"Mevlid ve miracını dinlemek, yani terakkiyatının mebde ve müntehasını işitmek, yani tarihçe-i hayat-ı maneviyesini bilmek..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Peygamber Efendimiz (asm)'in “tarihçe-i hayat-ı maneviyesi"ni, onun Allah nezdindeki makamı ve mazhar olduğu nimetler şeklinde anlayabiliriz.

Mesela miraç, şakk-ı sadr, kâbe kavseyn, rü’yetullah, makam-ı mahmûd gibi seyrü sülûklar ve manevi makamlar Peygamber Efendimiz (asm)'in hem birer manevi tarihçesi hem de Allah indinde en yüksek bir makam sahibi olduğunun emareleridir.

Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)'in beşerî cihetini siyer kitaplarından öğreniyoruz, ama onun (asm.) manevi şahsiyetini ancak mucizelerinden anlayabiliriz.

Peygamber Efendimiz (asm)'i sadece beşerî yönüne nazar edenler, onun manevi şahsiyetini, kemalatını ve Allah indindeki ulvi makamını idrak ve takdir edemezler. Bazı kimseler hatta sözüm ona bir kısım sapık ilahiyatçılar Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)'e -haşa- "vahiy postacısı" olarak bakmakta ve onun manevi yönünü inkâr etmektedirler.

Aynı şekilde Resulullah Efendimiz (asm)'in sadece manevi cihetine ve risalet cephesine dikkat kesilenler de onun bütün insanlığa bir model ve rehber olma yönünü idrak edemez; bir melek gibi tasavvur ederler. Böyle bir ifrat ve tefrite gitmemek için Peygamber Efendimiz (asm)'in her iki cihetini de çok iyi anlamak ve muvazenede tutmak gerekir. Onun beşerî yönünü düşünürken, ara sıra başımızı kaldırıp manevi yönüne de bakmamız gerekiyor. Yoksa Habib-i Edib Efendimiz (asm)'e karşı hürmet ve muhabbetimiz nakıs kalır.

Peygamber Efendimiz (asm)'in beşerî ciheti ile manevi ciheti Risale-i Nur'da çok harika bir şekilde izah edilmiştir. Üstad Hazretlerinin vermiş olduğu şu temsiller meseleyi tam hallediyor:

"Mesela, bir hurma çekirdeği var. O hurma çekirdeği toprak altına konup açılarak koca meyvedar bir ağaç oldu. Hem gittikçe tevessü’ eder, büyür. Veya tavus kuşunun bir yumurtası vardı. O yumurtaya hararet verildi, bir tavus civcivi çıktı. Sonra, tam mükemmel, her tarafı kudretten yazılı ve yaldızlı bir tavus kuşu oldu. Hem gittikçe daha büyür ve güzelleşir."

"Şimdi, o çekirdek ve o yumurtaya ait sıfatlar, hâller var. İçinde incecik maddeler var. Hem ondan hasıl olan ağaç ve kuşun da o çekirdek ve yumurtanın âdi, küçük keyfiyet ve vaziyetlerine nisbeten büyük ve âli sıfatları ve keyfiyetleri var. Şimdi, o çekirdek ve o yumurtanın evsafını ağaç ve kuşun evsafıyla rabtedip bahsetmekte lazım gelir ki, her vakit akl-ı beşer başını çekirdekten ağaca kaldırıp baksın ve yumurtadan kuşa gözünü tevcih edip dikkat etsin, ta işittiği evsafı onun aklı kabul edebilsin. Yoksa, 'Bir dirhem çekirdekten bin batman hurma aldım.' ve 'Şu yumurta, cevv-i âsumanda kuşların sultanıdır.' dese, tekzib ve inkâra sapacak."

"İşte, bunun gibi, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın beşeriyeti, o çekirdeğe, o yumurtaya benzer. Ve vazife-i risaletle parlayan mahiyeti ise, şecere-i tûbâ gibi ve cennetin tayr-ı hümayunu gibidir."

"Hem daima tekemmüldedir. Onun için, çarşı içinde bir bedevî ile nizâ eden o zatı düşündüğü vakit, Refref'e binip, Cebrâil'i arkada bırakıp, Kâbe Kavseyne koşup giden zat-ı nuranîsine hayal gözünü kaldırıp bakmak lazım gelir. Yoksa ya hürmetsizlik edecek veya nefs-i emmaresi inanmayacak." (Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, Dördüncü Nükteli İşaret.)

Yumurta tavus kuşuna, çekirdek de ağaca nasıl bir mebde oluyorsa, aynı şekilde Peygamber Efendimiz (asm)'in beşerî ciheti de onun manevi şahsiyetine ve risaletine mebde yani başlangıç oluyor. Sadece çekirdek ve yumurtaya dikkat kesilen bir adam, tavus kuşunun ve ağacın o yumurta ve çekirdekten çıktığını kabullenemez. Aynı şekilde sadece tavus kuşuna ve ağaca dikkat kesilen birisi de yumurta ve çekirdeği kabullenemez. Her iki hâl de ifrat ve tefrittir, ölçüsüzdür. İstikamet ve itidal ise her iki hâle de dikkat kesilmektir. Yani çekirdeği düşündüğü zaman, ağacı da aklında tutmalıdır. Tavus kuşuna baktığı zaman yumurtaya da ara sıra bakmalıdır.

Risale-i Nurlardan istifade etmiş birisinin Hz. Peygamber (asm)'e olan muhabbeti hem istikametli hem de fevkaladedir diyebiliriz. Bu yüzden Nurları ciddi okuyan ve tahkik edenler görürler ki, peygamber aşkı ve sevgisi ancak onun manevi azametini ve büyüklüğünü anlamakla mümkündür. Sahabeler, onun iksir-i nübüvvetinden istifade ettikleri için aşk ve sevgide birinci sıra onlarındır.

Sahabe mesleğinin izinden ve tarzından giden Risale-i Nurlar, sahabelerin mesleğini bu zamanda hakkıyla temsil ediyor. Nur talebelerinin Peygamber Efendimiz (asm)'e olan sevgi ve hürmeti, belki sahabelerinki kadar olmasa da en azından onların tarzını ve istikametini bu zamanda yaşatıyorlar. Aynı zamanda Risale-i Nurlardaki Peygamber sevgisi mutedil ve istikametli bir şekilde izah edildiği için, Ehl-i sünnet ölçülerine tamı tamına mutabıktır. Allah bizi ifrat ve tefrit hallerden muhafaza etsin.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...