Risale-i Nurların Osmanlıcasında olduğu halde, Latin harfleriyle yayınlanmayan kısımlar nelerdir?

Soru Detayı
- Latince Risale-i Nur’da geçmeyen kısımlar veya risaleler nelerdir?
- Bunları Osmanlıca külliyatta bulabilir miyiz?
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Osmanlıca Külliyat'ta olan her bir risale ve kısımların Latin harflerle basılan Külliyat'ta geçmediğini görüyoruz. Bunun bazı sebepleri vardır. Bazı mahrem risaleleri herkesin okumasına ihtiyaç olmadığı, aksine zararı olduğu açıktır. Herkese hitap etmeyen risaleler de Osmanlıcada bırakılmıştır. Ayrıca yanlış anlaşılabilecek bazı risaleler ve ifadeler Latin harflerle yayınlanmamıştır.

Bazı kısım ve mektuplar ise çok mahrem tutulduğundan; ancak bazı talebelere özel olarak kalmıştır. Onlar onları muhafaza etmiş, umuma neşredilmemiştir. Bazen bir risalenin Latince basılmadığını gördüğümüz gibi, bazen bazı haşiyelerin bile çevrilmediğini müşahede edebiliyoruz. Bazen sözü edilen kısım veya yerin adının olduğunu, lakin ne Osmanlıcada ne de Latin harfli külliyatlarda geçtiğini görüyoruz. Bunlarla ilgili tespitlerimiz şunlardır:

SÖZLER

- On Sekizinci Söz'ün İkinci Makamı Latin harfli külliyatta olmadığı gibi Osmanlıca risalelerde de geçmediğini görüyoruz.

- Lemaat Risalesinin ise Osmanlıca risalelerde biraz daha ayrıntılı ve uzun olduğunu söyleyebiliriz.

MEKTUBAT

- İkinci Mektup'un "Evvelen" ve "Saniyen" maddeleri, Dokuzuncu Mektup'un "Evvelen" maddesi Osmanlıca Külliyat da dahil bulunamamıştır.

- Üçüncü Mektup, ehemmiyetine binaen "Hamisen"den itibaren Mektubat'a alınmış; daha sonra baş kısmı (ilk dört maddesi) Barla Lâhikası'nda şöyle neşredilmiş:

"Aziz kardeşim ve sevgili arkadaşım,

"Şimdi yüz tabakalık fıtrî bir sarayın, en yukarı menzilinde bulunuyorum. Sen de manen burada hazır ol. Bir parça sohbet edip konuşacağız. İşte kardeşim,"

"Evvelâ: Evvelki mektubumda, bütün Sözlere dair sual etmiştim ki: İçlerinde cerh edilecek hakikatler var mı? Veyahut avama izharı muzır şeyler bulunuyor mu? Yoksa yalnız Otuz İkinci Söz'ün Üçüncü Maksadı için değildi."

(...)

"Rabian: Kardeşimiz Abdülmecid’e bir mektupla bazı Sözleri gönderiyorum. Sen gayet emniyetli bir tarzda postaya ver. Adres: 'Ergani-i Osmaniyede esnaftan Vanlı Şehabeddin Efendi vasıtasıyla Vanlı Abdülmecid Efendiye.' Bu adresi yeni hurufla mektuba ve emanete yazınız. ..." (Barla Lahikası, 215. Mektup).

Barla Lahikasındaki bu mektubun devamı, baş kısmını aşağıya aldığımız Mektubat'taki Üçüncü Mektup oluyor:

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ * وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْد

O malûm talebesine gönderilen mektubun bir parçasıdır.

HAMİSEN: Bir mektupta, buradaki hissiyatıma hissedar olmak arzusunu yazmıştın. İşte binden birini işit.

Bir gece, yüz tabakalık irtifada, bir katran ağacının başındaki yuvada, semânın yıldızlarla yaldızlanmış güzel yüzüne baktım; Kur’ân-ı Hakîmin فَلاَ اُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ - اَلْجَوَارِ الْكُنَّسِ kaseminde ulvî bir nur-u i’câz ve parlak bir sırr-ı belâğat gördüm. (...) (Mektubat'taki Üçüncü Mektup)

- On Dördüncü Mektup telif edilmemiştir.

- Yirmi Beşinci Mektup'un "Yasin suresi" ile ilgili nükteler olduğu, Mektubatın Fihristesinde geçmektedir. Fakat Osmanlıcada dahi ilgili bir yer bulamadık.

- Yirmi Yedinci Mektup "Lahikalar" olarak müstakilen Barla, Kastamonu, Emirdağ Lâhikaları adlarıyla üç kitap halinde neşredilmiştir.

- Yirmi Sekizinci Mektup, sekiz risaleden meydana geliyor. Altıncı Risale olan bölüm "Vehhabiler" hakkında olup Osmanlıca Külliyat'ta ve bazı yayınevlerinin (Söz Basım) baskılarında geçmektedir.

* Yirmi Sekizinci Mektup'un Yedinci Risalesinin hatimesinin İkinci ve Dördüncü nükteleri ile Sekizinci Risalesinin İkinci ve Üçüncü Nükteleri telif edilmemiştir.

- Yirmi Dokuzuncu Mektup, dokuz kısım olup dokuz risaleden meydana geliyor. Bu risalelerden Üçüncü Risalenin ve Dördüncü Risalenin bazı kısımları telif edilmediği ifade edilmiştir:

"Bu Üçüncü Kısmın mütebki meseleleri ile Dördüncü Kısım tevafukata dair olduğu için, tevafukata dair olan Fihriste ile iktifa edilerek, burada yazılmamışlardır. Yalnız Dördüncü Kısma ait bir ihtar ile Üçüncü Nükte yazılmıştır."

* Sekizinci Risale ise "Rumuzat-ı Semaniye" olarak neşredilmiş.

- Otuzuncu Mektup, İşaratu'l İ'caz, Otuz Birinci Mektup Lem'alar kitabı, Otuz İkinci Mektup aynı zamanda Otuz İkinci Lem'a olup, Sözler kitabının sonunda "Lemeat Risalesi" olarak neşredilmiştir.

- Otuz Üçüncü Mektup ile Otuz Üçüncü Söz aynı olup, Sözler kitabında "Pencereler Risalesi" olarak neşredilmiştir.

LEM'ALAR

- Beşinci Lem'a, Dördüncü Şua içinde dercedilmiş.

- Altıncı Lem'a, Yirmi Dokuzuncu Lem'anın Altıncı Bab'ında geçmektedir. Latince de geçmektedir.

- Sekizinci Lem'a, Keramet-i Gavsiyye bahsidir; Sikke-i Tasdik-i Gaybi içinde ve Osmanlıca Külliyat'ta tam olarak geçer.

- Dokuzuncu Lem'a, birkaç sualin ve özellikle Muhyiddin-i Arabi ve Vahdetü'l-Vücud ile ilgili suallerin cevabıdır. Bu Lem'a Osmanlıca Külliyat'ta vardır.

- On Beşinci Lem'a, "Fihrist Risalesi" olduğundan müstakilen Osmanlıca olarak neşredilmiştir.

- On Yedinci Lem'a 17 tane notadan oluşmaktadır. Ama Latince basımlarda bazı kısımların, farklı bölümler halinde neşredildiğini görüyoruz. Bazı kısımların ise Osmanlıcada dahi olmadığını görüyoruz. Mesela sadece 15 adet nota 17. Lem'ada geçiyor. Diğer iki nota ise 17. Lem'ada geçmiyor.

On Beşinci Nota'da üç mesele var; Birinci Mesele'de "İsm-i Hafîzin tecellî-i etemmine işaret eden iki ayet" (Zilzal, 99/7 ve 8) bahsinin geçtiğini görüyoruz. Ama diğer iki meselenin ise Yirmi Dördüncü Lem'a olduğu orada şöyle ifade ediliyor:

"On Beşinci Nota'nın İkinci ve Üçüncü Meseleleri iken, ehemmiyetine binaen Yirmi Dördüncü Lem’a olmuştur."

Yine On Beşinci Notanın, Üçüncü Meselesi ise Barla Lahikası'nda Söz Basım 251. Mektup (Ortak Metin, rnk Yay. 2015, s. 326) olarak da geçiyor.

On Altıncı Nota ise Yirmi Üçüncü Lem'a "Tabiat Risalesi" olarak neşredilmiştir:

"On Yedinci Lem’anın On Altıncı Notası iken, ehemmiyetine binaen, Yirmi Üçüncü Lem’a olmuştur. Tabiattan gelen fikr-i küfrîyi dirilmeyecek bir surette öldürüyor, küfrün temel taşını zîrüzeber ediyor."

On Yedinci Nota: Bu notanın bahisleri -aşağıda görüleceği gibi- muhtelif risalelerde geçmektedir.

* Üçüncü Meselesi, Yirmi İkinci Lem'a olan "İşârât-ı Selâse" olduğunu,
* Dördüncü Meselenin de Yirmi Birinci Lem'a olduğunu,
* İkinci Meselesinin ise 5 noktadan meydana geldiği ve Birinci Nokta'sının Yirminci Lem'a olduğunu, görüyoruz. Ayrıca Yirminci Lem'anın da iki noktadan meydana geldiğini ve İkinci Nokta'nın yine Yirmi Birinci Lem'a olarak neşredildiğini görüyoruz.
* Diğer kısımlar, yani On Yedinci Nota'nın 1, 5, 6 ve 7. meseleleri ve İkinci Meselesinin 2-5. noktalarının geçtiği bir yer elimizde mevcut Risale-i Nur Külliyatı'nda (Osmanlıca da dahil) bulamadık.

- On Sekizinci Lem'a, Risale-i Nur'dan haber veren Birinci Keramet-i Aleviye Risalesidir. Bu da Osmanlıca Lem'alarda geçmektedir.

- Yirmi Beşinci Lem'anın Zeyli, On Yedinci Mektup olup "Çocuk Taziyenamesi"dir.

- Yirmi Altıncı Lem'a, 26 rica olarak yazılacağı baş kısımda "Yirmi altı rica ve ziya ve teselliyi câmidir." diye ifade edilmektedir. Ancak 16 rica yazılmış. Kalan on rica ise meydana gelen maniler ve hapisler yüzünden yazılmamıştır.

* Yirmi Altıncı Lem'anın Zeyli'nin Yirmi Birinci Mektup olduğu ifade ediliyor:

"Yirmi Birinci Mektup olup, Mektubat mecmuasına idhal edildiğinden buraya derc edilmedi."

- Yirmi Yedinci Lem'a, "Eskişehir Mahkeme Müdafaasıdır. Tarihçe-i Hayat’ta neşredilmiştir." Kısmen Tarihçe-i Hayat'ta kısmen de Osmanlıca Lem'alarda neşredilmiştir. (bk. Lem'alar, Yirmi Yedinci Lem'a, rnk Yay. İstanbul-2015)

- Yirmi Sekizinci Lem'a, "İkinci Keramet-i Aleviye Risalesi" olup, bazı kısımları "İkinci Nükte" diye burada, tamamı ise Osmanlıca Külliyat'ta geçmektedir.

- Yirmi Dokuzuncu Lem'a Osmanlıcada dahi Arapça olarak geçmektedir.

- Otuz Birinci Lem'a ise "Şualar" mecmuası olarak neşredilmiştir.

- Otuz İkinci Lem'a "Lemeat Risalesi" olup, Sözler kitabında neşredilmiştir.

- Otuz Üçüncü Lem'a ise "Mesnevi-i Nuriye" olarak neşredilmiştir.

LAHİKALAR

- Lahikalarda neşredilmeyen bazı mektupların sadece Osmanlıca Risalelerde geçtiğini görüyoruz.

ŞUALAR

- Onuncu Şua'nın geçmediği görüyoruz. Bu risalenin Fihrist Risalesinin İkinci Cildi veya kısmı olduğunu görüyoruz. Şualar ve Mesnevi-i Nuriye'nin fihristesidir.

"...Abdullah Çavuş'un sizin namınıza istediği Onuncu Şuâ namındaki Fihriste'nin ikinci cildini yazdırdık ve Hizbü'l-Ekber-i Nuriye'yi Feyzi yazdı." (Kastamonu Lahikası, 95. Mektup)

"Aziz, sıddık kardeşlerim!"

"Onuncu Şuâ namında, yazdığınız Fihriste'nin İkinci Kısmı bana şöyle kuvvetli bir ümid verdi ki: Risale-i Nur benim gibi âciz ve ihtiyar ve zayıf bir bîçareye bedel, genç, kuvvetli çok Said'leri içinizde bulmuş ve bulacak." (Barla Lahikası, 285. Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...