"Risale-i Nur’un müsbet mesleği, ehl-i bid’a ile değil fiilen, belki fikren ve zihnen dahi meşgul olmaya müsaade etmez." Onların düşüncelerini bilip ona göre silahlanmak daha doğru olmaz mı?
Değerli Kardeşimiz;
“... Zaman, zemin, Risale-i Nur’un müsbet mesleği, ehl-i bid’a ile değil fiilen, belki fikren ve zihnen dahi meşgul olmaya müsaade etmez. İhtiyat her vakit lazımdır.”(1)
Bu cümleyi birkaç şekilde anlayabiliriz:
Birincisi; küfür ve dinsizliğin kol gezdiği bu müthiş zamanda, bid’atlerle uğraşmak akıl kârı değildir. Önce iman kalesinin tahkim edilmesi gerekir ki, Nur Talebelerinin birinci ve en mühim vazifesi de budur. Böyle çok ehemmiyetli bir vazife varken, bid’atlerle meşgul olmak doğru değildir. “Zaman, zemin, Risale-i Nur’un müsbet mesleği...” gibi ifadeler de buna matuftur.
İkincisi; bid’atlerle ilmî manada mücadele etmek, Nur'un âlimlerine bırakılmalı, herkesi bu yola sevk etmemelidir. Çünkü herkes her meseleyi anlamaz; bu, ilim ve hususî bir kabiliyet gerektiren bir sahadır. Kabiliyeti olmayan birisinin bid’atlerin tesirinde kalma tehlikesi vardır. Bu yüzden, herkesin meşgul olması gerekmiyor.
Üçüncüsü; Risale-i Nur'un bir hususiyeti de batılı tasvir etmeden çürütmektir, ta ki okuyanların zihni bulanmasın. Batılı etraflıca tasvir etmek hem onun reklamını yapmak hem de saf zihinleri bulandırmaktır. Risale-i Nur öyle bir üslup ile batılı ilzam ediyor ki, ne zihinler bulanıyor ne de hakkın anlaşılmasında bir kusur ve eksiklik kalıyor.
(1) bk. Kastamonu Lahikası, 161. Mektup.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü