Hacamat konusunda Risalelerde bilgi var mı?
Değerli Kardeşimiz;
Hacamat, tedavi maksadıyla kan alma demektir.
Hacamatın daha eski zamanlarda olduğu gibi, Hz. Peygamber (asm) zamanında da sağlığı koruma ve bir tedavi metodu olarak uygulandığı, bizzat kendisinin hacamat yaptırdığı, hatta hacamatı teşvik ettiği bilinmektedir. Hacamatı o dönemde uygulanan en iyi tedavi metotları arasında sayan (Buhârî, Tıb, 13; Müslim, Müsâkat, 62, 63.) Resûl-i Ekrem (asm)'in ve ashabının umumi olarak ağrıya ve baş ağrısına karşı (Buhârî, Tıb, 15; Ebu Dâvûd, Tıb, 3.) baş, omuz, boyun damarları, kalça ve ayağın üstünden hacamat yaptırdığı (Buhârî, Tıb, 14, 15; Ebû Dâvûd, Menâsik, 35, Tıb, 4. 5; Tirmizî, Tıb, 12; İbn Mâce, Tıb, 21.), hacamatın akla ve hafızaya kuvvet verdiğini söylediği (İbn Mâce, Tıb, 22.) rivayet edilmektedir.
Bazı hadislerde pazartesi, salı veya perşembe günleri, Kameri ay içinde de on yedi, on dokuz ve yirmi birinci günler hacamat yapılması tavsiye edilmiş (Ebu Dâvûd, Tıb, 5; Tirmizî, Tıb, 12; İbn Mâce. Tıb, 22.), ayrıca vücudun hangi bölgesinden ve damarlarından kan alınmasının uygun olacağına ilişkin bazı bilgilere ve uygulamalara yer verilmiştir.(Ebu Dâvûd, Tıb, 5; İbn Mâce, Tıb, 21.)
Risale-i Nur'da hacamat ile alakalı şu kayıt geçiyor. Bunun dışında da herhangi bir tafsili izahat geçmiyor:
"Hem, nakl-i sahih-i kat'î ile, hacamat edip, mübarek kanını Abdullah ibni Zübeyr teberrüken şerbet gibi içtiği zaman ferman etmiş: وَيْلٌ لِلنَّاسِ مِنْكَ وَوَيْلٌ لَكَ مِنَ النَّاسِ (Senin yüzünden insanların, insanlar yüzünden de senin vay haline!) deyip, harika bir şecaatle ümmetin başına geçeceğini ve müthiş hücumlara maruz kalacaklarını ve insanlar onun yüzünden dehşetli hadiselere giriftar olacaklarını haber vermiş. Haber verdiği gibi çıkmış. Abdullah ibni Zübeyr, Emevîler zamanında, hilâfeti Mekke'de ilân ederek kahramanâne çok müsademe etmiş. Nihayet Haccac-ı Zalim büyük bir orduyla üzerine hücum ederek, şiddetli müsademeden sonra o kahraman-ı âlişan şehid edilmiş."(1)
Üstad'ın talebelerinden Ceylân Çalışkan Ağabey şöyle bir hatırasını naklediyor:
"Sinekten Kısas"
"Kafası pek çalışmayan, sâfi kalb, hemen aldatılabilen kimselere zeki ve nükteli buluşuyla "Kardeşimiz fazla mübarek" diye takılan Ceylân Çalışkan, çok konuşan, çenesi kuvvetli kimseleri de "Kardeşimiz az konuşmanın faziletine dair beş saat konuşabilir." diye şakayla hicvedermiş."
"Çalışkanlar hanedanının asil bir mensubu olan Ceylân Çalışkan bahsini rahmetlere ve dualara vesile olması dileğiyle lâtifeli hatıraları ile bağlıyalım:"
"Barla'nın Çam dağlarında yabani ve iri bir sivrisinek Ceylân'ın eline konmuş emerken, Çalışkan elindeki makasla sineğin ayağını kesmek istemiş, Üstad ise 'Keçeli ne yapıyorsun?' deyince Ceylân Çalışkan, 'Kısas yapıyorum Üstadım' demiş. Üstad ise 'O seni hacamat yapıyor.' diye mukabele etmiş."(2)
Dipnotlar:
(1) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup
(2) bk. Tanıyanların Dilinden: Nuran ÇALIŞKAN (Son Şahitler, II/410.)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü