"Risale-i Nur’un mesâili, ilimle, fikirle, niyetle ve kastî bir ihtiyarla değil; ekseriyet-i mutlakayla sünuhat, zuhurat, ihtârât ile oluyor." Kalbe gelen ilham, hiç mi Üstadın zihnindeki ilimden beslenmiyor, fikrinden yararlanmıyor? Hiç ilim bilmeyen bir

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İlim, irfan, ibadet, ahlak vesaire bir altyapı oluşturuyor, sonra ilham da bu altyapı üzerine bina olunuyor. Yoksa hiç ilmi, irfanı, ibadeti olmayan bir adamın kalbine bu tarzda bir ilham ve ihtar gelmez.

Üstadımız vahiyden zayıf, ilhamdan kuvvetli olan bu ihtara ilmi, irfanı, ibadeti, ahlakı ve imanı ile kesb-i istihkak ediyor. Yani Üstadımız bu seviyeye ulaştıktan sonra, artık manalar safi, net ve kesine yakın bir sağlamlıkla kalbine akıyor.

İlhamın da kendi içinde derece ve mertebeleri bulunuyor. Müçtehit ve müceddid seviyesinde bir müminin kalbine gelen ilhamla avam bir müminin kalbine gelen ilham aynı keyfiyette aynı safiyette aynı makamda olmaz.

Risale-i Nur'un kuvvetli ve sağlam hakikatlerine vasıl olabilmek için, Said-i Nursi gibi bir fıtrata bir meziyete bir fazilete sahip olmak gerekiyor...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...