"Bir zaman gelecek Nurcular" neyden ve neden "tövbe, istiğfar edecekler." İzah eder misiniz, konu ile alakası nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şinasi Çataloğlu'nun Hatırası 1960'lı yıllarda [Mehmed Feyzi] Efendi Hazretleri'ne yaptığım bir ziyaretimde "Efendim, Üstâd [Bediüzzaman] Hazretleri: 'Yakinim var ki: İstikbal semâvâtı, zemin-i Asya Bâ-hem olur teslim, yed-i beyzâ-yı İslâm'a....' buyurmuşlar. Bu sözlerinde geçen 'zemin-i Asya'yı anlıyoruz. Ama 'semâvâttan' kasdı acaba nedir?" diye sorunca, [Mehmed Feyzi Efendi'nin] Efendi'nin canı sıkıldı ve: "Muğayyebâtla uğraşmayınız!" buyurdular. Ben de [Mehmed Feyzi] Efendi'nin canını sıktım, diye bu soruyu sorduğuma pişman oldum. Bu arada Hocaefendi [yani Mehmed Feyzi Efendi] sözüne şöyle devam ettiler: "Bir zaman gelecek Nurcular tevbe, istiğfar edecekler." (Üç Feyizli Nur, s. 32)

Mehmet Feyzi Efendi; veli bir zat olup kalp gözü açık mübarek bir zattır. Onun değerlendirmelerini normal bir bakışla açıklamak, bizi doğru bir neticeye ulaştıramayabilir. Bu nedenle yapılacak tahminlerin de vakıa ne kadar mutabık ve muvafık olacağı da net olmaz. Yani birisine doğru gelebilir ama çoğu kişiye yanlış bir yorum gibi gelebilir. Zira bu sözü ve değerlendirmeyi kendilerinin yapması icab eder ki, doğru bir neticeye ulaşalım.

Mehmed Feyzi Efendi'nin "Bir zaman gelecek Nurcular tövbe, istiğfar edecekler." ifadesi; birkaç manaya gelebilir. Şöyle ki;

1. Dünyada kim olursa olsun istiğfar eder ve etmelidir, hatta masum olan Peygamberimiz (asm) bile her gün onlarca kez istiğfar etmiştir. Bu nedenle istiğfar etmek sünnettir, elbette Nurcular da her türlü hallerine tövbe ve istiğfar edeceklerdir.

2. Bütün dünya Nurculardan Nur beklediği halde, Nur talebeleri olarak kendi derdimize ve sıkıntılarımıza ve dünyevi rahatımıza girdiğimiz için, bir gün bunun farkına varıp tövbe ve istiğfar edeceğiz.

3. Risale-i Nurlar dünya ve ahiret saadeti temin edecek çok değerli eserler olduğu halde, -maalesef- bunun farkına varamayıp sadece mübarek bir kitap nazarıyla bakılmaktadır. Fakat daha sonra bu eserlerin sadece mübarek kitaplar değil, iman ve İslam aşkını inkişaf ettiren ve bunu aksiyona dönüştüren muazzam bir güç olduğunu anlayıp hizmete ciddi sarılacaklardır.

4. Nur talebeleri kendi dar kabuklarını kırıp, Hz. Mehdi ve Hz. İsa (a.s)'a yakışır bir hizmet anlayışına girmeleri gerektiğini anlayıp tövbe ve istiğfar edeceklerdir.

  • Bahsi geçen yer ile bunun alakası nedir?

Buradaki "zemin-i Asya" şimdi ilk etapta İslam coğrafyası, "istikbal semavatı" tabirinden de ikinci etapta bütün dünyanın istikbalde İslama teslim olacağı şeklinde anlıyoruz. Yani zemin; Asya yani İslam coğrafyası, İstikbal ise yüksek bir İslami inkişafın bütün dünyada olacağı olarak anlaşılabilir. Buradaki "Semavat"ı gökyüzü olarak anlamamak gerekir. İlle de böyle bir ihtimale yer vermek gerekirse, istikbalde uzayda kurulacak kolonilerde bulunanlar bile İslam'a teslim olacak diye de eklenebilir. Bu durumda "İstikbalde bütün insanlık, İslam'a teslim olacak, mücadeleyi bırakacaktır." manası, ortaya çıkmış olur.

Mehmet Feyzi Efendi'nin İstikbal semavatı ifadesine "Bir zaman gelecek Nurcular tevbe, istiğfar edecekler." manasını vermesi ise, ileride dünyanın İslamiyet ile müşerref olması gayesiyle Nur talebelerinin tembelliği, miskinliği ve meylürrahatı bırakıp Nurlara yakışacak şekildeki bir hizmete gireceklerine işaret olabilir. Bu da bir nevi tövbe ve istiğfar olarak sayılabilir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "EDDÂÎ" bölümünü detaylıca izah eder misiniz?

- Ed-Dâî'nin İzah ve Yorumu... (VİDEO: M. KARAMAN)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 356
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...