Nurun "Kudret-i İlahiyenin perdesiz bizzat mübaşeretine lâyık olmasından, esbab-ı zahirî hiçbir cihette perde olmadığından vâhidiyet içinde ehadiyeti" göstermesini izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Nur, vücud ve hayat gibi içi dışı nur ve her tarafı hayır ve güzel olan nimetlerin vesileleri şeffaf, olduğu için, bunların arkasındaki İlahî sıfatları görmek çok kolaydır.
Diğer nimetler ile sebepleri arasında böyle bir şeffalık olmadığı için, insan bu nimetler arkasındaki İlahî sıfatları tam ve huzur ile göremiyor.
Meselâ; ölümün sebepleri olan kaza, hastalık, afet vesaire çok kesif olduğu için, insanlar öfke ve nefretlerini Allah’a değil, bu sebeplere yöneltiyorlar. Mesela ölüm de hayat gibi İlahî bir icraattır ve Allah’ın yaratmasıyla vuku bulan bir hâdisedir.
Bir ve tek olan Allah'ın varlığının, çok şeyler üstünde görünmesi vahidiyet, tek bir şey üstünde görünmesi de ehadiyet oluyor.
Allah’ın isim ve sıfatlarının iki tarzda ve iki tecelli mahalli vardır.
Birisi: Kâinatın umumu üzerinde büyük ve azametli tecelliyatıdır.
Diğeri ise: Kâinatın bir cüz’ünde ve cüz’îsindeki tecelliyatıdır.
Kâinatın umumunda tecelli eden isim ve sıfatlar, çok azametli ve muhit olmasından, okunması ve ihata edilmesi herkese müyesser olmuyor. Onun için Allah, o kâinatın umumundaki azametli ve muhit olan tecelli yazısını herkesin rahat ve kolaylıkla okuyabileceği bir seviyeye indiriyor.
Çok ve büyük şeyler üstünde Allah’ın birliğini görmek küllî bir dikkat ve nazar gerektirdiği için Allah o çokların her bir parçasında da birliğini gösteriyor ki, herkes tevhidi rahat-ı kalb ile görüp huzur kazanabilsin.
Karadeniz büyüklüğünde bir ayna olduğunu düşünelim ve bu aynada güneşin dev bir yansıması var. Bu aynanın bütününde güneşin yansımasını görebilmek için Karadeniz büyüklüğünde bir göze ihtiyaç var. Böyle bir göz çok az insanda bulunabilir.
Güneşin okyanus üzerindeki aksetmesini ihata ile görebilmek için okyanusu kuş bakışı ile göreceğimiz bir yüksekliğe ve mevkie çıkmamız gerekiyor. Yani ay büyüklüğünde bir göz gerekiyor. Ama aynı güneş aynı aksini okyanusun her bir damlasında da gösteriyor.
Bu sebeple aynı güneş cebimizdeki küçük bir aynada da yansıyor ve kendini gösteriyor. Ta ki küçük nazarlar bu yansımayı görmekten mahrum kalmasınlar...
İşte, kâinatın umumunda azamet ve kibriya ile tecelli eden isim ve sıfatlarına vahidiyet denir. Onun küçük bir modeli hükmünde olan cüz’ündeki tecelliyatına da ehadiyet denir.
Vahidiyet: Küllî ve umumî tecelliyattır.
Ehadiyet ise, cüz’î ve hususî bir tecelliyattır.
Vahidiyetin hüküm sürdüğü kesret ve kâinat arkasında Allah’ın Zat-ı Akdesini mülahaza etmek, yani fikir ile görmek çok zordur. Bu yüzden akılları kesrette boğdurmamak için ehadiyet ile cüzde tecelliye ihtiyaç vardır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü