"O kuvvetli ve güneş gibi zâhir o hayatı inkâr edemeyen, bir tek muttasıl yaprağın hayatını inkâr edemez." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Ağacın umumunda görünen hayat, kökünün de sağlam ve hayatlı olduğunu ispat eder. Zira çürümüş kökten, hayatlı ve güzel meyveler, yapraklar ve dallar çıkmaz. Meyvenin, yaprağın ve dalların zahir hayatı, kökün sağlam ve hayatlı olduğuna işaret eder. Kökün hayatlı olması da, sair dal ve budakların hayatlarına işaret eder. Yani her ikisi de, birbirlerini ispat ederler.
Bu sebepten dolayı, ağacın bir yaprağındaki hayatı inkâr edebilmek için, ağacın bütününde görünen hayatı inkâr etmek gerekir. Zira birbirlerini te’yid ve takviye ediyorlar. Aynı şekilde, İslam da bir ağaç gibidir; kökü ve esası iman, gövdesi ibadet, meyvesi ise, güzel ahlaktır. Bu kısımlardaki hayat ve güzellikler, İslam ağacının hak ve hayatlı olduğunu ispat eder. Bu yüzden, İslam ağacının bir yaprağı, mesabesinde olan bir meselesi de, aynı kök ve gövde gibi hayatlı ve sağlamdır.
İslam’ın bir meselesini inkâr edebilmek için, İslam ağacının tamamını inkâr etmek lazım gelir. Zira o bir mesele, İslam ağacının bütününden hâsıl oluyor, bütününe dayanıyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Bu pasajda imanın gövde, yaprağı vs'yi ibadet, ahlak olarak açıklamışsınız.
Halbuki orijinal metinde imandaki bütünlükten bahsetmiş. Yani şartlarından. Yani ibadet ve ahlaktan bahsetmemiş ki? Yani imanın şartları ağacın farklı kısımları gibi yani gövdesi, yaprağı, çiçeği gibi hepsi aynı kök olan imandaki öz birliğe, parçalanmazlığa bakıyor.
Ne dersiniz?
İman kök, ibadet gövde, ahlak ise meyve benzetmesi bütünlüğü bozmuyor aksine bütünlüğün aşamlaarını ve bir biri olan bağını teyit ediyor. (Ayrıca iman kök deniyor gövde değil.)
Bu bütünlüğü şu şekilde temellendirebiliriz:
Dikey Bütünlük : İman kökünden beslenmeyen bir gövde (ibadet) kurur; gövdesi olmayan bir ağaç ise meyve (ahlak) veremez. Bu, dinin yaşayan bir organizma olduğunu, her bir parçanın birbirinin varlık sebebi ve sonucu olduğunu teyit eder.
Yatay Bütünlük (Pasajın ifadesi): İmanın kendi rükünleri (Allah’a iman, meleklere iman vb.) arasındaki bağdır. Bu da ağacın köklerinin birbirine dolanması ve ayrılmaz bir blok oluşturması gibidir.
Netice itibarıyla; bir binanın hem temelinin kendi içindeki sağlamlığı (imanın rükünleri) hem de o temel üzerine çıkan katların birbiriyle uyumu (iman-amel-ahlak) gerekir. Bu bakış açısı, "İslam" ağacının dışarıdan bakıldığında görünen o muazzam tutarlılığını ve meyveye (ahlaka) giden yolu harika bir şekilde özetliyor.
Birbirini dışlamak yerine, biri ağacın özünü, diğeri ise formunu anlatıyor diyebiliriz.
Benzetmenizde hata yada yanlış yok. Zaten olması gereken de iman kökü, ibadet gövdesi vs.
Demek istediğim orijinal pasajda kastedilen anlam sadece iman üzerine. Kök, gövde, yaprak ve bunların hepsi imanın ortak çatısında buluşuyor. Orijinal metin sadece imanı anlatıyor.
İman ile ibadetin birbirini gerektirmesi ayrı mevzu.
Bağ kurarak elbetteki açıklanabilir.