"Ruhu, feza-yı kâinatta beyne’l-ecram seyr-i seri ile seyahat ettirecek tarzda tulu eden manzume-i hakikat, bilhassa bizler için büyük mazhariyettir." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Ruhu, feza-yı kâinatta beyne’l-ecram seyr-i serî ile seyahat ettirecek tarzda tulû eden manzume-i hakikat, bilhassa bizler için büyük mazhariyettir. Tarîk-i Nakşî hakkındaki fıkraya mukabil 'tarîk-i acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür'ün hesabına tulû eden fıkra da pek çok kıymetli bir cevherdir. Bu Sözler altınla yazılsa layık iken nakıs hattımla istinsah ettim. O halde kıymeti, âciz bir talebenizin yadigârı olmasındadır." (Barla Lahikası, 12. Mektup: Hulûsi)
"Ruhu, feza-yı kâinatta beyne'l-ecram seyr-i seri' ile seyahat ettirecek tarzda tulû' eden manzume-i hakikat" kısmı, manevi bir uyanışın veya hakikat sisteminin (genellikle Kur'an'ın getirdiği imanın ve ilmin) insan ruhu üzerindeki etkisini anlatır:
Bu hakikat, insan ruhunu bedenin ve dünyanın sınırlarından kurtarır.
Ruh artık sadece dünyayla sınırlı kalmaz; feza-yı kâinatta (evrenin derinliklerinde) seyahat etme yeteneği kazanır.
Bu yolculuk, beyne'l-ecram (gök cisimleri arasında) yapılır. Yani ruh, evrendeki her bir yaratılmış varlığı (cismi) sadece fiziksel bir nesne olarak değil, Allah'ın isimlerinin ve sanatının tecellisi olarak görür. Her cisme bakış, bir tefekkür durağına dönüşür.
Seyr-i seri' (hızlı seyahat) ifadesi, bu manevi yolculuğun akıl ve kalp ile gerçekleşen, maddi mesafelere ve engellere takılmayan, hızlı ve derin bir idrak olduğunu gösterir.
Bu manzume-i hakikat, yani Kur'an'ın hakikatleri, insana kâinata Allah'ın sanatı penceresinden bakmayı öğreterek, ruhunu evrenin sırları arasında hızlı bir manevi seyahate çıkarır.
Büyük Mazhariyet Oluşu
"Bilhâssa bizler için büyük mazhariyettir" kısmı ise: Bu hakikatin (imanın / Kur'an'ın) getirdiği evrensel ve derin bakış açısının, özellikle muhatap olan topluluk için büyük bir onur, ayrıcalık ve lütuf olduğunu vurgular.
Bu, sıradan bir bilgi değil; hayatın ve kâinatın manasını çözen, insanı en yüksek manevi seviyeye çıkaran, kederlerden ve şüphelerden kurtaran emsalsiz ve benzersiz bir nimettir.
Özetle bu ifade, Kur'an'dan veya manevi bir kaynaktan doğan (tulû' eden) bir hakikat sisteminin, insan ruhunu evrendeki yaratılış delillerini (gök cisimlerini) hızlı ve derin bir şekilde tefekkür ederek keşfetmeye yönelttiğini ve bunun, bu hakikate muhatap olanlar için eşsiz bir manevi şeref ve nimet (büyük mazhariyet) olduğunu anlatmaktadır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü