"Sanemperestliği şiddetle Kur'an menettiği gibi, sanemperestliğin bir nevi taklidi olan suretperestliği de men eder." Ayetlerden misallerle izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Kur’an-ı Kerim'de putperestliği menedip yasaklayan o kadar çok ayetler var ki, bunların hepsini burada takdim etmemiz mümkün değildir. Biz numune olarak bazılarını takdim edelim.
"(İbrahim) Hani, babasına ve kavmine: 'Siz neye kulluk ediyorsunuz?' demişti. Demişlerdi ki: 'Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz.' Dedi ki: 'Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı? Ya da size bir yararları veya zararları dokunuyor mu?'. 'Hayır' dediler. 'Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk.'." (Şuara, 26/70-74)
"De ki: 'Öyleyse, onu bırakıp kendilerine bile yarar da zarar da sağlamaya güç yetiremeyen birtakım veliler mi (ilahlar) edindiniz?' De ki: 'Hiç görmeyen (a'ma) ile gören (basiret sahibi) eşit olabilir mi? Veya karanlıklarla nur eşit olabilir mi?' Yoksa Allah'a, onun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma, kendilerince birbirine mi benzeşti? De ki: 'Allah, her şeyin yaratıcısıdır ve o, tektir, kahredici olandır.'." (Rad, 13/6)
"Siz yalnızca Allah'tan başka birtakım putlara tapıyor ve birtakım yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah'tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah'ın katında arayın, ona kulluk edin ve ona şükredin. Siz ona döndürüleceksiniz." (Ankebut, 29/17)
"Allah; sizi yarattı, sonra size rızık verdi, sonra sizi öldürmekte, daha sonra sizi diriltmektedir. Ortaklarınızdan bunlardan herhangi birini yapacak var mı? O, şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir." (Rum, 30/40)
"Kendileri yaratılıp dururken, hiçbir şeyi yaratamayan şeyleri mi ortak koşuyorlar? Oysa (bu şirk koştukları güçler ve nesneler) ne onlara bir yardıma güç yetirebilir ne kendi nefislerine yardım etmeye." (A'raf, 7/191-192)
"Andolsun, Musa size apaçık belgelerle geldi. Sonra siz onun arkasından buzağıyı (ilah) edindiniz. İşte siz (böyle) zalimlersiniz. Hani sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve): 'Size verdiğimize (Kitaba) sımsıkı sarılın ve dinleyin.'(demiştik). Demişlerdi ki: 'Dinledik ve baş kaldırdık.' İnkârları yüzünden buzağı (tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: 'İnanıyorsanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor?'." (Bakara, 2/92-93)
"Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp da Güneş'e secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar. Ki onlar, göklerde ve yerde saklı olanı ortaya çıkaran ve sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilen Allah'a secde etmesinler diye."(Neml, 27/24-25)
"Sanemperestliği şiddetle Kur'ân men ettiği gibi, sanemperestliğin bir nevi taklidi olan suretperestliği de men eder. Medeniyet ise, suretleri kendi mehasininden sayıp Kur'ân'a muaraza etmek istemiş. Hâlbuki gölgeli, gölgesiz suretler, ya bir zulm-ü mütehaccir veya bir riyâ-yımütecessid veya bir heves-i mütecessimdir ki, beşeri zulme ve riyâya ve hevâya, hevesi kamçılayıp teşvik eder." (Sözler, 25. Söz, Birinci Şule, Üçüncü Şua, İkinci Cilve)
Üstad Hazretleri resim sektörünü ya da kadın suretini pazarlayan sahayı, bu zamanda cesetleşmiş bir gösteriş, cisimleşmiş bir zulüm ve tecessüm etmiş bir heves olarak tarif ediyor.
Nitekim bu hususta birçok hadis variddir. O hadislerden bazıları şu şekildedir:
(2171)- Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhuanh anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Bana Cibrîl (aleyhisselâm) geldi ve: 'Dün sana gelmiştim (ama yanına girmedim). Girmeyişimin sebebi de üzerinde timsaller bulunan perde bezi idi. Orada bir de köpek vardı, kapının üzerinde de insan resimleri bulunuyordu. Timsallerin başlarının koparılmasını emret ki ağaç şekline dönsün. Örtüden ayakaltına atılacak iki minder yapılmasını, köpeğin de dışarı çıkarılmasını söyle!' Bu söylenenler yapıldı."
(2172)- Hz. Ali (radıyallâhuanh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"İçerisinde resim, cünüb ve köpek bulunan eve (rahmet) melekleri girmez."
(2173)- İbnu Abbas (radıyallâhuanhümâ) anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (Mekke'nin Fethi günü), Beytullah'ta tasvirler görünce, içeri girmedi. Önce onların imhasını emretti ve imha edildiler."
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), suret bulunan eve meleklerin girmeyeceğini belirterek, kendisi de girmemiştir. Ayrıca, bunları yapanları da lanetlemiştir.
- Öyle ise yasaklanan suretlerin mahiyeti nedir? Her ne olursa olsun bütün suretler mi yasaktır?
Bu hususta, geçen hadislerin açıkmalarından yeterli bilgiler geçti ise de burada mesele üzerine, Ebû Bekr İbnu'l-Arabî'nin bir hülasasını, Zürkânî'nin Muvatta Şerhi'nden aynen iktibas ediyoruz. Der ki:
"Suver edinme meselesinin hülasası şudur:
I. Sûret (timsal, resim...) eğer (gölge verecek şekilde, heykel nevinden bir) cisimse, âlimlerin icmâı ile haramdır.
II. Cisim değil de (resim gibi gölge düşürmeyecek) nakış ise dört farklı görüş ileri sürülmüştür:
1) Mutlak sûrette câizdir.
2) Mutlak sûrette haramdır.
3) Mutlak olarak caizdir, değildir denemez, duruma göre hükmedilir, şöyle ki:
a) Bakılır, eğer resim, tasvir ettiği ruh sâhibini (insan veya hayvan) yaşamasına imkân verecek tamlıkta ise haramdır.
b) Eğer başı koparılmışsa (yaşamasına imkân tanımayacak şekilde), yarım olarak tasvir edilmişse câizdir.
Bu mevzuda en doğru görüş budur.
4) Resim hürmet ifâde etmeyen bir vaziyette ise yine câizdir, yere atılıp üzerine basılan halı, kilim, minder üzerindeki resimler gibi. Aksi takdirde hürmet ifâde edecek bir vaziyette konmuş ise, mesela duvara asılmış ise câiz değildir, haramdır."
Zürkânî şu ilave açıklamayı yapar: "Burada zikri geçen icma, çocukların oyuncaklarını istisna eder." İbnu Abdilber de üçüncü görüşü benimsemiş ve bunu: "Görüşlerin en doğru olanı" diye değerlendirmiş, âlimlerin ekseriyetle bu görüşü benimsediğini belirtmiştir.
Tîbî de şöyle der: "Belki de ata merkebi bindirmek (çiftleştirmek) câiz değildir de katıra binmek ve ona sahip olmak câizdir. Nitekim resim de böyle; onu yapmak haramdır, ama minder ve halı üzerine işlenmiş olanları kullanmak mübahtır." (bk. Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, c.VII, s.553.)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü