Block title
Block content

Risale-i Nur Mesleğinde Aşk Var mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"... Hem muhabbet-i İlâhiyeyi ziyadeleştirir. Hem meşru bir muhabbettir. Hem ayn-ı lezzet bir şükürdür. Hem ayn-ı muhabbet bir fikirdir."(1)

İnsanın, dünyaya ve içindekilere olan muhabbeti, mana-yı harfi ile olsa, yani Allah hesabına olsa, o zaman her şeye olan muhabbet sevaplı, güzel, lezzetli, kaybolmayan, meşru bir şükür ve fikir hükmüne geçer.

Dünya, Allah’ın isimlerinin okutulduğu ve ders verildiği bir mekteptir. Bu mektepte bütün isimler talim ettirilir. İnsanın dünya ve içindekileri, bu mektep olma yönü ile, yani fikir ile okuması, muhabbete vasıta olur. Bu fikir,  muhabbete vasıta olmasından fikir, aynı muhabbet hükmünü alır. Çünkü teveddüd, tearüf nisbpetindedir. Yani sevgi, tanıma nispetindedir. Ne kadar marifet o kadar muhabbet.

Muhabbetullah, marifetullahın bir neticesidir. Marifet ise, fikir ile olur. O zaman fikre, muhabbet nazarı ile bakabiliriz. Risale-i Nur ise marifet tefsiridir. Dolayısı ile Risale-i Nurlar aşk ve muhabbeti netice veren bir fikir fabrikası gibidir.

Tasavvufta aşk seyrü sülûk ve riyazet vesilesi ile çok zor kazanılan bir amaç iken, Risale-i Nur mesleğinde marifet ve tahkiki iman vesilesi ile çok kolay kazanılan bir amaçtır diyebiliriz.

Nasıl ki tevhid ve tefekkürde, aşağıdan yukarıya, yani eserden müessire gitmek, şüphelerden daha salim ve eminse, muhabbet noktasından da tersi, yani yukarıdan aşağıya, müessirden esere gitmek makbul ve sağlam olanıdır.

Masivaya, yani Allah’ın mahlukatına yapılan muhabbetin iki tarzı ve şekli vardır. Biri yukarıdan aşağıya, yani önce Allah’ı sever, sonra onun sevgisi ile mahlukatı sever.

Burada mahlukata dağıttığı sevgi, eksiklik değil, bilakis kemalat getirir. Zira onun adına, onun sanatı noktasından sevdiği için, sevgisi dağılıp azalmaz. Tam aksine, çoğalarak mükemmele gider.

Diğeri ise aşağıdan yukarı, yani önce masivayı ve mahlukatı sever, sonra Allah’a doğru gitmeye çalışır. Giderken, çok zorlu ve kuvvetli bir masivayı aşamama ve geçememe riski ile karşı karşıya kalabilir. Ya da onda takılıp kalma, boğulma durumu da olabilir. Mahlukat çok ve geniş olunca, kesrette kaybolma ve boğulma kaçınılmaz olabilir. Kalbin kuvvet ve enerjisi, kesrette dağılıp, bir daha toplanması çok zorlaşır. Ve vahdete, yani Allah’a yönelmesine takat ve gücü kalmayabilir. 

Bu yüzden aşağıdan yukarı muhabbet tarzı güvenli ve sağlam bir tarz değildir. Herkesin kavi ve aşılamaz  sebebi farklı olabilir. Kimisi için bir evlat, kimisi için mal mülk, kimisi için gençlik ve şehvet, kimsisi için mecazi bir aşk, kimisi için şan ve şöhret, kimisi için kibir ve enaniyet ve kimisi için de dünyanın suri tatlılığı birer engel ve perde olabilir. 

İşte bunlar ve daha bunlara benzer, çok kuvvetli perdeler ve barikatlar, kalbin muhabbet seyahatin de Allah’a ulaşmasına mani ve engel olabilirler. Bunları geçse de, yara ve izleri kaldığından, safi bir Allah sevgisi olamaz; olsa da eksik ve nakıs olur.

Önce tahkiki imanı elde edip, tefekkür ve marifet ile kalben Allah’a aşk ve muhabbetini tesis ettikten sonra masivaya kalben yönelmek lazımdır. Yoksa, kalbi kesrette dağıtıp, kuvvetli sebeplere yapışıp, sonra tevhide ve vahdete yönelmek ve muhabbetullahı bulmak çok zordur.

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Nur Hizmetleri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2241 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...