"Şu zamanda, bitarafane muhakeme sureti altında çokları imanını kaybediyorlar." Bu zamanın tahsisinin hikmeti nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“İşte ey şeytan! Senin rağmına ehl-i hak ve insaf bu suretteki hakikatlı muhakeme ile muhakeme ederler. Hattâ en küçük bir delilde dahi Kur'ana karşı îmanını ziyadeleştirirler. Senin ve şâkirdlerinin gösterdiği yol ise: Bir kere beşer kelâmı farzedilse, yâni Arş'a bağlanan o muazzam pırlanta yere atılsa; bütün mıhların kuvvetinde ve çok bürhânların metânetinde birtek bürhân lâzım ki, onu yerden kaldırıp arş-ı mânevîye çaksın... Tâ küfrün zulümatından kurtulup, îmanın envarına erişsin.’’

"Hâlbuki buna muvaffak olmak pek güçtür. Onun için senin desisen ile şu zamanda, bîtarâfâne muhakeme sureti altında çokları îmanını kaybediyorlar." (Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Birinci Mebhas.)

Üstad Hazretleri Mektubat'ın iki ayrı yerinde, eski zamanla bu zamanın mukayesesini şöyle yapıyor:

"Bilirsiniz ki; eğer dalalet cehaletten gelse, izalesi kolaydır. Fakat, dalalet fenden ve ilimden gelse, izalesi müşküldür. Eski zamanda ikinci kısım binde bir bulunuyordu. Bulunanlardan, ancak binden biri irşad ile yola gelebilirdi. Çünkü öyleler kendilerini beğeniyorlar, hem bilmiyorlar hem kendilerini bilir zannediyorlar." (bk. age., Beşinci Mektup.)

"Eski zamanda, esasat-ı imaniye mahfuzdu, teslim kavi idi. Teferruatta, ariflerin marifetleri delilsiz de olsa, beyanatları makbul idi. Fakat, şu zamanda dalalet-i fenniye, elini esasata ve erkâna uzatmış …" (bk. age., Yirmi Sekizinci Mektup)

Üstad Hazretleri, fen bilgilerinin, “mana-yı ismiyle” verilmesinin, yani bu kâinatı Allah’ın eseri, ondaki varlıkları da onun kudret mektupları olarak düşünmeden eşyayı incelemenin ne gibi büyük felaketlere yol açacağını ta Eski Said zamanında hissetmiş ve dinî ilimlerle fennî ilimlerin birlikte okutulacağı bir üniversite açılması için bizzat padişahın huzuruna kadar gitmiş, fikrini beyan etmiştir.

Maneviyattan uzak bir maarif sisteminde insanlar gitgide tabiata, maddeye, sebeplere olduğundan fazla ehemmiyet veren bir ruh haletine girerler.

Böyle insanlar; “Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise manevîyatta kördür.” hükmünce, madde âleminde görmedikleri hakikatlere hemen itiraz ederler.

İşte şeytan, bu zamanın böyle maneviyattan uzak kalmış kişileri her konuda olduğu gibi, Kur’an'ın Allah kelamı olduğu hususunda da rahatlıkla şüpheye düşürebilir.

Sualde geçen “Şu zaman” tahsisi bunun içindir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 4.234
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...