"Risale-i Nur’un şakirtleri, şahsı için keramet ve keşfiyatlar istememek, peşinde koşmamak lâzım ve elzemdir." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Tarikat içinde bir makamın olması ve o makama çok namzetlerin bulunması, ister istemez rekabet ve ihtilafı netice veriyor. Hal böyle olunca, tekke ve zaviyeler arasında bir farklılık ve ihtilaf meydana geliyor. Bu asır maddeci ve eneye teslim olmuş bir asır olduğu için, bazı art niyetli kimseler tarikattaki bu ihtilaf ve rekabete bakarak o mübarek evliyalar hakkında kötü zanda bulunarak onları da ehl-i menfaat ve şöhret düşkünü olarak görüyorlar.
Risale-i Nur mesleğinde bir makamın olmaması, keşif ve kerametten ziyade iman hakikatleri ile meşgul olunmasından dolayı, rekabeti ve ihtilafı netice vermiyor, vermemelidir de. Nur talebelerinin bu samimi iman mücadelesi hakkında ehl-i dünya ve ehl-i gafletin kötü zanda bulunmaması veya benlik ile itham edememesi için, bu sırrı iyi yaşamak ve ilan etmek gerekiyor.
Nur talebesinin en büyük vazifesi tahkiki imanı elde edip, sonra başka muhtaç gönüllere ulaştırmaktır. Yoksa şahsı için keşif ve keramet peşinde koşmak Risale-i Nurların halis iman hizmetine mutabık olmaz ve olamaz.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Üstadımız dediklerinize keramet değil, ikram demektedir. Bilgi için Dokuzuncu Mektup'a bakabilirsiniz.
Kerametin izharı, zaruret olmadan zarardır. İkramın izharı ise, bir tahdis-i nimettir.