"Şimdi bulutlara bak! Yağmurun şıpıltıları manasız bir ses olmadığına ve şimşek ile gök gürlemesi boş bir gürültü olmadığına..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Şimdi bulutlara bak! Yağmurun şıpıltıları, manasız bir ses olmadığına ve şimşek ile gök gürlemesi, boş bir gürültü olmadığına kat’î delil ise hâlî bir boşlukta o acayibi icad etmek ve onlardan âb-ı hayat hükmündeki damlaları sağmak ve zemin yüzündeki muhtaç ve müştak zihayatlara emzirmek, gösteriyor ki o şırıltı, o gürültü gayet manidar ve hikmettardır ki bir Rabb-i Kerîm’in emriyle, müştaklara o yağmur bağırıyor ki 'Sizlere müjde, geliyoruz!' manasını ifade ederler." (Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Yirminci Pencere)
Bu hikmetli ifadelerden sadece iki kelime üzerinde kısaca duracağız: Sağmak ve emzirmek.
Bu kelimeler bize çok harika bir tefekkür ufku açıyor. Şöyle ki:
Güneş'in hararetiyle buharlaşan su zerreleri, sema yüzünde büyük kitleler hâlinde hareket ettikleri gibi yeryüzüne de öylece inseydiler canlılar perişan olurlardı. Her tarafı seller kaplardı ve hayat sukut ederdi. Hâlbuki o bulutlar aşağıya inecekleri zaman koyundan süt sağılması gibi kademeli olarak inerler. Yerdeki bitkiler de bu taneler hâlindeki rahmet tecellilerini çocuğun süt emmesi gibi emerler. Böylece bulutlar yeryüzüne en faydalı ve hikmetli şekilde inmiş olurlar ve canlılara yapılan büyük bir ilahi ihsanı sergilerler.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü