Block title
Block content

On Beşinci Söz'ün Beşinci Basamağını İzah Eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"BEŞİNCİ BASAMAK"

"Madem arzdan semaya gidip gelmek var. Semadan arza inip çıkmak oluyor; ehemmiyetli levazımat-ı arziye oradan gönderiliyor. Ve madem ervâh-ı tayyibeler semaya gidiyorlar. Elbette, ervâh-ı habise dahi, ahyârı takliden semavat memleketine gitmeye teşebbüs edecekler. Çünkü vücutça letafet ve hiffetleri var. Hem şüphesiz tard ve ref edilecektir. Çünkü mahiyetçe şeraret ve nuhusetleri vardır."

"Hem, bilâşek velâ şüphe, şu muamele-i mühimmenin ve şu mübareze-i mâneviyenin, âlem-i şehadette bir alâmeti, bir işareti bulunacaktır. Çünkü, saltanat-ı Rububiyetin hikmeti iktiza eder ki, zîşuur için, bahusus en mühim vazifesi müşahede ve şehadet ve dellâllık ve nezaret olan insan için tasarrufat-ı gaybiyenin mühimlerine bir işaret koysun, birer alâmet bıraksın. (Nasıl ki, nihayetsiz bahar mucizatına yağmuru işaret koymuş ve havârık-ı san'atına esbab-ı zahiriyeyi alâmet etmiş.) Ta âlem-i şehadet ehlini işhad etsin. Belki o acip temâşâya, umum ehl-i semavat ve sekene-i arzın enzâr-ı dikkatlerini celb etsin. Yani, o koca semavatı, etrafında nöbettarlar dizilmiş, burçları tezyin edilmiş bir kale hükmünde, bir şehir suretinde gösterip haşmet-i Rububiyetini tefekkür ettirsin."

"Madem şu mübareze-i ulviyenin ilânı, hikmeten lâzımdır. Elbette ona bir işaret vardır. Halbuki, hadisat-ı cevviye ve semaviye içinde, şu ilâna münasip hiçbir hadise görünmüyor. Bundan daha ensebi yoktur. Zira, yüksek kalelerin muhkem burçlarından atılan mancınıklar ve işaret fişeklerine benzeyen şu hadisat-ı necmiye, bu recm-i şeytana ne kadar ensep düştüğü bedâheten anlaşılır. Halbuki, şu hadisenin, bu hikmetten ve şu gayeden başka, ona münasip bir hikmeti bilinmiyor. Sair hadisat öyle değil. Hem şu hikmet, zaman-ı Âdemden beri meşhurdur ve ehl-i hakikat için meşhuddur."(1)

Üstad Hazretlerinin bu ifadelerinden; mübarezenin yani sema ehli ile dünya ehlinin çatışmalarının karşılıklı olduğu anlaşılıyor. Mübareze karşılıklı çatışmak ve savaşmak anlamındadır. Nasıl ehli iman küffarla çarpışıyor ve küffar da buna mukabele ediyor ise, elbette sema dairesinde çarpışan melek ve şeytanların da karşılıklı hamleleri bulunacaktır. Üstad Hazretleri

“Madem öyledir; elbette firavunlaşmış şeytanlar, hadsiz şeraretiyle semaya ve ehline taş atacaklar.”

ibareler ile bu manaya işaret ediyor. Yani cinni şeytanlar muti sema ehlini taciz ediyorlar. Onlar da bu tacize mukabil yıldızları ve gezegenleri fırlatıyorlar.

Cin taifesinden olan şerli kafirler, yaratılış ve fıtrat bakımından latif ve hafif varlıklar olduğu için, insana nispetle zaman ve mekan kayıtlarından azadedirler. Bu sebeple sema dairelerine gidip gelmek onlar için kolaydır. İnsan maddi kayıtlarla kayıtlı olduğu için; uzay araçları ile ancak aya kadar gidebiliyorlar. Ama cinler fıtraten hafif ve latif oldukları için, onların seyahat özgürlüğü insanlarınkinden daha geniş. Bu sebeple bazen şerli ve kafir cinler, temiz ve meleklerin mekanı olan sema dairelerine çıkıp oraları taciz edebiliyorlar. Allah da meleklere ateşten eritilmiş top gülleleri hükmünde cisimlerle mübareze iznini vermiş. Yani sema ehli, şerli cinleri kovalamak için onlara taş atıyorlar.

Ayette bu husus şu şekilde izah ediliyor:

"Ey cinler ve insanlar topluluğu! Eğer göklerin ve yerin sınırlarından çıkıp gitmeye gücünüz yeterse, haydi, çıkın. Fakat Allah'ın vereceği bir kuvvet olmadan çıkamazsınız. Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edersiniz? Üzerinize saf ateşten bir alevle bakır gibi kızıl bir duman salınır da, birbirinize hiçbir yardımınız dokunmaz."(Rahmân, 55/33-35).

Madem melekler ile şeytanlar arasında bir mübareze ve mücadele var, elbette şeytanların da sema ehline atacağı ve kullanacağı şeyler ve cephaneler bulunmak gerekir. Zira kavga ve harp karşılıklı yapılan bir eylemdir. Melekler nasıl şerli şeytanları semadan kovmak için ateş topları savuruyorlar ise, aynı şekilde şeytanların da meleklere atacağı bir taşları vardır. Bu manayı şu ayetten tahric etmek mümkündür:

"And olsun ki, dünya semasını Biz kandillerle süsledik ve şeytanlar için o kandilleri birer taş yaptık."(Mülk, 67/5).

Özet olarak yıldız kayması olarak bilinen semadaki olayı, bu ayetin kapsamında değerlendirmek mümkündür. Yani şerli cinler semaya çıkmak istediklerinde, oranın sakinleri olan melekler, onlara yıldız ve meteorları savuruyorlar. Bu da kainatın en küçük dairesinden tut, ta en büyük dairesine kadar iman ve küfür mücadelesinin cereyan ettiğini gösteriyor.

(1) bk. Sözler, On Beşinci Söz

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Beşinci Söz | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3549 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...