Block title
Block content

On Birinci Lem'a'nın Dördüncü Nükte'sini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte, o pek acip ve çok hazin hâlette iken, iman ve Kur’ân’dan gelen bir medetle, فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللهُ لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ âyeti imdadıma yetişti ve gayet emniyetli ve selâmetli bir gemi hükmüne geçti. Ruh, kemâl-i emniyetle ve sürurla o âyetin içine girdi."

"Evet, anladım ki, âyetin mânâ-yı sarihinden başka bir mânâ-yı işarîsi beni teselli etti ki, sükûnet buldum ve sekînet verdi."

"Evet, nasıl ki mânâ-yı sarihi Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma der: “Eğer ehl-i dalâlet arka verip senin şeriat ve sünnetinden i’raz edip Kur’ân’ı dinlemeseler, merak etme. Ve de ki: Cenâb-ı Hak bana kâfidir. Ona tevekkül ediyorum. Sizin yerlerinize, ittibâ edecekleri yetiştirir. Taht-ı saltanatı her şeyi muhittir; ne âsiler hududundan kaçabilirler ve ne de istimdat edenler medetsiz kalırlar.”

"Öyle de, mânâ-yı işarîsiyle der ki: “Ey insan ve ey insanın reisi ve mürşidi! Eğer bütün mevcudat seni bırakıp fenâ yolunda ademe giderse, eğer zîhayatlar senden mufarakat edip ölüm yolunda koşarsa, eğer insanlar seni terk edip mezaristana girerse, eğer ehl-i gaflet ve dalâlet seni dinlemeyip zulümata düşerse, merak etme. De ki: Cenâb-ı Hak bana kâfidir. Madem O var, her şey var. Ve o halde, o gidenler ademe gitmediler. Onun başka memleketine gidiyorlar. Ve onların bedeline o Arş-ı Azîm Sahibi, nihayetsiz cünud ve askerinden, başkalarını gönderir. Ve mezaristana girenler mahvolmadılar; başka âleme gidiyorlar. Onların bedeline başka vazifedarları gönderir. Ve dalâlete düşenlere bedel, tarik-i hakkı takip edecek muti kullarını gönderebilir. Madem öyledir; O her şeye bedeldir, bütün eşya birtek teveccühüne bedel olamaz.” der."(1)

Buradaki ayetin zahiri ifadesi, Allah Resulüne (asv) bir teselli veriyor. Teselli sebebi ise; ehli dalalet ve küfrün, Allah Resulü'nün (asv) davetine ve sünnetine tabi olmamalarıdır. Dolayısı ile bu ayet şöyle hitap etmiş oluyor:

“Eğer ehl-i dalâlet arka verip, senin şeriat ve sünnetinden yüz çevirip Kur’ân’ı dinlemeseler, merak etme. Ve de ki: Cenâb-ı Hak bana kâfidir. Ona tevekkül ediyorum. Sizin yerlerinize, ittibâ edecekleri yetiştirir. Onun saltanatı her şeyi kuşatır; ne âsiler hududundan kaçabilirler ve ne de yardım bekleyenler yardımsız kalırlar.”

Öyle de, mânâ-yı işarîsiyle der ki:

“Ey insan ve ey insanın reisi ve mürşidi! Eğer bütün mevcudat seni bırakıp fenâ yolunda yokluğa giderse, eğer bütün hayatlılar senden ayrılıp  ölüm yolunda koşarsa, eğer insanlar seni terk edip mezaristana girerse, eğer ehl-i gaflet ve dalâlet seni dinlemeyip zulümata düşerse, merak etme."

Üstad ise; bu ayetin zahir manasından başka, işari ve remzi manalarından, kendi ruh dünyasındaki birtakım sıkıntı ve kederlerine teselli buluyor. Ayet zahirde Peygamberimizi (asv) teselli ederken, remzi ve işari olarak da başkalarını teselli ediyor. Burada yine Allah Resulü (asv) bir model ve rehber olarak bize sunuluyor. Yani biz birtakım sıkıntı ve kederle karşılaştığımız zaman, modelimiz yine Allah Resulü (asv) ve sünneti olacak.

(1) bk. Lem'alar, On Birinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...