Onuncu Söz'deki temsiller, ahiretin varlığını akla yakınlaştırmakla birlikte, yine de bazıları ahiretin varlığını akla zıt görüyor ve deneylerle ispatlanmayan bir şeye nasıl inanacaklarını dile getiriyorlar. Bu hususta ne dersiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Önce şunu ifade edelim: İman gayb için söz sonusudur.

Bakara Suresinin ikinci âyetinde Kur’ânın muttakiler için, yani Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol gösterici olduğu beyan edildikten sonra bir sonraki ayette, “Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.” (Bakara, 2/3) buyurulur.

İmanın bütün rükünleri gibi ahirete iman da gayba imandır. Ancak, imanın diğer rükünleri gibi ahireti iman kanusunda da insan aklını kabule sevkedecek sonsuz deliller vardır. Bunlara iman edenler dünya imtihanını kazanarak cennete layık bir kıymet alırlar. Şahsi fikrini ve batıl inancını ölçü alarak iman etmeyenler ise ebedî azaba müstehak olurlar. Bu konuda tercih insana bırakılmıştır.

Ahirete imanı akla zıt görenler için www.sorularlaislamiyet.com sitemizde yayınlanan “Din ve akıl arasında bir çelişki söz konusu mudur?” yazısından sadece bir bölüm naklediyoruz. Tümüne bakılmasını tavsiye ederiz.

“Akıl ile Hak Din arasında hiçbir tezat yoktur. Fakat her marifetin keşfinde sadece akıl kâfi değildir. Evet, aklın tek başına idrak ettiği hakikatler de yok değildir. Meselâ, akıl tecrübe ve müşahede alemindeki hâdiseleri görüp idrak etme yeteneğine sahip olduğu gibi Allah Teâlâ'nın varlığını, birliğini, adalet ve ihsanın güzelliğini, zulüm ve sefahatin çirkinliğini de anlayabilecek mahiyettedir. Bununla beraber onun varamadığı ve keşfedemediği noktalar da çoktur. Zira akıl mahluk ve mahduttur; her hakikati görecek ve keşfedecek bir mahiyette değildir. Böyle bir akıl ile her şeyin mahiyet ve hakikatini anlamak muhaldir."

"Hakikat-ı mutlaka, mukayyed enzar ile ihata edilmez. Kur'an gibi bir nazar-ı küllî lâzım ki, ihata etsin."

"İnsan henüz ruhunun mahiyetini idrak edebilmiş değildir. Kendi mahiyetini idrakten bile aciz olan aklın, metafizik alemini anlamada ne derece aciz kalacağı açıktır. Bu sahada akla düşen vazife, nakle yani vahye tabi olmaktır. Bu hakikati Bediüzzaman Hazretleri şu ifadeler ile çok güzel bir şekilde ortaya koyar:

"Fikrin sönük ise; Kur'an'ın güneşi altına gir, imanın nuriyle bak ki: Yıldız böceği olan fikrin yerine her bir âyet-i Kur'an, birer yıldız misillü sana ışık verir."

"İslâmiyet'in temel fikir olarak kabul ettiği akıl, vahyin nuru ile nurlanan akıldır. Ancak böyle bir akıl, hâdiselerde ölçü ve mizan olabilir; insanı marifet ve hikmete vasıl edebilir."

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

drerkan
Sevgi, merhamet , akıl gibi kavramları labaratuvara sokabiliyormu bu zat acaba?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
yağız22
vicdanı dünyada yapılan bütün zulümlerin karşılıksız kalmasından rahatsız olmuyor mu?özürlülerin çektiği sıkıntılar eğer ahiret yoksa çektikleriyle kalacak ve ahirette mükafatını görmeyecekler mi?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...