Seyyid olanın bunu inkar etmesi, olmayanın da seyyidim demesi günah değil mi? Zahiren çelişkili ifadeler var gibi...

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvelâ; bu hüküm şahsa bakar, yani birisi "seyit" olmadığı halde "seyidim" dese günahkâr olur. Aynı şekilde seyit olduğu halde, değilim dese yine günaha girer. Ama hariçten birisi ya da birileri bazı emarelere dayanarak Üstad Hazretlerine seyit dese, bu hükmün kapsamına girmez. Zira burada bir inkâr ya da yalan yok, sadece bazı emarelere istinaden bir hüsnü zanda bulunmak var.

İkincisi, günah olan; kişinin seyit olmadığı halde seyidim demesidir. Ya da seyit olduğunu kati olarak bildiği halde seyitliğini inkâr etmesidir. Üstad Hazretleri ne seyitliğini inkâr ediyor ne de kati ispat edemediği için seyidim diye eserlerinde ilan diyor. Böyle bir durumda günah söz konusu olmaz.

Üstadı'n resmi hüviyetine baktığımızda Nurs’lu olduğu ve Doğu Bölgesinde dünyaya geldiği anlaşılmaktadır. Bu ifade düşünülürken mahkemedeki şartlar dikkate alınmalıdır. Zira Bediüzzaman'ın seyyidliğini kabul etmesi, onların nazarında siyasi manada yorumlanacak ve mahkûmiyetine sebep olabilecektir. Hâlbuki bir mektubunda şöyle der:

“Ben, kendimi seyyid bilemiyorum. Bu zamanda nesiller bilinmiyor... Ben de Âl-i Beytten sayılabilirim.” (1)

Son Şahitlerde, Salih Özcan’ın hatıralarında, Üstad neslinin hem anne ve hem de baba cihetiyle Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e dayandığını bizzat ifade etmiştir.

Bediüzzaman Hazretlerinin varislerinden Seyyid Salih Özcan'ın naklettiğine göre, bir gün Üstad'la aralarında şu konuşma geçer:

- Salih sen seyyidsin, değil mi?
- Evet! Üstadım.
- Peki, Seyyid Salih, sence ben seyyid olabilir miyim?
- Muhakkak Üstadım, siz seyyidsiniz.
- Seyyid Salih, ben anne tarafından Hüseyni, baba tarafından ise Haseni’yim."(2)

Bununla beraber Şark’ta seyyidlerin büyük bir yekün teşkil ettiği de bilinmektedir. Kendi şahsiyetini nazara vermeyen, şahsiyetini her zaman şahs-ı manevî içinde eriten ve büyük makamlar bile verilse ihlas sırrıyla bu makamlardan içtinap eden birisinden aşikâre eserlerinde seyyid olduğunu beyan etmesi beklenemez.

Üçüncüsü, Üstad Hazretlerinin seyitliğini kati olarak reddettiğine dair hiçbir cümle ve vesika yoktur. Üstad Hazretleri sadece başkalarına kati ispat edecek elinde soy kütüğü olmadığı için, "Ben, kendimi seyyid bilemiyorum." diye bu inceliğe işaret ediyor. Hem yakın talebelerine ise ispatsız şahsi kanaatini seyit olarak bildiriyor. Bunda herhangi bir tutarsızlık ve çelişki yoktur.

“Seyyid olanın seyyid değilim demesi günahtır” ifadesi kanaatimize göre, seyyidliği kesin olarak tescil olunan kişiler hakkında olsa gerektir.

Son olarak "seyyid" kelimesinin, hem " Ehl-i beyt " hem de "bir yerin efendisi" manasına gelen ve tevile açık olan bir mefhum olduğu malumdur. Bu nedenle Risalelerde geçen "Ben seyyid değilim" ifadesi, şöylece tevil edilebilir: "Ben bir yerin efendisi ve idarecisi değilim."

Dipnotlar:

(1) bk. Emirdağı Lahikası-I, (205. Mektup)

(2) bk. Tanıyanların Dilinden, Salih ÖZCAN.

- Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Seyyid midir?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 14.141
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...