"Şu sual sahibi, hakikî kemâli bilmiyor, yalnız nisbî bir kemâl zannediyor..." Hakikî kemâl ile nisbî kemâlin farkına da değinerek devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şu sual sahibi, hakikî kemâli bilmiyor, yalnız nisbî bir kemâl zannediyor. Halbuki, gayra bakan ve gayra nisbeten hasıl olan meziyetler, faziletler, tefevvuklar hakikî değiller; nisbîdirler, zayıftırlar. Eğer gayr nazardan sakıt olsalar, onlar da sukut ederler."

"Meselâ, sıcaklığın nisbî lezzeti ve fazileti, soğuğun tesiriyledir. Yemeğin nisbî lezzeti, açlık eleminin tesiriyledir. Onlar gitse, bunlar da azalır."

"Halbuki, hakikî lezzet ve muhabbet ve kemâl ve fazilet odur ki, gayrın tasavvuruna bina edilmesin, zâtında bulunsun ve bizzat bir hakikat-i mukarrere olsun."(1)

Hakikî kemâl başkalarına göre olmayıp zâtında mevcut olan kemâl demektir. Dersin devamında bu konuda yirmiye yakın misal veriliyor. Bunlardan sadece birisi olan “hüsn-ü basarı” yani görmenin güzelliğini misal alarak konuşalım.

Bir insanın görme duygusuna sahip olması onun için bir güzellik ve bir kemâldir. Bu kemâl zâtî bir kemâldir. Yani, görmenin kendisi bir kemâldir, başkaların görüp görmemesi bu kemâli ne artırır, ne noksan eder. İnsanın görmesinin kemâli, taşların, ağaçların görmeyip onun görmesi cihetiyle değildir, yani bu kemâl gayre bakmaz. Faraza bütün bitkiler ve cansız eşya da görseler onun görme kemâlinde bir noksanlık olmaz. Yine, faraza bütün insanlar kör olsalar onun görme duygusunda bir artma olmaz.

Başkasına nisbetle mevcut olan kemâller hakikî kemâl değillerdir. Üstadımızın beyan ettiği gibi, “Eğer gayr nazardan sakıt olsalar, onlar da sukut ederler.”

Buna dair iki misal veriliyor. Birisi üzerinde kısaca duralım:

“Sıcaklığın nisbî lezzeti ve fazileti, soğuğun tesiriyledir.”

Sıcaklıktan alınan lezzet nisbîdir. Hava ne kadar soğuk olursa, sıcaklık da o kadar fazla sevilir. Soğuk hiç olmasa sıcaklık nedir bilmeyiz ve ondan bi lezzet almayız. Hakikî lezzetler böyle değildir, onun zıddı hiç olmasa da lezzeti ne ise odur, onda bir değişme söz konusu olmaz.

"Halbuki, hakikî lezzet ve muhabbet ve kemâl ve fazilet odur ki, gayrın tasavvuruna bina edilmesin, zâtında bulunsun ve bizzat bir hakikat-i mukarrere olsun."

Hakiki lezzet zıddı ile bilinen lezzet değil, bizatihi olan lezzettir. Yani bir şey hiçbir zıddı olmadığı hâlde leziz olabiliyor ise, o şey hakiki lezzettir. Ama bir zıddı ile veya başka bir lezzet ile anlaşılıyor ise, o lezzet eksik ve noksandır.

Mesela, sıcaklık nimeti soğukluk ile anlaşılır, yani sıcaklığın kıymetini soğukluk belirler; öyle ise sıcaklık bizatihi bir lezzet değil soğukluk ile kaim olan bir lezzettir.

Allah’ın sonsuz kemali, sonsuz cemali, sonsuz rahmeti bizatihi kemal, cemal ve faziletlerdendir; yani başka bir şeyin yardımı ya da kıyası ile anlaşılan güzellikler sınıfından değildir. Sıcak, soğuk ile anlaşılır, ama Allah’ın cemalinin anlaşılması için başka bir vasıta gerekmiyor.

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...