Nurani şeyler ve sevaplarda bölünme ve parçalanma olmayacağı, bir Fatihanın milyonlar ruhlara eksiksiz olarak ulaşmasını anlatan hadis var mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"İnsanları doğru yola çağıran kimseye, kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir. Ona uyanların sevaplarından da hiçbir şey eksilmez. Başkalarını sapıklığa çağıran kimseye de, kendisine uyanların günahı gibi günah verilir. Ona uyanların günahlarından da hiçbir şey eksilmez."(1)

Bedir ehlinden ve ensardan olan Ebû Mes'ûd Ukbe İbni Amr radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Bir iyiliğe öncülük eden kimseye, o iyiliği yapanın ecri gibi sevap vardır."(2)

Bu ve buna benzer hadislerden sevapların bölünmeden ve parçalanmadan okunan her kişiye ulaşacağını söylemek mümkündür. Nitekim okunan Kur’an ve Fatihaların bütün ehli imana hediye edilmesi, İslam ümmetinin ittifakla kabul ettiği kuvvetli ve güzel bir âdetttir.

Bir hatibin ağzından çıkan sözün, bir kişinin kulağına girmesi ile bin kişinin kulağına girmesi arasında hiç bir fark yoktur.

Aynı lambadan herkes istifade eder. Yüz ile bin fark etmez. Kişi sayısının fazla olması lambanın ışığını azaltmaz. Cemaatle kılınan namazlarda da her mümine yirmi yedi kat sevap verilir.

Aynı şekilde okuduğumuz bir fatihanın veya Yasin-i Şerifin ya da hatm-i şerifin sevabını bir kişiye bağışlamamızla bin kişiye bağışlamamız arasında hiç bir fark yoktur. Onlardan hâsıl olan sevap, bölünmeden bağışladığımız her kişinin ruhuna ulaşır. Zira ışık ve sevap gibi nurani ve latif şeylerde bölünme yoktur.

Bölünme, kesif ve maddî şeyler için söz konusudur. Lâtif ve nuranî şeylerde bölünme olmaz. İnsanın bedeni kesif olduğu için organları birbirinden ayırmak mümkündür. Ama lâtif olan ruh için böyle bir şey düşünülemez. Yani, aklı hafızadan, kalbi vicdandan, sevgiyi korkudan ayırmak mümkün olmaz. Sevaplar da nuranî oldukları için onlarda da parçalanma söz konusu değildir.

“İ’lem Eyyühe’l-Azîz! İnsanın bir akrabasına (meselâ) okuduğu bir Fatiha-i Şerifeden hâsıl olan sevapta istifade etmekte, bir ile bin müsâvîdir. Nasıl ki, ağızdan çıkan bir lâfzın işitilmesinde, bir cemaat ile bir fert bir olur. Çünkü lâtif şeyler matbaa gibidir. İstinsah edilen bir kelimeden bin kelime çıkar.

Ve kezâ, nurânî şeylerde vahdetle beraber tekessür olduğuna, yani bir nurânî şeyde bin sevap bulunduğuna bir işarettir...” (Mesnevi-i Nuriye)

Üstat hazretleri buna maddî bir misâl olarak sesi veriyor. Ses, sevaba göre daha kesif olduğu halde, ağızdan çıkan bir kelime, her kulağa bölünmeden, parçalanmadan aynen giriyor. Nitekim radyodan ve televizyondan okunan bir hatimden milyonlarca kişi aynı anda istifade etmektedir. O halde, okunan bir “Fatiha-i Şerifeden hâsıl olan sevap” da bütün ruhlara aynen ve bölünmeden ulaşır.

Dipnotlar:

(1) bk. Müslim, İlim 16. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet 6; Tirmizî, İlim 15; İbni Mâce, Mukaddime 14.
(2) bk. Müslim, İmâre 133. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 115; Tirmizî, İlim 14.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 4.585
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...