"Sekizinci Nota'yı tamam işittin ve tam anladınsa, bir hads-i imani ile وَسِعَتْ رَحْمَتُهُ كُلَّ شَيْءٍ'nin bir sırrını..." denmiş; ayette وَرَحْمَتٖي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍؕ diyor?
Değerli Kardeşimiz;
Söz konusu ayet-i kerime, Kur'an-ı Kerim'de A'râf Suresi, 156. ayetin bir cüzü olarak şöyledir:
( وَرَحْمَتٖي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْ ) (Ve rahmetim her şeyi kuşatmıştır / kapsamıştır.)
Sizin işaret ettiğiniz ve Sekizinci Nota'da geçen ifade ise şöyledir: ( وَسِعَتْ رَحْمَتُهُ كُلَّ شَيْءٍ )
Risale-i Nur'daki ifadenin, doğrudan Kur'an metnini harfi harfine alıntılamak yerine, ayetin manasını ve hakikatini (mealini) esas alarak, konunun gerektirdiği formda bir "iktibas-ı Kur'anî" yapılmasıdır.
Risale-i Nur'da bu tarz kullanımlar genellikle üç ana amaca hizmet eder:
Ayetin genel ve kapsayıcı manasını, sanki Allah'ın kendisi değil de üçüncü bir şahıs (yani onun rahmeti) bahsediyormuş gibi ifade ederek, rahmetin her şeyi kuşatmış olma hakikatine dikkat çekmek.
Ayetin manasını, Üstad'ın kendi eserindeki cümlenin akışına ve dilbilgisel yapısına uygun hale getirmek.
Bazen bu tarz formlar, Kur'an ayetinin manasını taşıyan bir hadis-i şeriften veya başka İslami eserlerden alınmış yaygın bir "Dua Cümlesine" veya "İlmî Kaideye" de işaret edebilir.
Ayetin aslı olan: ( وَرَحْمَتٖي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ ) Anlamı: "Ve Benim rahmetim her şeyi kuşatmıştır." (Birinci şahıs hitabı: Rahmetin kaynağını doğrudan Allah'a nisbet eder.)
Risale-i Nur'daki form olan: ( وَسِعَتْ رَحْمَتُهُ كُلَّ شَيْءٍ ) Anlamı: "Onun rahmeti her şeyi kuşatmıştır." (Üçüncü şahıs hitabı: Rahmetin kuşatıcı etkisini vurgular, aynı zamanda önceki cümleyle bağlantı kurmayı kolaylaştırır.)
Sekizinci Nota'da, bu ifadeyi kullanan Üstad, "bir hads-i imanî ile..." diyerek, okuyucuyu o imanın ve Sekizinci Nota'nın kazandırdığı şuur ile bu hakikati hissetmeye davet etmektedir. Dolayısıyla, ayetin lafzını değil, imanî bir hisle elde edilen derin manasını esas almıştır.
Özetle Risale-i Nur'daki bu tarz kullanımlar, bir tahrifat (değiştirme) değil, ayet metninin ifade ettiği mananın "meâl/mana" olarak, o konuya uygun bir üslupla eser içine "iktibas" edilmesidir. Ayetin lafzına değil, mana ve sırrına atıf yapılmaktadır.
Başka bir deyişle, Üstad Hazretleri o notada, ayetin manasını tefekkür ederek ruhuna ulaşılmasını ve "Onun (Allah'ın) rahmeti her şeyi kuşatmıştır." hakikatinin imanî bir sezgiyle hissedilmesini istemiştir.
- Risale-i Nur'daki Muhteşem Belagat
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Hayrat, yeni asya gibi yayınlarda direk ayeti almışlar. Hatta hayratta -ayetinin bir sırrını- yazmışlar. Envar sözler rnk larda falan da -in bir sırrını- yazmışlar. Cevabınız gayet mantıklı güzel makul Allah razı olsun. Ama ister istemez aslı hangisi diye insan düşünmüyor değil. Elinizde asli nüsha varmı acaba?
Hayrat vakfı'nın yayınladığı Risale-i Nur Külliyatı Merhum Hüsrev Altınbaşak ağabeyin yazdığı ve Üstadımızın nazarından geçmiş külliyatlarından derlenmiştir. Envar, Sözler, İhlas Nur ve RNK neşriyatları da aynı tarzda Üstadımızın nazarından geçen ve tashihi yapılmış bazı muhterem ağabeylerin yazdıkları külliyatlardan yapılmıştır. Bu noktada Üstadımızın dediği esas olmalıdır.
Cevabın sonunda verdiğimiz video ders bu konuyu güzelce özetlemektedir. Yani bazen ayetten iktibas suretinde bazı değişiklikler yapılabilir. Bu nedenle ayetten alınma ve fakat ayet olmaktan çıkmış ifadeler için "sırrınca", "in bir sırrını" demek daha doğru olur. Çünkü bu ayet değildir artık. Üstadımız da ayetten iktibasen söylediği ve "bu ayettir" demediği ifadeleri de tekrar ayetle mübadele etmek de doğru bir yöntem değildir.
Allah razı olsun.
AYETTEN İKTİBAS EDİLEN MANANIN ATIFLAR KISMINDA İKTİBAS EDİLEN AYET VE SURE VERİLMESE DAHA MI DOĞRU OLURDU ACABA