Block title
Block content

Risale-i Nur'un Üstad'a yazdırılmasını nasıl isbat edersiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu hususta dört nokta, meseleye işaret eder.

Birinci Nokta: Risale-i Nur'un ilmi ve olağanüstü cazibesi, ihsan-ı İlahi olduğuna en büyük delildir. Risale-i Nur'un bir kelimesinde bir sayfa, bir sayfasında bir kitap, bir kitabında binlerce kitap değerinde ilim ve tefekkürün olması insan fikrinin mahsulü olmadığını gösterir.

İkinci Nokta: Risale-i Nur'un yazılma şartlarının çok ağır olmasıdır. Risale-i Nurlar ekseri olarak ya şiddetli kış soğuğunda, ya da hapishane koşullarında, ya da Üstad'ın hastalıklı zamanlarında kaleme alınmıştır. Bu şartlar içinde harika bir tefsirin yazılması zahiren mümkün görünmüyor. Bu da ihsan ve ihtar-ı İlahi olduğunun en önemli işaretlerindendir.

Üçüncü Nokta: Hayatını sıdk ve doğruluk için adamış bir insanın en büyük bir meselede pervasız bir yalan söylemesi ve insanları aldatması akıl karı değildir. Said Nursi kadar yalandan ve hileden nefret eden ve hayatında en küçük bir yalan ve hile olmayan bir zatın, bu kadar büyük ve çirkin bir yalan söylemesi vicdan ve izan ile izah edilemez.

Dördüncü Nokta: İlham ve ihtar hakikatleri ayet ve hadislerde kabul edilen bir husustur. Yani İslam’da ilham ve ihtar manası vardır ve milyonlarca alim ve evliyalarda bu vaki olmuştur. Milyonlarca evliyalarda vaki olan ve ayet ve hadislerce de teyit edilen ilham ve ihtar hakikatleri, neden Said Nursi Hazretlerinde vaki olması muhal olsun.

Cansız varlıklardan, hayvanlara, hayvanlardan insanlara, insanlardan meleklere kadar bütün mahlukat ilham manasına mazhardır. Bunların hepsi ayet ve hadislerce de sabittir. Bu konudaki ayet ve hadislerden bazıları şunlardır:

“Çocuğunu emzir, Onun başına bir şey gelmesinden korktuğunda onu (sandık içinde) denize bırak. Korkma ve üzülme! Biz onu tekrar sana kavuşturacağız ve onu peygamberlerden yapacağız.”(Kasas, 28/7)

"Hiçbir beşer için, Allah’ın, bir vahiyle veya perde arkasından konuşması veyahut bir elçi gönderip de izni ile ona dilediğini bildirmesi dışında konuşması yoktur.”(Şûra, 42/51)

Sahabe-i Kiram, Rasulullah’a (asv):

"Allah, insanın göğsünü nasıl açar?" diye sorduklarında, Efendimiz (asv):

"Göğsüne bir nur atar; onunla göğsü açılır." buyurdu.

"Bunu gösteren bir belirti var mı?" diye sordular. Şu cevabı verdi:

"Aldatıcı dünya hayatından gönlünü çeker, ebedi ahiret yurduna yönelir, ölüm gelmeden önce hazırlık yapar."

Ebu Hureyre’nin naklettiğine göre, Nebî (asv) şöyle buyurmuştur:

"Sizden önce yaşamış İsrâil oğulları arasında öyle kimseler vardı ki, onlar peygamber olmadıkları halde, Allah tarafından kendilerine ilham edilen haberleri konuşurlardı. Eğer ümmetimden de bunlardan bir kimse bulunursa (ki şüphesiz bulunacaktır), o da muhakkak Ömer’dir."

Aynı zamanda İslâm âlimleri ilham hususunda şunları söylemişlerdir:

“İlham, vicdanda ani bir surette belirir. Nereden geldiği his ve idrâk olunmaz. Açlık, susuzluk, üzüntü ve sevinç duyguları vicdanda nasıl duyuluyorsa, ilham da aynı şekilde duyulur.”(1)

Böyle ani gelen bir ilham, beklenmedik ruhî, coşkun bir istila gibidir. Bundan dolayı da, kalbî hassasiyet ve aklî titizlik daima onu almaya hazır olmalıdır.

“Nurlar senin üzerine gelirler ve kalbini kainat içindeki eserlerin suretleriyle dopdolu görünce geldiği gibi giderler. Kalbini ağyarın suretlerinden boşalt ki, maarif ve esrar ile doldurasın.”(2)

İşârî tefsîr ekolünün mümtaz simalarından Bursevî kendi ilham tecrübelerinden bahsederken şöyle der:

“Nefsimizde tattık ki, ilham ve hitab bazen Arapça lafızla, bazen de Farsça veya Türkçe olarak geliyordu.”(3)

Menar tefsirinde ise, şu ifadelerle, ilhamın, çok özel bir bilgi türü olduğu vurgulanır:

“Kişi, firaset, ilham gibi gizli ruhî idrak vasıtalarıyla bir bilgiye ulaşabilir. Bu, çoğu kere ruha bazı levhaların açılması şeklinde olur. Bunun kesinliği, ancak vukûundan sonra anlaşılır. Böyle bir ilham, bazı keskin gözlü kimselerin başkalarının görmediği çok uzak mesafeyi görmeleri gibi bir haldir.”(4)

Risalelerin ilham ile yazıldığını Üstadımız kaleme aldığı Yirmi Sekizince Mektub'un Yedinci Risalesi'nde ifade etmektedir.(5)

Dipnotlar:

(1) bk. Gölcük, s. 291.

(2) bk. İskenderanî, s. 130.

(3) bk. Bursevî, IV/193.

(4) bk. Abduh, VII/422-423.

(5) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Yedinci Risale

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...