"Sidretü’l-müntehâ" ve "kâbe kavseyn" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mehmet Kırkıncı Hocamızın “Kırk Soru Kırk Cevap”(1) kitabında âlimlerimizden yaptığı bazı nakiller şöyledir:

İbni Mesut’tan gelen bir rivayette onun şöyle dediği görülür: “Sidre-i müntehâ, cennetin uç kısımlarında bulunan bir yerdir."

Keşşaf’ta da “Sidre-i müntehâ sanki cennetin bitiş noktasındadır.” şeklinde bir ifade vardır.

Fahreddin Razi de “… Sidre-i müntehâ, hayret-i kusvâ (en son hayret) manasını ifade eder.” Yani akılların, daha fazla hayret, tasavvur edilmeyecek derecede hayrette kaldıkları bir makamda, Hz. Peygamber (a.s.m) hayrete düşmedi, şaşmadı, kendisini kaybetmedi ve gördüğünü gördü, demektir.

Ebussuut da bu konuda şöyle der: “Ve sonunda senin Rabb’ine varılacaktır.” ayetine göre müntehadan maksat, Allah’tır.

Evet, bu dünya gölgeler âlemidir, asıllar ise âhirettedir. Gölgede yaşayan bir insan, asılları anlayamaz. Zira Peygamber Efendimiz (asm)’in ifadesiyle; “Ne göz görmüş, ne kulak işitmiş ve ne de kalbi beşere hutur etmiş.” bir âlem olan cennetin mahiyeti anlaşılamadığı gibi, onun çok ötesinde büyük bir ikram olan rü’yetin mahiyeti de bir gölge hükmünde olan bu dünyada asla anlaşılmaz, idrak edilmez.

Kâbe kavseyn, mi’rac mucizesinin en son ve en ileri safhasında, Peygamber Efendimiz (a.s.m.)'in rü’yete mazhar olduğu makamın ismidir.

Kavseyn iki yay demektir. Bu ifade mecazîdir. Nur Küllîyatı'nda, kâbe kavseyn için, “imkân ve vücub ortasında kâbe kavseyn ile işaret olunan makam” denilmektedir. Buna göre söz konusu teşbihteki yaylardan birisi imkân, yani mahlukat âlemi, diğeri ise vücub yani “zat, şuunat, sıfat, esma ve ef’al” alemidir.

Mahlukatın varlığı “mümkin”, Allah’ın varlığı ise vaciptir. Mümkin, “olup olmaması eşit bulunan” şeklinde tarif edilir. Bütün mahlukat bu gruba girer. Yaratılan her mahlukun, var olması yoklukta kalmasına tercih edilmiş demektir. Allah’ın varlığı ise vaciptir, yani "varlığı zâtındandır ve olmaması muhaldir."

Buna göre Peygamberimiz (a.s.m) mi’racda bütün mümkinat âlemlerini geçmiş ve onları arkasına almıştır. Fakat vücub âlemine bir mahlukun girmesi mümkün değildir. İşte bu ikisinin arası "kâbe kavseyn" olarak ifade edilmiş ve Peygamber Efendimiz (a.s.m.) Rabbini bu makama erdiğinde görmüştür.

Kâbe kavseyn ifadesinde yakınlaşmaya işaret edilmektedir. Bu manevî yakınlaşma konusunda Sorularla İslamiyet (Erişim: 09.11.2020/12.05) sitesinde şu bilgiler verilir:

1. Peygamberimiz (a.s.m) Hz. Cebrail’e yaklaştı ve ondan vahiy aldı.

2. Peygamberimiz Hz. Allah’a öyle yaklaştı ki, vahyi ondan, Cebrail dahil hiçbir vasıta olmadan aldı. (Hamdi Yazır, Necm Sûresinin 9. Ayetinin tefsirinden).

(1) bk. Mehmet KIRKINCI, Kırk Soru Kırk Cevap, Zafer Yayınları, 2013.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...