Block title
Block content

Nur talebelerinin seyyid olduğu söyleniyor, bu konuda bilgi verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Âl-i Beytten, vazife-i risaletçe muradı, Sünnet-i Seniyyesidir. Sünnet-i Seniyyesine ittibâı terk eden, hakikî Âl-i Beytten olmadığı gibi, Âl-i Beyte hakikî dost da olamaz."

"Hem ümmetini Âl-i Beytin etrafında toplamak arzusunun sırrı şudur ki: Zaman geçtikçe Âl-i Beyt çok tekessür edeceğini izn-i İlâhî ile bilmiş ve İslâmiyet zaafa düşeceğini anlamış. O halde, gayet kuvvetli ve kesretli bir cemaat-i mütesânide lâzım ki, âlem-i İslâmın terakkiyât-ı mâneviyesinde medar ve merkez olabilsin. İzn-i İlâhî ile düşünmüş ve ümmetini Âl-i Beyti etrafına toplamasını arzu etmiş."

"Evet, Âl-i Beytin efradı ise, itikad ve imân hususunda sairlerden çok ileri olmasa da, yine teslim, iltizam ve tarafgirlikte çok ileridedirler. Çünkü İslâmiyete fıtraten, neslen ve cibilliyeten taraftardırlar. Cibillî taraftarlık zayıf ve şansız, hattâ haksız da olsa bırakılmaz. Nerede kaldı ki, gayet kuvvetli, gayet hakikatli, gayet şanlı bütün silsile-i ecdadı bağlandığı ve şeref kazandığı ve canlarını feda ettikleri bir hakikate taraftarlık, ne kadar esaslı ve fıtrî olduğunu bilbedâhe hisseden bir zat, hiç taraftarlığı bırakır mı? Ehl-i Beyt, işte bu şiddet-i iltizam ve fıtrî İslâmiyet cihetiyle, din-i İslâm lehinde ednâ bir emâreyi kuvvetli bir bürhan gibi kabul eder. Çünkü fıtrî taraftardır. Başkası ise, kuvvetli bir bürhan ile sonra iltizam eder."(1)

Demek ki Peygamber Efendimiz (asv)'in sünneti seniyyesine ittiba noktasından mevzuyu ele aldığımızda, Nur talebeleri umumen seyyid sayılabilirler. Çünkü sünneti seniyyeye hem taraftarlık, hem de uygulama noktasından ayrı bir ehemmiyet vermektedirler. Nur talebelerinin içinde nesep itibariyle elbette seyyid olanlar vardır. Ancak silsile olarak Resululullahın Âl-i beytine yetişemeyenler de bu şekildeki şiddetli taraftarlık ve iltizamla bu sırra erecekleri hususunda bizde tam bir kanaat mevcuttur.

Bir de bu seyyidlik hususnu sadece Nur talebelerine endekslemek belki hatalı olabilir. Diğer cemaatler içerisinde de sünneti seniyyeye tam taraftarlık gösterenler de inşaallah bu seyyidlik silsilesi içerisinde yer alırlar diye ümit ediyoruz.

(1) bk. Lem'alar, Dördüncü Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Vbdestabe
konuyu icmali olarak beyan etmek istiyorum. seyyid iki kısma ayrılır. biri maddi seyitler yani peygamber efendimizin nesebinden gelenler. digeride manevi seyitlerdir. bunlarda onun yolundan giden onun sünnetine hakiki bir şekilde ittiba edenlerdir. risalei nurda asrın alimi oldugundan dolayı ve talebeleride efendimizin yolundan gittiginden dolayı Allahın izni ile manevi seyit kısmına giriyordular. peygamberimizi a.s.m derki kim benim yolundan gelirse ali beytimdendir. inşallah bizler neseb olarak ondan gelmesekte vaziyetimizle sadakatimizle vede sünneti senniyeye ittibamız ile manevi seyitlerdenizdir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
turkkamuran

 [Risale-i Nur talebelerinden bir kısım kardeşlerimin, benim haddimin çok fevkinde hüsnüzanlarını ve ifratlarını tadil etmek için ihtar edilen bir muhaveredir.] 
Bundan kırk elli sene evvel, büyük kardeşim Molla Abdullah (rahmetullahi aleyh) ile bir muhaveremi hikâye ediyorum. 
O merhum kardeşim, evliya-i azimeden olan Hazret-i Ziyaeddin’nin (k.s.) has müridi idi. Ehl-i tarikatça, mürşidinin hakkında müfritane muhabbet ve hüsnüzan etse de makbul gördükleri için, o merhum kardeşim dedi ki: 
"Hazret-i Ziyaeddin bütün ulûmu biliyor. Kâinatta, kutb-u âzam gibi herşeye ıttılâı var." Beni onunla raptetmek için çok harika makamlarını beyan etti. 
Ben de o kardeşime dedim ki: "Sen mübalâğa ediyorsun. Ben onu görsem, çok meselelerde ilzam edebilirim. Hem sen benim kadar onu hakikî sevmiyorsun. Çünkü kâinattaki ulûmları bilir bir kutb-u âzam suretinde tahayyül ettiğin bir Ziyaeddin’i seversin. Yani o ünvanla bağlısın, muhabbet edersin. 
Eğer perde-i gayb açılsa, hakikati görünse, senin muhabbetin ya zâil olur veyahut dörtten birisine iner. Fakat ben, o zât-ı mübâreki senin gibi pek ciddi severim, takdir ederim. Çünkü, Sünnet-i Seniye dairesinde, hakikat mesleğinde, ehl-i imana halis ve tesirli ve ehemmiyetli bir rehberdir. Şahsî makamı ne olursa olsun, bu hizmeti için ruhumu ona feda ederim. Perde açılsa ve hakikî makamı görünse, değil geri çekilmek, vazgeçmek, muhabbette noksan olmak, bilâkis daha ziyade hürmet ve takdirle bağlanacağım. Demek ben hakikî bir Ziyaeddin’i, sen de hayalî bir Ziyaeddin’i seversin." HAŞİYE 
Benim o kardeşim insaflı ve müdakkik bir âlim olduğu için, benim nokta-i nazarımı kabul edip takdir etti. 
Ey Risale-i Nur’un kıymettar talebeleri ve benden daha bahtiyar ve fedakar kardeşlerim, 
Şahsiyetim itibarıyla sizin ziyade hüsnüzannınız belki size zarar vermez; fakat sizin gibi hakikatbin zatlar vazifeye, hizmete bakıp, o noktada bakmalısınız. Perde açılsa, benim baştan aşağıya kadar kusuratla âlûde mahiyetim görünse, bana acıyacaksınız. Sizi kardeşliğimden kaçırmamak, pişman etmemek için şahsiyetime karşı haddimin pek fevkinde tasavvur ettiğiniz makamlara irtibatınızı bağlamayınız. 
Ben size nispeten kardeşim; mürşidlik haddim değil. Üstad da değilim, belki ders arkadaşıyım. Ben sizin, kusuratıma karşı şefkatkârâne dua ve himmetlerinize muhtacım. Benden himmet beklemeniz değil, bana himmet etmenize istihkakım var.

HAŞİYE 
Çünkü sen, muhabbetini ona pek pahalı satıyorsun. Verdiğin fiyatın yüz defa ziyade bir mukabil düşünüyorsun. Halbuki onun hakikî makamının fiyatına en büyük muhabbet de ucuzdur.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
oğuzhangözüpek
..ŞU konuya açıklık getirelim:''Nur talebeleri umumen seyyid sayılabilirler.'' Bu tarz ifadeleri TASVİP ETMİYORUM. Şahsı MANEVİ anlamında KABUL EDİLEBİLİR AMA topluluk adı BELİRTEREK UMUMEN gibi belirleyici sıfatlar ile ADETA ayrıcalıklı bir KONUMU yakıştırmak ; hem doğru OLMAZ hem İNSANLARIN tepkisini çeker,hem BİR kişinin yaptığı HATA yine umuma teşmil edilerek AKSi olarak geri yansıtılır. Günümüzde çok magazinsel olan bir CUBBESİZ hoca da kendi TARİKAT ehli için AYRICALIKLI konumları yakıştırıp adeta CENNETE sorgusuz-sualsiz mürid ihrac ediyordu...Günümüz AHVALİNDE bırakın SÜNNETE ittibayı, AYETLERİN kesin hükümleri dahi ihmal edilip hatta BİLE BİLE GÖRMEZDEN GELİNİRKEN,hafife alıp önemsenmez iken, DÜNYEVİ AMAÇLARA malzeme yapılırken, Resulullah Efendimizin sav. FARZ MAKAMINDAKİ ikazları SİYASETE,DÜNYAYA,İKBALE feda edilirken, ŞU TALEBELER UMUMEN ŞÖYLEDİR demek pek sıhhatli olmaz kanaatindeyim. Hem ARTIK öyle bir devirdeyiz ki ; hizmet ehli gibi görünen VE ÜST perdede vazife gören bir kısım şahıs O GAYRETİ dünyevi TATMİNİ makam olarak göstermekteler. Elbette herkes bu HASSAS noktayı anlayamaz. DİKKAT LAZIMDIR. İman ve Sünnetin RUHUNA müdrik oldukça FERASET ARTAR , ANLAŞILIR. '' Mesela= Ömrünü İSLAMA adadığı bilinen bir kişi '' KEŞKE benim cenazemde de ,falanca şahısta olduğu kadar KALABALIK toplansa, '' dese ASLINDA gizli bir KENDİNİ BEĞENMİŞLİĞİ yansıtmıştır. Zira kişiyi KURTARACAK kalabalık veya onların duaları değil doğrudan ALLAH'ın rahmetidir. Zira O'nun izni olmadan kim kime yardım edebilir.(AYET MEALİ)...Hem BU GÜN sünnet DİYE YAPILAGELEN ŞEYLERİN BİR KISMININ gerçekte SÜNNET olup olmadıkları dahi şüphelidir. VE bu sebeple ölçü teşkil etmezler. ANCAK KİŞİ AHLAKINDA doğrudan KUR'ANIMIZI VE Resulullah EFENDİMİZİ REHBER ALMIŞ ve bu hali YAŞANTISINA ve söylemine YANSIMIŞ ise İŞTE O ZAMAN bahse konu EHLİ BEYT sıfatını alır. Zira KALBİ YAŞANAN islam riyadan UZAKTIR VE FARK EDİLİR. Zira ALLH'I RAZI ETME PEŞİNDE OLANIN başkasını razı etme , takdirini alma gibi bir DERDİ OLAMAZ. selam ve salat.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hamditas
Selman (r.a), kuvvetli bir kimseydi ve kazı işinde oldukça verimli çalışmaktaydı. Ensar grubu, Selman (r.a)'ı sahiplenerek, "Selman bizdendir." dediler. Bunun üzerine muhacirler; "Hayır Selman bizdendir." demeye başladılar. Bunu duyan Rasûlüllah (s.a.s); "Selman bizdendir. O ehl-i beytimdendir." diyerek onu ehl-i beytine dahil etmiştir. (Taberi, aynı yer; İbn Sa'd, a.g.e., IV, 83).
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...