo bize, Allah’ın bütün varlıklarla, o varlığın kabiliyeti nisbetinde konuştuğunu gösterir.

1. Allah’ın semaya vahyettiğini bildiren âyet, ilk yaratılış safhasından bahseden ve Allah’ın emriyle sema ve arzın yokluktan vücut sahasına çıkmalarını bildiren âyetin hemen peşine gelmiştir:

“Allah her semaya vazifesini vahyetti.”[Fussilet, 12]

2. Allah’ın arza vahyettiğini bildiren âyet, dünyanın kıyamette şiddetli bir sarsılışla sarsılıp, içindeki ağırlıkları çıkarıp attığında; Allah’ın emriyle, üstünde ne olup bittiğini söylemesiyle alâkalıdır. Bu söylemenin hikmeti

“Çünkü Rabbin ona konuşmasını vahyetmiştir.”[Zilzal, 99/5]

Buradaki vahiy; emir ve izin mânâsındadır. [Sâbunî, III, 591]

3. Allah’ın meleklere olan vahyi, Bedir savaşıyla alâkalı âyetlerde geçer:

“Hani, Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: Ben sizinle beraberim. Haydi, iman edenlere sebat ilham edin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım.”[Enfal Suresi, 8/12]

Görüldüğü gibi buradaki vahiy, bir emir ve talimat verme mânâsı taşımaktadır. [Merağî, IX, 176; Salih, Mebahis fî Ulumi’l- Kur’ân, Beyrut, Daru’l- İlm, 1968, s. 24]

4. Allah’ın arı gibi küçük bir hayvana vahyetmesi hakikaten düşündürücü bir husustur. Alâkalı âyet şöyledir:

“Rabbin bal arısına ‘dağlardan, ağaçlardan insanların yaptıkları çardaklardan evler edin. Sonra, her çiçekten ye de, Rabbinin yolunda inkıyad ile git’ diye vahyetti.”(Nahl Suresi, 16/68-69)

Buradaki vahiy, ilham mânâsı taşımakta olup, arının, değişmeyen fıtrî mahiyetine işaret etmektedir.

5. Allah’ın Hz. Musa’nın annesine olan vahyi, onun şiddetli endişe ve sıkıntı halinde iken olmuştur. Şöyle ki:

Oğlunun, öldürülmesinden korkan ve üzülen Musa’nın annesine, Cenâb-ı Hak şu teselli dolu haberi gönderir:

“Onu emzir. Onun başına bir şey gelmesinden korktuğunda onu (sandık içinde) denize bırak. Korkma ve üzülme! Biz onu tekrar sana kavuşturacağız ve onu peygamberlerden yapacağız.”(Kasas Suresi, 28/7)

Buradaki vahiy, teselli verici bir ilham mânâsı taşımaktadır.

6. Havariler, Hz. İsa’ya, hayatında tâbi olan arkadaşlarıdır. Bunlar da,

“Hani havarilere ‘Bana ve Rasulüme iman edin.’ diye vahyetmiştim.”(Mâide Suresi, 5/111)

âyetinin ifade ettiği gibi, ilâhî ihtara muhatab olmuşlardır. Burada da vahiy, ilham mânâsında kullanılmıştır.

Yere ve göğe, yerin ve göğün sakinlerine vahyedildiğini bildiren Kur’ân âyetleri bizlere engin bir tefekkür ufku açmakta ve canlı-cansız bütün varlıkların Allah’tan gelen ilhamla hareket ettiğini göstermektedir. Bir uzay aracına yerden giden talimatlarla göre istikamet verilmesi gibi, her şeye Allah’ın Rububiyet arşından gelen emirlerle istikamet verilmektedir. Bunların hepsi hiçbir isyanları olmadan İlahî program çerçevesinde hareket etmektedirler.

Görüldüğü gibi, vahiy kelimesi Kur’ân’da sadece peygambere gelen vahyi göstermek için kullanılmamıştır. Arı bile ilâhî vahiyden nasibini almıştır.

Demek ilâhî vahiy, vahye mazhar olanların kabiliyetine göre farklılık arzeder. “Bir şey mutlak zikrolunca ondan kemâl murat olunur.” kaidesine göre, “Allah’ın vahyi” denildiğinde bundan peygambere gelen vahiy anlaşılır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...