Neden Nurların pek çok yerinde Üstadımız "sevablı dualardan, sevab adedinden, fiillerden, sevablı günlerden" bahsediyor? Sadece ihlaslı olmak yetmiyor mu?
Değerli Kardeşimiz;
Nasıl lafız mananın, kabuk lübb’ün, şekil muhtevanın, madde mananın üstünde bir nişane ve levha ise, aynı şekilde sevab ve bunu müşahhas hale getiren gün ve kıstaslar da ihlasın üzerinde bir nişane ve levha hükmündedir. Akşam vakti, akşam namazının vaktinin girdiğine nasıl bir nişane ise, amellerin şekil ve kıstasları da ihlasın yakalanmasında ve bariz bir hale getirilmesinde bir nişane ve alamet hükmündedirler.
Şayet Allah Teala ve Peygamber Efendimiz (asm) şekil ve kıstas bildirmeden doğrudan bir şekilde "ihlası kazanın" diye emir verseydi, kimse ne yapacağını bilemezdi ve keşmekeşlik olurdu. Kimse ibadetin esası olan ihlasa güç yetiremezdi. Tıpkı bilinmeyen ve görünmeyen mücerred bir ruhun, maddî ölçülerle aranmasının zorluğu gibi. İnsanlar ihlası meşakkatle arayacaklar ve elleri büyük bir ekseriyetle boş dönecekti. İnsanlara kolaylık olması için Allah ve Resulü (asm) ibadetlerinin manasının üzerine müşahhas nişane koymuş ki, herkes rahatlıkla o manaya intikal edebilsinler.
İbadetlerin sevapları, şekilleri ve vakitleri tamamen ibadetlerinin mana ve muhtevasını yakalamada ve kazanmada bir vesile, nişane ve temsil hükmündedirler. Vesileler asla maksatların yerine geçemezler. Şayet geçmiş iseler, bu, ibadet olmaktan çıkar ve tamamen içi boş bir şekilden ve merasimden ibaret kalır.
İbadetin esası ve ruhu ihlas iken, şekil ve elbisesi de maddî kıstaslar ve teşvik edici sevaplardır, denilebilir. Bu sebepten dolayı sevab ve şekiller ibadette ihmal edilemezler; onların izi ile ihlasa gidilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü