"Sûre-i Ve’l-Asr’in dağ meyvesi namındaki nüktesine bir haşiyedir." mektubunda 1560 ve 1561 tarihleri geçiyor. Başka yerlerdeki 1542-1545 tarihleri ile vech-i tevfiki nedir?

Soru Detayı

- Ahir zamandan haber veren mühim bir hadis diye "La tezalü taifetün" diye (Kastamonu Lahikası sayfa 26da hani Risale-i Nur hizmetinin 1506'ya kadar galibane 1542'ye kadar mağlubane ve 1545te Allahu Alem kıyametin kafirin başında kopacağını belirtmişti. Ama sayfa 204 de ise Fatiha Suresinden ve Asr Suresinden ebcedi ile hizmetin 1547 ve 1577'ye kadar süreceğini belirtmiş. Sayfa 205'te de 1561 ve 1560 tarihlerine kadar surecek diyor. Aradaki farkın sebebi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Efendimiz (a.s.m), kıyametin kopması ile ilgili şöyle buyuruyor:

"Benim ümmetimin ömrü 1.500 seneyi pek geçmeyecek."(1)

İmam-ı Suyuti gibi bazı muhakkikler de bu gibi hadislerden yaptıkları istihraçlarda "Bu ümmetin ömrü bin (1000) seneyi geçecek fakat bin beş yüz (1.500) seneyi aşmayacaktır."(2) manasını çokça işlemişlerdir.

Demek esas olan; ümmetin ömrünün yaklaşık 1500 sene olacağıdır. Bundan sonrası farklı olabilir. Bunun sebebi de kıyametin ne zaman kopacağının sadece Allah (c.c) tarafından bilinebileceği hakikatidir ki, bu manayı incitmemek gerekir.

Üstadımız ise ayet ve hadislerden yaptığı istihraçlardan farklı tarihler çıkarır. Bu da bir zenginliktir. Çünkü kıyametin vaktini Allah saklamıştır ve bu vakti kimse tam olarak bilemez.

İşte Üstad'ın ayet ve hadislerden yaptığı istihraçlardan getirdiği yorumlar ve birbirinden farklı tarihler:

1. لاَتَزاَلُ طَاۤئِفَةٌ مِنْ اُمَّتِى ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ حَتّٰى يَاْتِىَ اللهُ بِاَمْرِهِ hadisinden yaptığı istihraçtır: "Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar (yani kıyâmetin kopmasına kadar) hak üzerinde galip olacaktır.” Bu hadis-i şerif, hadis kaynaklarında bu lafızlarla rivayet edildiği gibi, aynı mânâyı ifade eden farklı lâfızlarla da rivayet edilmiştir.(3)

a. لاَتَزَالُ طَاۤئِفَةٌ مِنْ اُمَّتِى -şedde sayılır, tenvin sayılmaz- fıkrasının makam-ı cifrîsi bin beş yüz kırk iki (1542) ederek nihayet devamına ima eder.

b. ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ -şedde sayılır- fıkrası dahi, makam-ı cifrîsi 1506 edip, bu tarihe kadar zahir ve âşikârâne, belki galibane,

c. sonra tâ ‘kırk iki (42)’ye kadar gizli ve mağlûbiyet içinde vazife-i tenviriyesine devam edeceğine remze yakın ima eder.

d. حَتّٰى يَاْتِىَ اللهُ بِاَمْرِهِ -şedde sayılır- fıkrası dahi, makam-ı cifrîsi 1545 olup kâfirin başında kıyâmet kopmasına ima eder. لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللهُ

2. Fatiha suresinden yaptığı istihraçtır. Şöyleki: "Fatiha’da صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ (“Doğru yol.” Fâtiha, 1/6.) ashabının tâife-i kübrâsını târif eden اَلَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ (“Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun kimseler.” (Fâtiha, 1/7) fıkrası, şeddesiz bin beş yüz altı (1506) veya yedi (7) ederek, tam tamına ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ (Hak üzerinde galip olacaktır.) fıkrasının makamına tevafuku ve mânâsına tetabuku ve şedde sayılsa لاَتَزَالُ طَاۤئِفَةٌ مِنْ اُمَّتِى (“Ümmetimden bir taife Allah’ın emri gelinceye kadar) fıkrasına üç mânidar farkla tam muvafakatı ve mânen mutabakatı, bu hadisin imasını teyid edip remiz derecesine çıkarıyor. Ve müteaddit âyât-ı Kur’âniyede صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ kelimesi, bir mânâ-yı remziyle Risaletü’n-Nur’a mânâca ve cifirce ima etmesi remze yakın bir ima ile Risaletü’n-Nur şakirtlerinin taifesi, âhirzamanda o taife-i kübrâ-i âzamın âhirlerinde bir hizb-i makbul olacağını işâret eder diye def’aten birden ihtar edildi." لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللهُ * وَالْعِلْمُ عِنْدَ اللهِ 15

3. Asr suresinden yapılan istihraç ta şöyledir: "Demek, bu hadis-i şerifin üç cümlesinden herbirisi, bin beş yüz tarihine ve mücahedenin ne kadar devam edeceğine dair işaretlerine, aynen bu اَلَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ (“Ancak îmân eden ve güzel işler yapanlar müstesnâ.” (Asr, 103/3) -şedde sayılmazsa- bin beş yüz altmış bir makamıyla, hem وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ (“Birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler. (Asr, 103/3) -şedde sayılır fakat بِالصَّبْرِ da lâmdır- bin beş yüz altmış makamıyla iştirak edip, o taife-i azimenin mücahedatları ne kadar devam edeceğini mânâ-yı işârî ve cifriyle gösterirler.

Üstadımız bu üç istihracı yaptıktan sonra şu ifadeyi ekler: "Ve Fatiha ve hadisin irae ettikleri tarihe, makam-ı ebcedleriyle takarrüp edip, farklı bir derece tevafuk ederler ve mânâlarıyla da, tam tetabuk ederek, parlak bir lem’a-i i’câziye-i gaybiyeyi gösteriyorlar."

Sonuç olarak şunlar söylenebilir:

Fatiha ve hadisin irae ettiği tarih 1506-1545 tarihleridir ve esas olan tarih de bu tarihtir. Ve'l Asr suresinde zikredilen 1560-1561 tarihleri ise bu tarihlere takarrüp (yaklaşan) eden tarihlerdir ki bu tarihler mana açısından o zaman dilimine işaret etmekle birlikte rakamsal anlamda “farklı bir derece tevafuk” ediyor. Yani on altı yıl gibi bir inhiraf bulunuyor ki bu büyük bir zaman diliminde üstelik kıyamet gibi gaybi bir hususta önemli bir farklılık sayılmaz. Bu tarihi de hem "Ümmetimin ömrü 1500 seneyi pek geçmeyecek" hadisine bir delil hem de Üstadımızın bulduğu 1545 tarihine de çok yakın olması hasebiyle manaya kuvvet katmaya vesile olmaktadır.

Yani 1560 - 1561 tarihleri, 1542 - 1545 tarihlerini zaman dilimi açısından teyit eden bir karine ve ipucu olarak değerlendirmek gerekir. Yoksa zahirde müşkülküşa bir zorluk bulunuyor.

Dipnotlar:

(1) bk. bk. Suyuti, el-Keşfu an Mücavezeti Hazihil Ümmeti el-Elfu,el-havi lil Fetavi,Suyuti. 2 / 248,tefsiri Ruhul Beyan. Bursevi.(Arapça) 4 / 262, Ahmed bin Hanbel.İlel.sh.89.
(2) bk. Kıyamet Alametleri, s. 299; Celaleddin Suyuti'nin "El-Kesfu Fi Mücazeveti Hazin el-Ümmeti El Elfe Ellezi Dellet Aleyh el-Asar."
(3) bk. Buhari, İ’tisam: 10; Müslim, İman: 247, İmâre: 170, 173, 174; Ebû Dâvud, Fiten: 1; Tirmizî, Fiten: 27, 51; İbni Mâce, Mukaddime: 1, Fiten: 9; Müsned, 5:34,269, 278, 279; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:449-450, 550.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...