"Risale-i Nur’un hakiki şakirtleri, hizmet-i imaniyeyi her şeyin fevkinde görür; kutbiyet de verilse ihlas için hizmetkârlığı tercih eder." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Risale-i Nur’un hakiki şakirtleri, hizmet-i imaniyeyi her şeyin fevkinde görür; kutbiyet de verilse ihlas için hizmetkârlığı tercih eder. Beni o davada bilfiil tasdik etmesi cihetinden, bütün kuvvetimizle bu gibi kardeşlerimizi tebrik ediyoruz." (Kastamonu Lâhikası, 161. Mektup)

Bu dehşetli zamanın ağır şartlarında Nur talebeleri iman hizmetini her şeyden daha ehemmiyetli, daha üstün ve faziletli görürler. Bunun için en büyük manevî makamları verecek başka bir yol ve hizmet de olsa asla iman hizmetini terk edip, o yola iltifat ve teveccüh göstermezler. Nur talebeleri Risale-i Nur'a ve iman hizmetine bu denli sadıktırlar.

Faraza;, büyük bir veli, hakiki bir Nur talebesine; "İman hizmetini bırak, bana tabi ol, seni kutbiyet makamına çıkaracağım" dese, o Nur talebesi iman hizmetini bırakıp gitmeyerek sadakat ve ihlasını gösterir.

"Bu zamanda en büyük bir ihsan, bir vazife, imanını kurtarmaktır, başkaların imanına kuvvet verecek bir surette çalışmaktır." (Emirdağ Lâhikası-I, 34. Mektup)

İnsanların imanının kurtulmasına vesile olmak, en büyük bir ihsan ve en faziletli hizmettir. Zira hadis-i şerifte de ifade edildiği gibi; “Birisinin imanına vesile olmak güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır” ve o insana en büyük bir ihsanda bulunmak manasına gelir. Çünkü onun ebedî bir saadeti kazanmasına vesile oluyor...

"Risale-i Nur mesleği, tarikat değil, hakikattir, sahabe mesleğinin bir cilvesidir." (Emirdağ Lâhikası-I, 37. Mektup)

Sahabe efendilerimiz kısa zaman zarfında, yirmi-otuz yılda İslamiyet'i dünyanın her tarafına ulaştırma şerefine nail olmuşlardır. İşte onların torunları hükmünde olan Nur talebeleri de Kur'an ve sünnetle yoğrulmuş bu eserleri, kısa zaman zarfında, dünyanın her tarafına ulaştırarak, tam olarak hayru'l-halef olduklarını göstermişlerdir. Malum olduğu üzere, bu Nur Risaleleri, şu an itibariyle ellinin üzerinde dile tercüme edilerek, Kur'an ve hadislerden sonra en çok okunan eser olmuştur.

"Rıza-yı İlahiden başka fıtri vazife-i ilmiyenin sevkiyle, yalnız ve yalnız imana hizmet hususu bana gösterildi." (Emirdağ Lâhikası-II, 69. Mektup: Konuşan Yalnız Hakikattir)

Üstad'ımızın ilimle meşgul olması fıtrî bir durumdur. Şayet başka şeylerle meşgul olsa idi, fıtratına ters hareket etmiş olurdu. Marangozluk kabiliyeti olan birisinin sarraflığa heves etmesi gibi bir durum ortaya çıkardı.

Allah böyle yüksek istidatlı insanları, dine ve ilme hizmet etmek için vazifelendiriyor.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Risalet-in Nur'u ve sırr-ı tesanüd ile bir ferd-i ferîd manasında olan şakirdlerini bu cemaat zamanında o mühim vazifeye koşturmuş." Bu bahiste geçen "ferd-i ferit" manası nedir?

- Nur talebelerinin "Ferdiyet" makamında olduğu söyleniyor, doğru mu?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...