"Ziakıl", "Zihayat", "Ziruh", "Zişuur" ne demektir?
Değerli Kardeşimiz;
Zihayat, hayat sahibi manasına gelen geniş bir mefhum olup; bitkileri, hayvanları, cinleri, melekleri ve insanları ifade etmektedir. Zira hayat, hem bitkilerde, hem hayvanlarda, hem cinlerde, hem meleklerde ve hem de insanlarda olan bir şeydir.
Zişuur ve ziakıl; şuur sahibi ve akıl sahibi manalarına gelir; hayata nispetle biraz daha dar ve hususi bir sahası vardır. Sadece insanlara, meleklere ve cinlere mahsustur.
Hayvanlarda akıl ve şuur melekesi yoktur. Onlar hayatlarını sevki İlahi ile devam ettirirler. Yani Allah hayvanlara şuura bedel, ne yapacaklarını ilham suretinde bildiriyor. Hayvanların hayatını tahkik ettiğimizde onların ne denli hikmetli ve ahenkli bir davranış içinde olduklarını görürüz. Bu hikmetli ve ölçülü davranış biçimini aklı olmayan hayvanatın takip edip yapması muhal olduğuna göre, demek ki onlara bu işleri ilham ile bildiren ve yaptıran birisi var.
Hava karardığında bir ağacın dalları arasına saklanan serçelerden, bir kaya parçasının kuytuluklarında gizlenen balıklara kadar her canlı, ilham ile ve bir sevk-i ilahi ile hareket ediyor. Ertesi gün, güneşin ilk ışıklarıyla birlikte her bir hayvan bir tarafa yönelip, uçuyor, koşuyor, yürüyor ya da yüzüyor. Hiçbiri nereye gittiğini, yuvasına ne zaman döneceğini bilmiyor ama hepsinin işi mükemmel görülüyor: İlhamla...
Ziruh, ruh sahibi varlıklar demektir. İnsanların, meleklerin, cinlerin ve hayvanların her bir ferdinin ruhu bulunuyor. Bitkilerde ise kanun-u teşekkül şeklinde bir hayat bulunuyor. Meselâ; elmanın kendine mahsus bir hayatı vardır. Hatta elmanın kendi içindeki cinsler de ayrı birer ruha sahiptirler.
Hayat, meyvenin ağaçtan olması gibi bir başka şeyden yapılmıyor, doğrudan yaratıyor. En aşağı hayat tabakası olan çekirdekteki ukde-i hayatın bile ne olduğu kesin olarak bilinmiş değil. Bir tohum kaynatılınca onda bir şey ölüyor ve artık ondan bir mahsul alınamıyor. İşte o şeyin ne olduğunu, nasıl doğduğunu ve niçin öldüğünü insan aklı idrak edemiyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Bitkilerde ise kanun-u teşekkül şeklinde bir hayat bulunuyor. Meselâ; elmanın kendine mahsus bir hayatı vardır. Hatta elmanın kendi içindeki cinsler de ayrı birer ruha sahiptirler
Burasıyla alakalı kaynak verebilir misiniz?
Bu yaklaşım, özellikle klasik İslam felsefesi ve tasavvuf geleneğindeki "nebatî ruh" (bitkisel ruh) kavramıyla örtüşmektedir. Bahsettiğiniz "kanun-u teşekkül" (şekillenme kanunu) ve her türün kendine has bir mahiyeti/ruhu olduğu fikrine dair temel kaynaklar şunlardır:
1. Risale-i Nur Külliyatı (Bediüzzaman Said Nursi)
Kullandığınız "kanun-u teşekkül" tabiri ve bitkilerin hayat mertebeleriyle ilgili açıklamalar doğrudan bu külliyatta yer alır.
Sözler (24. Söz ve 29. Söz): Bitkilerin hayatının bir tür "canlı kanun" veya "nebatî ruh" hükmünde olduğu, eşyanın arkasındaki ilahî programın bitkilerde hayat derecesinde tezahür ettiği anlatılır.
Mektubat (15. Mektup): Hayatın mertebeleri anlatılırken, birinci tabaka-i hayat olan bitkisel hayatın "kanun-u teşekkül" ile olan bağı detaylandırılır.
2. Kitabü’n-Nefs (İbn Sina)
Klasik felsefede "ruh" (nefs) kavramını bitkilere kadar indiren en sistemli kaynaktır.
İbn Sina, canlıları üç nefs mertebesine ayırır: Nebatî (bitkisel), Hayvanî ve İnsanî.
Ona göre bitkisel ruhun üç temel fonksiyonu vardır: Beslenme, büyüme ve üreme (teşekkül/şekil verme).
3. Marifetname (Erzurumlu İbrahim Hakkı)
Geleneksel kozmoloji ve canların mertebelerini halkın anlayacağı bir dille özetler.
Eserdeki devir nazariyesi ve varlık mertebeleri bölümlerinde, bitkilerin her birinin kendine özgü bir "şahsiyet-i maneviyesi" (manevi kimliği) ve hayat tarzı olduğu ifade edilir.
Bu kaynaklar, bitkilerin sadece biyolojik birer makine olmadığını, her bir türün (elma, gül vb.) ilahî bir program ve özel bir hayatiyet ile yönetildiğini ifade eder.