Nur talebeleri; Risale-i Nurları, Kur'an ve Hadislerden önde mi tutuyorlar?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

  • Nur Talebelerinin Risale-i Nur'a ehemmiyet vermeleri üç noktandan dolayıdır.

Birinci Nokta: Kur’an ve hadisleri bu zamanda en iyi ve en istikametli anlatan bir tefsir olmasından dolayıdır.

İkinci Nokta: Vasıta, maksada götürdüğü için kıymet atfedilir. Burada Risale-i Nurlar bir vasıta olup, Kur’an ve hadisler ise gayedir. Vasıtalar, maksatlar için sevilir. Bazı ham düşünceli insanlar bu inceliği göremediği için, vasıtaya atfedilen değeri, maksattan üstün tutuyor, vehmine vardırıyor.

Üçüncü Nokta: Risale-i Nurlar Kur’an’ın bu zaman şartlarına göre yazılmış vehbi ve manevî bir tefsiridir. Eski zamanda uzun ve zorlu bir yolla elde edilen manevî ve ilmi neticeyi, Risale-i Nurlar Kur’an’ın bereketi ile kısa ve kolayca verdiği için, Nur talebeleri Risale-i Nur'a ayrı bir değer veriyorlar. Yoksa -hâşâ- Risale-i Nurları Kur’an ve hadislerden üstün tutmak dalalet ve küfür olur.

  • Risale-i Nurlara olan alaka ve hürmeti maddeler halinde şöyle zikredelim:

Birincisi: Risale-i Nurlar kendi başına kıymetli değildir, değer ve kıymetini Kur’an’a güzel bir tefsir ve vesile olmasına borçludur. Yani Risale-i Nurlar Kur’an’a şeffaf bir aynadır. Ona bakan, Kur’an’ın güzelliklerine ve meziyetlerine intikal eder. Bu sebeple çok hürmet ediliyor.

İkincisi: Risale-i Nurlar bu asrın hastalıklarına Kur’an eczanesinden şifalı ve tesirli ilaçları takdim eden bir eczacı gibidir. Asrın bütün meselelerini çok iyi teşhis ve tahlil edip güzel bir reçete sunabilen bir Kur’an tefsiridir. Nice insanlar manevî hastalıklarını bu ilaçlarla tedavi ediyor. Elbette böyle bir eczacıya alakasız kalmak düşünülemez.

Üçüncüsü: Risale-i Nurlar en derin ve dağınık imanî konuları temsil ve kıyas yolu ile toplayıp, anlaşılır hale getirerek, en avamın da istifadesine takdim ediyor. Böylece eskide havassa mahsus imanî konular en cahil ve avam insanların idrakine uyarlanmış oluyor. Elbette böyle bir tefsir insanlar nazarında geçer akçe olacaktır.

Dördüncüsü: Risale-i Nurlar müspet hareket etmeyi, insanlara şefkatle yaklaşmayı kendine mühim iki düstur olarak kabul etmiştir. Bu sebeple İslam ve iman hakikatleri Risale-i Nur talebelerinin elinde daha parlak ve daha kuvvetli duruyor. Risale-i Nurların itici değil çekici, dağıtan değil, toplayan bir meziyeti vardır.

Beşincisi: Mutlak ve masum ölçü Kur’an ve sünnettir. Şayet Risale-i Nurlarda Kur’an ve sünnete zıt bir fikir ya da hatalı bir bakış açısı varsa, delilleri ile ortaya konulur, gereken değerlendirme ondan sonra yapılır; yoksa ihtimal ve imkân üzerine bir değerlendirme yapmak ilmi açıdan bir değer taşımaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 9.433
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Serhatt
verilen cevap tatmin edici lakin henüz kur'an, sünnet ve peygamber efendimiz(sav.) hakkında nitelikli bilgi sahibi olmayan kimseler cezbeye kapılmış risale-i nur talebelerinin vermek istediklerini aynı surette almıyor,alamıyorlar kanaatindeyim.Söz gelimi ''Zaman imanı kurtarmak zamanıdır'' deniyor ders işleniyor.Bu dersi herkes kabul ediyor lakin oradan ayrıldıktan sonra bir kısım kimseler yine günaha giriyorlar.İman konusunda tereddüdüm yoktur diyor lakin şeriat kuralları üzerinde ciddi tahşidat görmediği için günahlara girebiliyor.Kur'an'ın emirlerinden önce risale-i nurun hakikatlerine aşina olunca batılı terk etse bile emirler üzerinde ciddi tahşidat olmadığı için diye zannediyorum konumunu muhafaza edemeyebiliyor.Bu açıdan ne kadar hakikat de olsa her aşamasında Kur'an ve sünnet vurgulanmalı ki taa araç ile amacı karıştırma gafletine düşmesin.Ciddi müştak olmamız şeriatın keskin kuralları ile birleşmeli ki mevzu muhabbetin ötesinde fedailiğe terettüp etsin kanaatindeyim.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...