Solak olmak kader midir? Peygamber Efendimizin beddua ettiği sol elle yemek yiyen şahıs bir Müslüman mıydı, bedduanın hikmeti ne olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela, her şeyin kader olduğunu söyleyelim. Fakat kader; ihtiyarî kader, ızdırarî kader diye ikiye ayrılır:

İhtiyarî Kader'de biz isteriz, tercih ederiz, Allah da ona göre yaratır. Burada tercih hakkı bize verilmiştir.

Izdırarî Kader ise; bizim isteme veya tercih etme hakkımız yoktur. Mesela, hangi anne babadan doğacağımız, nerede doğacağımız, esmer mi beyaz mı olacağımız gibi. Burada tercih hakkımız olmadığı için, bunlardan meydana gelecek şeylerden de mesul değiliz.

Solak olma konusu da ızdırarî kadere girer, çünkü irademiz dışında verilmiştir. Fakat birçok solağın zamanla zor da olsa sağ elle yemek yemeye alıştıkları çoklar tarafından müşahade edilmiştir. Dolayısıyla; solak olmak ızdırarî kaderdir, fakat iradenin biraz zorlanmasıyla sağ elle yemeye başlanılabilir.

Peygamber Efendimiz (asm)'in bedduasında da yalana mâni olarak verilen bir ceza söz konusudur. Çünkü Resulullah Efendimdimiz (asm) o kişiye “Sağ elinle ye!..” diye emreder; o ise, elini kaldırabildiği halde “Sağ elimi kaldıramıyorum, sağ elimle yapamıyorum.” diye karşılık verir. Peygamber Efendimize (asm) karşı yapılan bu hürmetsiz ve yalancı tavır karşısında “Kaldıramayacaksın!..” demekle, çok hikmetli ve şefkatli neticeler mevcuttur. Bunlar:

1. Yalanın iyi bir şey olmadığı ve insanı cezaya müstehak bırakacağı haberi var.

2. Ahirette bu şahsa verilecek olan cezanın dünyada verilmesiyle, hakkında bir beddua değil, aksine onun için bir duadır.

Sol el ile bir şeyler yeyip içmek haram değildir; ancak Habib-i Kibriya Efendimizin (asm) yemek adabına uymadığı için, yemek yeme edebine uymamış olur ve sevaptan mahrum kalır. Bu bakımdan çocukları küçük yaştan itibaren sağ elle yemek yemeye alıştırmak gerekir.

Peygamber Efendimiz’in (asm) yanında yemek yiyen bu zatın Büsr İbni Râî’l-Ayr olduğu söylenmektedir. Sahâbeye dair bazı kitaplar onun adını zikretmekle beraber hayatı hakkında bilgi vermemektedir. Bu zatın yeme içme adabı hakkında bilgisi olmadığı için sol eliyle yediği hatıra gelebilir. Fakat onun Resûl-i Ekrem (asm)’in “Sağ elinle ye!” diye uyarması üzerine, "Yapamıyorum." diye cevap vermesi, sağ elle yeme edebi hakkında bilgi sahibi olduğunu göstermektedir. Onun bu davranışını yorumlayan ravinin, "Kibirinden dolayı böyle söyledi." diye durumu açıklaması da gösteriyor ki, bu zat İslâmi edebi bildiği halde peygamber buyruğuna aykırı davranmıştır.

Peygamber Efendimiz (asm) İslam düşmanlarına bile, yaptıkları kötülükler sebebiyle pek nadir olarak beddua etmiştir. Onun bir Müslümana beddua ettiği görülmemiştir. Büsr İbni Râî’ye beddua etmesinin sebebi ise, onun aşırı derecede kibirli olması ve Allah’ın Elçisi’nin (asm) uyarısına rağmen bildiğinden şaşmamasıdır. Resûlullah’ın, kendisine son derece saygısız davranan bedevîleri birçok defa hoşgörüp bağışlaması, onların bilgisizliği ve görgüsüzlüğü sebebiyle idi. Fakat bu zatın peygamber sözü dinlememesi, onun tavsiye ettiği doğruyu benimsememesi, yapabileceği hâlde yapamıyorum diye itiraz etmesi beceriksizliğinden değil, şeytanın en belirgin özelliği olan kibir ve gururundan kaynaklanmaktaydı.

Bir müslüman günahkâr olabilir. Allah’ın ve Peygamber’in (asm) buyruklarını yapmayabilir. Hatta işlenmesi yasak edilen günahları işleyebilir. Fakat asla kibirli olamaz. Peygamber’ine karşı ise hiçbir şekilde kibirli davranamaz. Bir Müslüman için Peygamber’ine kibirli davranmanın affedilecek yanı yoktur. Kâdî İyâz bu sebeple o şahsın münafık olduğunu ileri sürmüş, ancak Nevevî gibi bazı âlimler bunu doğru bulmamışlardır.

Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Sağ elle yemek Peygamber Efendimiz’in sünnetidir. Peygamber sünnetine uygun yaşamak, bir müslümanın en başta gelen görevidir. Sağ elin rahatsızlığı veya kesilmiş olması sebebiyle sol elle yenilebilir.

2. Kibir, ayet ve hadislerle yasaklanan çirkin bir huydur.

3. Dinin buyruklarına bile bile karşı gelen birine beddua edilebilir.(Riyazü's-Salihin - İmam Nevevi, Tercüme ve Şerhi, Erkam Yay., III. Cilt, Hadis No: 614.)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 30.137
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Vbdestabe
Zahiren çirkin olan durumların perde arkasında Rahmet-i İlahiyenin Hikmeti-Rabbaniyenin cilveleri vardır. Kehf suresindeki Hızır ve Musa Aleyhimüsselam'ın maceraları buna en Ahsen misali teşkil etmektedir. Her şeyden evvel o adam sol elle yemek yiyip peygambere itaat etmediği için zahiren bir belaya ama batınen bir nimete mazhar olmuştur. Her şeyden evvel bu hadis bir mucize idi. Hem muhakkak bir surette o sahabinin imanı inkişaf edip sulehalardan olmuştur ve ordaki bu mucizevi hadiseye şahit olanlarında imanını inkişaf etmiştir. kim bilir daha o zamandan bu zamana kadar kaç kişi bu hadiseyi işitip imanlarını kuvvetlendirmiştir. Ve keza basar ile degilde basiretle bakan nazar-ı beşer daha bir çok hikmet ve rahmetleri okuyabilir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...